Memnun olmaları memnunluk vericidir

29 Kasım 2017 Çarşamba | 11:19
Ahmet Okan
Kıbrıs Town Houses

Böyle zamanlardı, yağmur yağar, her yer ıslanır, yağmur suları dar sokaklardan kenar kenar yol bulur, bulutlar Beşparmaklara tül perde gibi iner, Lefkoşa kış günlerine hazırlanırdı.

Güneş yok ama hava ılık; deniz mutedil dalgalı, ufuktan belli belirsiz bilinmeyen yerlerde şimşekler çakar dururdu.

Henüz partiler falan yoktu, siyaset tek elden yapılırdı, demokrasi belki yazılır çizilir ama hayat bulması zor zanaattı…

Bir düşünür “Demokrat dediğimiz sonunda, rakibinin haklı olabileceğini kabul eden adamdır” der.

Burada “adam” sözünü “insan” olarak düşünmekte yarar var!

Aksi taktirde düşünürün bu sözü erkek egemen bir anlayışı anımsatır ki demek istediği bu olmasa gerek.

O demokratlara günümüzde bile pek rastlanmamıştır…

Böyle zamanlardı, siyaset sonbaharla birlikte kızışırdı, günümüzde olduğu gibi yaz ayları ölü sayılırdı, herkes bir köşeye çekilir, uzun geçecek yazın bitmesini beklerdi.

Siyaset tek elden yürütülürdü demişsek, muhalefet yapanlar da yok değildi.

Ki dönem olurdu, bu kelle koltukta gitmek demekti.

İnsanların en büyük eğlencesinin sinemalar olduğu zamanlarda, bu yerler kitleleri galeyana getirmek için kullanmaya müsait yerlerdi.

Dönem böyleydi.

Bir Taksim mitingi yapılacağında ya da buna benzer olaylarda sinemalara giden ahaliye haber salınır, sinemalardaki hazır kitle meydanlara taşınırdı.

Zaten ahalinin öyle bir yapısı vardı ki, en azından çoğunluğuna gel desen gelir, git desen giderdi, o haldeydi…

Ama bizim konumuz böyle zamanlarda yağan yağmurdur, demokratlar değildir ne de o Taksim dönemleri.

O sözü edilen demokratların yetişmesi için belli ki vakit henüz erken!

Eskiden zaman zaman çok yoğun yağmurlar yağar, bu yağmurlar Surlariçi Lefkoşa’da taşkınlara neden olurdu.

Neydi ki o kent?

Bir keresinde yazmıştık:

Özellikle Gölek bölgesi çukur bir alanda olduğundan, orası bir anda sularla dolardı.

Fakat o taşkın suların herhangi bir evi bastığı, sular altında bıraktığı görülmemiştir.

İngiliz döneminde yapılan kanalizasyonlar yarım insan boyu olduğundan, yağmur suları bu kanallar vasıtası ile hisar altlarına boşalır,  Lefkoşa’nın içi tez bir vakitte taşkın sulardan kurtulurdu…

Şimdi yağmur yağdığında, ki sıradan bir yağmurdan bahsediyoruz, çeşitli bölgelerde kanalizasyon yetersizliğinden atık sularla boğuşmak sıradan bir hal aldı.

Kimsenin de pek umurunda değil.

Yeni yerleşim yerlerinde inşaat inşaat üstüne yapıldığından var olan sistemler de ahalinin bokunu karşılayamıyor, çünkü bu hesapta yok!

Partilerin, türlü sendika ve sivil örgütlerin, belediyelerin, hükümetlerin ve muhalefet edenlerin enflasyonu yaşanırken, herkesin el el üstünde oturması ada insanının tarihsel karakterine uygun bir durumdur, hayret edilecek bir şey yok…

Diyeceğim,

Ahali bokunun içinde oturmaktan memnundur!

Memnunsa memnundur.

Durum budur…

Sinemalar da olmayınca, ahalinin ikide birde meydanlara taşınması elbette zordur!

Memnun olmaları da memnunluk vericidir!