Lefke sorumlumuz Gürsel Karagözlü ile Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya bir araya geldi.
Gürsel abi sordu, Kaya cevapladı.
Borca bakar mısınız?
50 milyon TL.
10 bin 500 nüfusu var Lefke’nin.
Kişi başına düşen borç 4 bin 761 TL.
Nasıl olur?
Denetim olmazsa, olur.
20 yıldan fazla Lefke’yi yöneten Mehmet Zafer, hiç denetlenmemiş.
İstediğine, istediği gibi ödeme yapmış…
İstediğinden, istediği gibi borçlanmış.
Tam anlamıyla, “Hükmü Garaguşi…”
İstediğine ileri tarihli çek kesmiş…
Dahası var…
220 bin TL olan overdraft 450 bin TL’ye kadar kullanılmış.
Bu da belediyenin yüksek miktarda ekstra faiz ödemesine neden olmuş…
Peki, denetlendi mi?
Hayır…
Neyi bekliyorsunuz…
Olacak iş değil.
Kimin, bir kenti bu kadar pervasızca borca sokma hakkı var.
Yıllardır, UBP’li olmayan Lefke Belediye Meclis Üyelerinin isyanı var.
Raporları var…
Rakam rakam açıklamaları var.
Tinne… Yani, “yok”… Hiçbir tepki yok.
Başbakanlık’tan yok…
Sayıştay Başkanlığı’ndan yok…
Başsavcılık’tan yok…
İçişleri Bakanlığı’ndan yok…
Maliye Bakanlığı’ndan yok.
Ve sıkı durun…
Yeni bir başkan göreve başladı, “gelin denetleyin” çağrısına da yanıt yok.
2 aydır.
Canım acıyor, biliyor musunuz?
Lefkeliler adına üzgünüm…
Ülke adına üzgünüm.
Hiçbir belediye başkanı bu kadar “pervasızca” hareket etmemeli.
Bu kente yazık değil mi?
Kötü bir yöneticinin bıraktığı miras, nesiller boyu Lefke’yi yakacak.
Tarihi Lefke kenti, bugün mahalle mahalle, sokak sokak dökülüyor…
Kimsenin canı acımıyor…
Ve bu tabloyu yaratan Mehmet Zafer, hiçbir şey olmamış gibi gezecek, tozacak, Lefkelilerle kucaklaşacak.
Kimse hesap sormayacak, o da hesap vermeyecek…
Devletin “hesap sormak” ve “hesap kesmek” için var olan kurumları da bir işe yaramayacak.
***
Polis devrede, disiplin soruşturması askıda
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, Kurdelen Canselen’in mailine düşen altı sayfalık “özel bir şirkete ait, ihaleye müdahale amacı” taşıyan mailden 27 gün sonra haberdar olduğunu söyledi.
Dün yaklaşık bir saat konuştuk.
“Öğrenir öğrenmez, hemen ihaledeki görevinden Kurdelen Canselen’i aldım” dedi Akim.
Canselen ise Akim’e, “Bana komplo uyguladılar” bilgisini verdi.
Hatta, daha da ileri giderek, “polisi göreve” çağırdı.
Akim, bu nedenle, Kurdelen Canselen’e “disiplin soruşturması” açılmasına rağmen ileriye götürülmediğini söyle4di.
Şimdilik.
Zira, polisin soruşturması bekleniyor. Polis çok sayıda ifade aldı.
Mailleri inceledi.
Düşünün, Kurdelen Canselen’e altı sayfalık bir mektup geliyor.
104 saniye sonra, başka bir mühendise aktarılıyor. Oradan başkasına…
Canselen, “Ben 3 gün sonra gördüm” diyor.
Oysa, tam 104 saniye sonra Canselen’in bilgisayarından, başka bir bilgisayara aktarma yapılıyor mail yoluyla.
Tuhaf bir süreç.
Akim, “Kural gereği, polis soruşturmasını bekliyoruz. Bu soruşturmanın ardından, Kıb-Tek yönetimi olarak disiplin soruşturmasına devam edeceğiz. Ama önce, polisi beklemek durumundayız” diyor.
Umarım, polis çok bekletmez.
***
Lütfen, birazcık insana saygı
Dün Havadis’in manşetindeydi.
Su Projesi kapsamında her taraf kazılıyor.
Kazılsın.
Hiç umurum değil.
Kazılacak elbette.
Bu projeye destek vermemek gibi tavrım yok.
Ancak, bir süredir çalışmalar Hamitköy kavşağı yakınlarında devam ediyor.
“Alternatif bir yol yaratılsın” demem… Diyemem. Salak mıyım? Havadan köprü yapılacak değil elbette.
Ancak…
Çalışmalar saat 07.00’de başlıyor…
Mesai bitimiyle, makineler işin bittiği yerde söndürülüyor…
Ertesi sabah devam ediliyor.
Üstelik işi yapan Karayolları Dairesi olsa, anlayacağım. “Ek mesai ödeyemeyeceği için” mesai çalışıyor.
Özel şirket, esnek çalışma saatleri uygulayabilir.
Mesela…
Çalışmalar gece saat 20.00’de başlar… Yol, Dumlupınar Köprüsü tarafına verilir kavşaktan…
Sabaha kadar trafik aksatılmaz.
Sabah 07.00’de yol trafiğe açılır. Gün içerisinde trafiğin yoğun olmadığı saatlerde devam edilir.
Böyle değil mi dünyanın her tarafında…
“İlle de eziyet çeksin bu ahali” diyorsanız, o başka…
Karayolları Dairesi, denetim görevini yerine getirmeli. İnsanımızı mağdur etmeyecek bir formül mutlaka vardır.
































