Merkel’den Maraş’a - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Nisan 23, 2024
Köşe Yazarları

Merkel’den Maraş’a

Angela Merkel ismi ile müsemma olmayan biri. Meleğe hiç de benzemiyor. Tehlikeli.
Onunla ortaklık yapanların hal-i pür melâli ortada. Analarından emdikleri süt burunlarından geldi.
2005’te Sosyal Demokratlar Merkel’le koalisyon hükümeti kurdu. İki büyük partinin kurduğu “büyük koalisyon”. 
2009 seçimlerinde Sosyal Demokratlar hezimete uğradı. İkinci dünya savaşından sonra yapılan seçimlerde en düşük oyu aldılar. Hala kendilerine gelemediler. Bu seçimlerde de ikinci en düşük oyu aldılar. İlerleme var ama kaplumbağa yürüyüşü.
2009 seçimlerinden sonra Hür Demokratlar, ablaları Merkel’le bir koalisyon oluşturdular. Hür demokrat liberallerin akıbeti daha korkunç oldu. Barajda boğuldular, parlamentoya giremediler.
Aslında Yeşiller ile Sol Partinin gidişatı da pek iyi değil. Baraj seviyesine düşüyorlar.
Son seçimleri açık ara farkla Melek Hanım’ın Hristiyan Demokratları kazandı ama tek başlarına hükümet çoğunluğu sağlayamadılar. (Almanya’daki partilerin sağcısı da solcusu da ya da solcu gibi görünenleri de demokrat. “Demokrat” kelimesinin bir hikmeti olmalı.)
Almanya’da “büyük koalisyon” gene gündemde. Sosyal demokratlar bir açmazda kalacaklarmış gibi görünüyor. Koalisyona katılsalar da katılmasalar da kaybedecekler.
Katılmasalar ülkeyi hükümetsiz bırakıyorlar diye suçlanacaklar. Erken seçimin fazla bir şey değiştirmeyeceğini herkes kabul ediyor.
Katılsalar, o kadar küçüldüler ki kendi politikalarını Merkel’e kabul ettirme olanakları yoktur. Onunla gerdeğe girenlerin hali de malum.

Kulüp başkanları
Şu kulüp başkanları ne mühim adamlar. Hepsi zengin, akıllı, becerikli vs. vs. Bulunmaz Hint kumaşları.
En büyük iki kulübün başkanlarına bakıyorum; birinde Ünal Aysal ötekinde de Aziz Yıldırım var. Karakter olarak birbirlerine benzemiyorlar ama ikisi de dünya alemi aptal sanıyor. Sanmak ne kelime aptal yerine koyuyorlar.
Aziz Yıldırım’ın kulübüne sürdüğü lekeyi es geçiyorum. Adam Alex’i kovmayı kafasına koymuş. Ne var ki taraftar onu çok seviyor. Daha geçenlerde heykelini yaptırmış. Bir bahane bulmak lâzım. Ve bir bahane uyduruyor.
Alex’i makamına konuşmaya çağırmış. Alex 10 dakika geç gelmiş. Beyefendiyi bekletmiş. (İstanbul trafiğinde randevulara geç kalmak vaka-yı adiyeden sayılmıyor muydu?) Bu yetmiyor muş gibi huzurunda ayak ayak üstüne atmış. (Ne ayıp!) Üstelik telefonunda mesaj göndermiş.
– Doğru mu Samet?
Ünal Aysal, Fatih Terim’i yollatmayı kafasına koymuş. Onu istifa ettirmek için epey uğraştı. Fatih kaçın kurası, bir inat bir murat, istifa etmedi. En sonunda onu kovmak zorunda kaldı.
Ne var ki Fatih adı Galatasaray ile özdeşleşmiş. Antrenör olarak kulübe altı şampiyonluk kupası kazandırmış. Bazı hareketlerini beğenmese de taraftar onu tutuyor. Bir bahane bulmak gerekiyor ve bulunuyor.
Başkan, Fatih’e telefon açmış, o ise yanıt vermemiş. Mesaj göndermiş ama geri dönmemiş. Saat 6:00’ya kadar beklemiş, Fatih’ten ne haber ne hacı. Bu da barağı taşıran son damla olmuş. 
Ne yazık ki Aysal’ın olayları doğrulatacak bir Samet’i yoktu. Her iki başkanın da egosu göbeklerinkinden daha şişkin. Fatih’inki onlarınkinden şişkin. Şişkin egoların çatışmasından maraza doğar.
Olanlar kulüplere olur.


Maraş, Maraş olalı böyle zulüm görmedi
Maraş, bütünlüklü çözümün bir parçasıdır. Amenna.
Ama biz 1979 Denktaş-Kipriyanu doruk toplantısında Maraş’ı açacağımıza dair söz vermiştik. Bunu nedense kimse hatırlamıyor. İşimize gelmediği için olmalı.
O bir yana, görüşmelerin yeniden hareketleneceği bu günlerde güçlü tarafın böyle bir jestte bulunması fena mı olur? Bir yerden başlamak gerekirse Maraş en uygun yerdir.
Üstelik her iki tarafın ekonomisinin acınacak halde olduğu bu zamanda Maraş’a yapılacak yatırımlardan her iki taraf da kârlı çıkacak.
Ölü bir kenti ayakta tutmanın anlamı var mı?

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar