Köşe Yazarları

Mavi vurulmadan önce


Böyle yaz başlangıcıydı, birden bire bilmem kaç dereceye çıkan sıcaklıklar daha da sıcak günlerin habercisiydi.

Uzun boylu yaz programı yapmaya gerek yoktu, gidilecek yerler belliydi.

Temmuz ve ağustos aylarında deniz sahillerine çadırlar kurulurdu ki uzun yaz günleri o çadırlarda yaşanacaktı…

Siyaset de mola alırdı.

Ancak bu adada ne olmuşsa hemen hemen yaz aylarında olmuştu; 1571’deki fetih de, İngilizlerin adaya gelişi de, 1974 darbesi ve harekatı da temmuzu seçmişti.

Buna rağmen, yaz ayları kanı, barutu, ölümleri ve kayıpları öngörecek bir mevsim olmamalıydı doğrusu.

Yaz dediğin, deniz mevsimiydi alabildiğine mavi bir mevsim.

Dağlar da başını maviliklere gömerdi, insanlar da…

Fakat gün geldi,

Maviyi vurdular!

Diyeceğim,

Lozan otobüsleri çift vardiya yapardı muhtemelen; motorları sabahın ilk saatlerinden homurdanmaya başlardı.

Sonra ver elini boğaz yolu ve boğazdan ciklos mevkiine ve oradan kıvrılarak maviliklere doğru.

Otobüslere özel arabalar eşlik ederdi; araba radyolarından cızırtılı çıkan müzikler eşliğinde sürerdi kısa deniz yolculuğu…

Zaman mavinin vurulmadığı, üstünden kan akmadığı zamandı ve ahali sündürmelere çarşaf yazardı.

Denize gidilmediği günlerde öğle sıcaklarında sündürmelere ve kapı girişlerine yazılan çarşafların üzerinde biraz kestirmek, biraz öğle uykusu alıp ikindine zımba gibi kalkmak adettendi, zaten o saatler yapacak hiçbir şey olamazdı, tekmil sokaklarda ve caddelerde inler cinler top oynardı.

Siyasetin tekmil geberdiği saatlerdi ki politikacıların ağzına susturucu gibi sokulurdu o en sıcak saatler…

Yere çarşaf yazmak bir deyim (tabir) halinde kullanılıyordu.

“Yaz” sözcüğünün kelime anlamı Türkçe sözlüklerde yaz mevsimi olarak açıklanır ancak, sözcüğün Kıbrıs Türkçesinde etimolojik anlamına bakıldığında “sermek” anlamında kullanıldığı ve bunun da Anadolu ağızlarında yer aldığı görülür.

Orhan Kabataş’ın Kıbrıs Türkçesinin Etimolojik Sözlüğünde “yaz” sözcüğünün kökeni “XIV. Yüzyıl Anadolu Türkçesi metinlerinde yaymak, dağıtmak, açmak” ya da “sermek” anlamında yer alıyor.

Konumuza dönecek olursak,

Henüz mavi paramparça olmazdan önce,

Hayat bit türkü gibiydi yaz aylarında.

Günümüzdeki gibi yaz aylarından ve sıcaklardan ve bu nemden, bu sıkıntıdan bu kadar nefret edilmez, neredeyse cinnet geçirilmezdi.

Maviye gömüldükçe serinlerdi insanlar; her yer onlarındı; denizler ve sahiller, dağlar ve ovalar onlarındı,  yaz geldi mi üstleri başları, büsbütün ve tepeden tırnağa her yerleri, gözleri ve elleri masmavi olurdu.

Bir serinlik bir ferahlık.

Alabildiğine Akdeniz yaşanırdı ve o mavi denizin tuzlu sularına batıp çıkardı insan bedenleri,

Ve Lefkoşa deniz kokardı;

Deniz girerdi tek tek evlere beyaz köpükleriyle.

Nere baksan, nere gitsen, her taraf masmavi…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı