Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MEMLEKETİ KURTARMA LAFAZANLIĞI…

Havadis, pazar günü boşanma istatistiklerini yayımladı.

Yüzde 69.
Her yüz evliliğin altmış dokuzu boşanma ile sonuçlanıyor.
Anlayacağınız yaz aylarında gittiğiniz on düğünden yedisi boşandılar bile.
Bu rakamların özellikle aile sorunlarıyla ilgilenen sivil toplum örgütlerini ayağa kaldıracağını zannettim.
Yanılmışım.
Bugün itibarıyla henüz bir tanesinden bile tek ses çıkmadı.
Bendeki bilgi eksikliğinden dolayı rakamın düşük olduğu vehmine kapıldım.
Öyle ya kendi kendime “panik” yapmış olabilirdim.
Değilmiş. 
Avrupa Birliği’nde boşanma ortalaması yüzde 40 civarında.
Belçika’da yüzde 75; Estonya’da 70; Çek Cumhuriyeti’nde 67; İsveç’te 54,1; Almanya’da 52,1; Fransa’da 45,7; Hollanda’da 39,7; İspanya’da 20,1; Yunanistan’da 19,6; İtalya’da 15,4; İrlanda’da 12,9…
Avrupa’nın ötesi Amerika’da boşanma oranı yüzde elliye dayandı ve merkezi hükümet, sivil toplum örgütleriyle birlikte acil çalışmalar yapmaya başladı.
Avrupa Birliği ve Amerika’nın çok çok üstünde boşanma oranlarına sahibiz.
Peki bu evlilik kurumunu nasıl etkiliyor?
Ve daha önemlisi aile yapısını.

      ***

Günümüz dünyasında evliliğin artık bir kurum olmaktan çıktığını düşünüyorum.
Öyle ya, bir arada yaşamak için karar verenlere devletin şart-şurt koşmasına gerek yok.
Önemli olan gönül birlikteliğidir yoksa yasal kuralların işe yaramadığını boşanma oranlarından görebiliriz.
Yasal düzenlemelerle kadının ya da erkeğin hakları teminat altına alınabilir. İlla ki evlilik akdi imzalayıp evlilik belgesi almaları şart değil.
Evlilik kurumu günümüz koşullarında demode olabilir ama aile yapısı üzerinde durup düşünmek gerekir.
Bu denli yüksek boşanmaların özellikle çocuklar açısından büyük mağduriyetler yaratıp yaratmadığına bakmak gerekir.
İstatistik fakiri ülkemizde boşanma nedenlerinin detaylarına ilişkin elimizde bilgi yok.
Boşanmaların çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin ise hiç yok.
Dolayısı ile nasıl bir nesil yetiştiğini de bilemiyoruz.

      ***

Her Allah’ın günü memleketi kurtarma adına gazetelerden ve televizyonlardan eksik olmayanlar içindir lafım.
Bir nesil gözlerimizin önünde kayıp gidiyor ama yapılan sadece lafazanlıktır.
Her 23 Nisan’da “çocuklar bizim her şeyimizdir” lafazanlığı.
Her 19 Mayıs’ta “gençler geleceğimizdir” lafazanlığı.
Memleketin hali işte budur…