Köşe Yazarları

Mavroyannis’in hatırlattıkları







 




Ülkelerin uluslararası arenadaki etkileri ve prestijleri , önemli görevlerdeki temsilcilerine bakılarak da görülebilir.



Dünya artık, iletişim çağı nedeniyle çok küçülmüştür.Bu küçülme demokratik geleneklerin yeniden ortaya çıkmasını tetiklemektedir.

Uluslararası sorunlarda hala 5 büyük ülkenin hegemonyası devam etse de, BM içerisinde yer alan diğer ülkeler de adım adım etkili pozisyonlarda görev almaktadırlar.

Bu yıl Eylül ayında başlayacak BM Genel Kurulu’nun DÖNEM BAŞKANLIĞI için yapılan seçim de çok öğretici olmuştur.

Bu seçimde BİRLEŞMİŞ Milletler Genel Kurulu 71. Dönem Başkanlığı’na Fiji’nin Daimi Temsilcisi Büyükelçi Peter Thomson seçildi. BM Genel Kurulunun Eylül ayında başlayacak 71. Dönem Başkanlığı için Genel Kurulda seçim yapıldı. Oylamada 185 geçerli oydan 94’ünü alan Fiji’li Peter Thomson, Başkanlığa getirildi.

Thomson’ın rakibi Kıbrıs’lı Andreas Mavroyannis ise 90 oy aldı. 7 oy geçersiz sayılırken 1 oy ise çekimser çıktı.

Andreas Mavroyannis’in 90 oy alması çok önemlidir.

Dünyadaki ülkelerden 90’ı Andreas Mavroyannis’i desteklerken, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası kimliğine de dolaylı VURGU yapmışlardır.

Andreas Mavroyannis, Toplumlararası Görüşmelerde, Kıbrıs Rum tarafının da BAŞ MÜZAKERECİSİ’dir.

Uluslararası arenada tanınan Mavroyannis’in, Baş Müzakereci olması, Kıbrıs Türk toplumu için de bir güvencedir.

Uluslararası arenadan oy alabilmek için, insanın politikalarının evrensel olması ve demokratik gelenekleri özümsemiş olması çok önemlidir.

Özdil Nami karşısında böyle bir BAŞ MÜZAKERECİ ‘nin olması, yürütülen toplumlararası görüşmelerinin ilerlemesinde de etkili olmaktadır.

Türkiye de bu seçimden gerekli uyarı ve dersleri mutlaka almıştır.

Bu seçim, Kıbrıs Cumhuriyetinin uluslararası arenada yalnız olmadığını, önemli desteklere ve siyasi etkilere sahip olduğunu yeniden göstermiştir.

Zaten Türkiye, uzun bir süreden beridir, her alanda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımakta ve uluslararası kamuoyunun istediği çizgide durmaktadır.

Kıbrıs Türklerine gelince, içimizdeki ganimetten NEMALANANLAR , boş ve ırkçı hayallerinin, toplumu iyice izole ettiğini kolay kolay anlamak istememektedirler.

Uluslararası kamuoyunun desteğini almadan, kendi ayaklarımız üzerinde durmamız imkansızdır.

Türkiye ile olan ilişkilerde, Türkiye’nin dayattığı koşulları kabul etmemek ve kendi ayaklarımız üzerinde durmak, izlenen bu politikalarla imkansızdır.

Kıbrıs Sorunu çözülmeden, Kıbrıs Türklerinin Türkiye’den dayatılan şartlara karşı mücadele edecek gücü, politikacılar tarafından izlenen teslimiyetçi çizgiyle YOK EDİLMİŞTİR.

Dayatılan koşullara karşı çıkma çabaları ise, teslimiyetçi politikalar nedeniyle devamlı yenilgiye uğramakta, bu yenilgiler ise mücadeleci insanlarda GÜÇ KAYBINA yol açmaktadır.

Türkiye’nin de fiili olarak tanıdığı KIBRIS CUMHURİYETİ’nin bir ortaklık Cumhuriyeti olduğunu yeniden gündeme getirmek ve Kıbrıs Sorununun en erken bir zamanda çözülmesi için, TÜM GÜÇLERİ ÖRGÜTLEMEK, Kıbrıs Türklerinin kaybettikleri ÖZ GÜVENİ yeniden kazanmak için tek yoldur.

Mavroyannis’in çok az bir oyla, BM’nin 71 dönem Başkanlığını kaybetmesinin bize verdiği çarpıcı mesaj, ULUSLARARASI Politikalara yönelmemiz ve dünyanın desteğini alacak önerilerle ortaya çıkmamızın gerekliliğidir.









Başa dön tuşu