Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mehmet Ali Talat’ı harcamak

Dün, CTP içerisinde görev alan ve sol kanatta yer alan bir dostumla, Kuzey Kıbrıs’ta gelecek yıl yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimini konuştuk. Bu konuşma çok öğretici oldu.

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçimi, özellikle Kıbrıs sorununun, toplumlar arasında ve uluslararası arenada tartışıldığı bu dönemde tarihi öneme sahiptir.
Annan Planı sürecinde, Kıbrıs sorununun uluslararası arenada tartışılmasında, gerek bilgisi, gerekse itibarı dolayısıyla, Mehmet Ali Talat’ın büyük bir popülaritesi oluşmuştu. Bu popülaritenin önemini unutmamak gerekmektedir.
Kıbrıs sorunundaki ilerleme ve gelişmeleri, uluslararası güçlerin çabaları hızlandıracaktır. Bu çabalarda, Kıbrıs Türklerinin etkili bir oyuncu olabilmesi için, uluslararası alanda tanınmış ve güvenilen bir liderin ortaya çıkması gerekmektedir.
CTP yönetimi, eski kadrolarının emeği üzerinde yükseldiğini ve eski kadrolarından mutlaka faydalanması gerektiğini unutmamalıdır.
Kuzey Kıbrıs’ta ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ÖNCÜSÜ olan Sağ Kanat, kendi Cumhurbaşkanı adayını belirleyip, Derviş Eroğlu’nu ön plana getirirken, bu kanat, siyasetini Kıbrıs’ta çözümsüzlük doğrultusunda berraklaştırırken, SOL kanadın, parti içerisinde, hala konuyu tartışması, anlaşılır bir durum değildir.
Siyasette önderlik, kadrolaşmanın yanında çok önemlidir. Önderlik, partinin belirlediği politikanın hayata geçirilmesindeki ana unsurdur.
CTP, öncelikle, Cumhurbaşkanlığı seçiminin niçin önemli olduğunu yeniden düşünmek zorundadır.
Zaman, çok hızlı akmaktadır. Genç kadroların, parti içerisinde yükselme arzularını ve hırslarını anlamak kolaydır. Ancak, partinin başında olanlar, CTP’nin misyonunu da yeniden hatırlamak zorundadırlar.
CTP, Kıbrıs’ta barış ve çözümün öncü partisi olarak ortaya çıktığı için, sıradan insanları kendi bünyesi içerisine alabilmiş ve hızla büyüyerek toplumun umudu haline gelmiştir.
CTP’yi, bir iktidar aracı olarak gören anlayışlar, HALKA, UMUTSUZLUKTAN başka hiçbir şey VEREMEZLER.
Kıbrıs’ta, bu çözümsüzlük devam ettiği sürece, hiçbir güç, iktidara gelemez. Kendi politikalarını hayata geçiremez. Dış güçler ve özellikle Türkiye tarafından, istenmediği anda, devre dışı bırakılabilir.
Bu basit gerçeği anlayamamak, garip bir ruh hali olsa gerek.
Mehmet Ali Talat’ın tarihi rolü, dış politikanın önemini kavraması ve dış bağlantılarının kurulu olması dolayısıyla ÇOK GEREKLİDİR.
Mehmet Ali Talat, uluslararası arenada, çözüm isteyen kişiliğiyle, önemli bir krediye sahiptir. Bu kredinin, Mehmet Ali Talat’ın dışında yeni bir lidere tanınması hiç de kolay bir şey değildir.
CTP önderliği, son yıllarda, strateji ve taktikte çok önemli hatalar yapmaktadır. Bu hataları kısaca özetlemekte fayda vardır.
Parti, çözüm çalışmaları yerine, ülke içerisinde iktidar olma hayalleriyle, kendi içerisinde kavram karmaşasına ve bölünmeye yol açmıştır. Tüm güçlerin, tüm sorunların ana kaynağı olan Kıbrıs sorununda seferber edilmesi yerine, ilkesizlikler ön plana geçmiştir.
Bu ilkesizliğin en önemli noktası, eski kadroların TÜM UYARILARINA RAĞMEN, DP ile hükümet kurmadaki ısrardır.
DP ile hükümet kurmalarının en önemli sonucu, Eroğlu’nu yeniden etkili hale getirip, Kıbrıs sorununda söz sahibi etmeleridir. Bu yetmezmiş gibi, Eroğlu, şimdi daha güçlü bir şekilde, SAĞ’ın tek adayı olarak, gelecek seçimin en büyük favorisi durumuna sokulmuştur.
İkinci büyük hatası, Anayasa’da değişiklik yapıp, REFERANDUMA sokma konusundaki ısrarıdır. Bu ısrar, CTP’nin kadrolarındaki, ileriyi görememenin sonucudur.
Kıbrıs sorununun çözümü durumunda, her iki toplumun, yeni bir Anayasa ile yeni döneme gireceklerini göremeyenler, halka yenilgiden başka ne verdiler.
CTP yönetimi, içinde bulunduğumuz süreci yeniden tahlil ederek, öncelikler konusunda BERRAKLAŞMAK ZORUNDADIR. Bu berraklaşma yapıldığı anda, Parti’nin eski ve yeni TÜM KADROLARI’nın tek hedef etrafında birleştiği görülecektir.
Bölünme ve eski kadroları tasfiye etme ısrarı, yerel seçimlerde. CTP’nin kalesi olan Mağusa’nın, Girne’nin ve Lefkoşa Belediyesi’nin kaybını getirmiştir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Talat’ın ve arkadaşlarının devre dışı bırakılma çabaları da, partiye ve halka çok pahalıya mal olacak ve uluslararası arenada, CTP’yi, çözümcü bir parti görünümünün dışına taşıyacaktır.