“BAŞKA ALTERNATİF YOKTU”: Markulli, “Umuyorum ki, Kıbrıslı Rum lider, Cumhurbaşkanı Sayın Nikos Anastasiadis’in görüşmeleri askıya almaktan başka alternatifinin olmadığını anlayabilirsiniz” dedi
“GARANTÖRLERE İHTİYACIMIZ YOK”: Markulli, her iki toplumun da çıkarlarının, Avrupa Birliği üyesi birleşmiş federal Kıbrıs’ta koruma altında olacağını belirtti. “Artık bu devirde bizi korumaları için ne iki anavatan ve garantörlere, ne de onların ordularına ihtiyacımız var” dedi
“FEDERALİZM ÜLKEYİ BİR ARADA TUTAR”: “Federal Kıbrıs’ın, ülkeyi ve insanları yeniden birleştirirken, aynı zamanda üzerinde mutabık kalınan yetkiler söz konusu olduğunda kendi bölgelerini yönetecek olan iki toplumun kimlik ve özerkliğini de koruyacağına inanıyorum”
“DAHA FAZLA İŞ BİRLİĞİ LAZIM”: Markulli, sivil toplumun her düzeyinde çok daha fazla temas olması gerektiğini belirtti. Rum eski Dışişleri Bakanı, “Liderler kapsamlı bir anlaşma için çalışırlar. Çözümden sonraki gün için ortamı ve insanları hazırlamak ise bizim sorumluluğumuzdur” dedi
“BİRLİKTE DAHA İYİYİZ”: Markulli, çözüm isteyen tüm Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin güç birliğine gitmesi ve ada çapında bir hareket başlatması gerektiğini söyledi
Esra Aygın
Rum Eski Dışişleri Bakanlarından Erato Kozaku Markulli, Kıbrıs’ta çözüm için “Birlikte Daha İyiyiz” mesajı ile ada çapında iki toplumlu bir halk hareketinin oluşturulması önerisinde bulundu.
Havadis Gazetesi’ne konuşan Markulli, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge olarak ilan ettiği alanda sismik çalışma yapacağını duyurması üzerine, Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis’in görüşmeleri askıya almaktan başka alternatifinin kalmadığını belirtti ve krizin en kısa zamanda aşılmasını temenni etti.
Sivil toplumun her düzeyinde çok daha fazla temas olması gerektiğini söyleyen Markulli, “Birbirimizin dilini öğrenmeliyiz. Ortak spor faaliyetlerimiz, tiyatro, folklor, koro, dans ve diğer sanatsal faaliyetlerimiz olmalı. Gazeteciler, öğretmenler ve sendikacılar arasında hem mevcut hem de gelecekte gerçekleştirilebilecek faaliyetler için somut işbirlikleri kurulmalı… Liderler kapsamlı bir anlaşma için çalışırlar. Çözümden sonraki gün için ortamı ve insanları hazırlamak ise bizim sorumluluğumuzdur” dedi.
Havadis: Bir süre önce Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi için iki toplumlu bir halk hareket oluşturulması önerisinde bulundunuz. Bu öneriniz tam olarak nedir?
Markulli: Öncelikle, sizin aracılığınızla Kıbrıslı Türk hemşerilerimle iletişim kurabilmekten ne kadar büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ayrıca, Türkçe konuşamadığım için sizlerden af diliyorum. Çok akıcı bir şekilde Türkçe konuşabilen ebeveynlerim ve onların ebeveynlerinin neslinin tersine, ben, maalesef diğer toplumun dilini öğrenme fırsatına sahip olmayan bir nesildenim. Umuyorum ki, gelecek nesiller her iki dili de akıcı bir şekilde konuşacak ve doğrudan iletişim kurabilmekten ve birbirlerinin kültürlerini paylaşabilmekten doğacak faydalardan yararlanacaklar. Şimdi sorunuza geleyim. Çözümsüz geçen her an, statükonun daha da kemikleşmesini sağlar. Bölünme kapımıza dayanmıştır ve giderek güçlenerek, geri döndürülemez bir hal almaktadır. Geçtiğimiz ay İskoçya’da yapılan referandumun sonucu, tüm dünyaya “bir arada daha iyiyiz” mesajını verdi. Bu mesajın Kıbrıs’ı yeniden birleştirme çabalarımız için bir katalizör olabileceğini düşündüm. Çözüm isteyen, adanın yeniden birleşmesine ve ortak yurdumuzda iki toplumun bir arada yaşamasına inanan tüm Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, “Birlikte daha iyiyiz” mesajı ile güç birliğine gitmesi ve parti politikalarının ve bağlarının ötesinde bir oluşumla, ada çapında bir hareket başlatması gerekiyor. Vurgulamak isterim ki, benim önerdiğim sadece bir hareketin oluşturulmasıdır, bir siyasi partinin kurulması değil. Ada çapında böyle bir hareketin oluşturulması, Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi çabalarına tek ses olarak destek verecek ve bunun için çalışacaktır. İnanıyorum ki toplumumuz böyle bir harekete hazırdır. Bunun alternatifi, hiçbir şey yapmamak ve statükonun kemikleşmesini, dolayısıyla bölünmenin derinleşmesini izleyerek beklemektir. Böylesi bir hareketin etkisi, yeniden birleşme için mücadele eden tüm siyasi güçlerin ve bağımsız bireylerin bir araya gelmesi, her iki toplumda da yeniden birleşme için verilen çoklu ve farklı mücadelelerin koordinasyonu ve konsolidasyonu olacaktır. Böylesi bir iş birliği ve ortak hedef uğruna mücadele, gelecekte, yeniden birleşmiş bir ülkede, ortaklık ve devletin işlevselliği için de hayatidir. Bu aşamada bu, sadece bir düşünce, bir fikirdir. Gerçekleşebilmesi için her iki toplumdan, yurttaşlardan ve her iki taraftaki siyasi güçlerden desteğe ihtiyaç vardır.
Havadis: Geçtiğimiz haftalarda, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge olarak ilan ettiği alanda sismik çalışma yapacağını duyurması üzerine, Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis müzakereleri askıya alma kararı aldı. Bu doğru bir karar mıydı sizce? Durum başka bir şekilde ele alınamaz mıydı?
Markulli: Müzakerelerin başlamasından sadece birkaç ay ve BM Genel Sekreteri’nin yeni Özel Danışmanı’nın atanmasından birkaç hafta sonra Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki egemen haklarını ihlal eden yeni tehditler ve eylemlerde bulunması çok üzücü. Türkiye hükümetinin bu davranışı hem kabul edilemezdir, hem de BM Sözleşmesi ve genel olarak uluslararası hukukun ruhuna aykırıdır. Maalesef, Kıbrıs Türk liderliği de bu eylemlere tam destek vermiştir. Dolayısıyla, umuyorum ki, Kıbrıslı Rum liderin, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Nikos Anastasiadis’in görüşmeleri askıya almaktan başka alternatifinin olmadığını anlayabilirsiniz. Yine umuyorum ki, Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendi Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki tüm araştırmaları tüm Kıbrıslıların – Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin – çıkarı için gerçekleştirdiğini anlayacaktır. Bu araştırmaların sağlayacağı faydalar çok büyüktür ve Kıbrıs’ın gelecek nesillerine refah ve ekonomik istikrar getirecektir. Bir çözümün ardından Kıbrıs halkının ayrılmaz ve değerli bir parçası olan Kıbrıslı Türkler bu zenginlikten faydalanacaklar. Türkiye, yasadışı faaliyetlerine son vermeli ve Kıbrıs sorununun çözümüne olumlu, etkin ve yapıcı şekilde katkı koymaya odaklanmalıdır. Kıbrıs’ta ve bölgemizde kriz yaratmak – özellikle de tüm bölgenin alevler içinde olduğu böylesi bir zamanda – kimsenin çıkarına değildir.
Havadis: Birçok yabancı diplomat, Türkiye hükümetinin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda kararlı olduğuna ikna olmuş görünüyor. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?
Markulli: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olduklarını söylediklerinde doğruyu söylediklerine dair hiçbir şüphem yok. Ancak en büyük ve en önemli soru, nasıl bir çözüm öngördükleridir. Sorunun özü budur. Benim düşünceme göre, Türkiye yıllar içerisinde ada üzerindeki kontrolünü güçlendirmek için öyle çok yatırım yaptı ki, niyeti bir şekilde bu kontrolü elinde tutmaktır. Bence, Türkiye’nin çözüm olarak öngördüğü, iki ayrı bağımsız devlet arasında bir konfederasyondur. Halbuki, Türkiye, Kıbrıslıların bu adada kendi ortak Avrupalı gelecekleri için karar vermelerine izin vermelidir. Artık çocuk değiliz, büyüdük ve olgunlaştık. Bizi korumaları için ana vatanlara veya gardiyanlara ihtiyacımız yok. Yanlışlarımızdan ders aldık ve geleceğimizi kendi ellerimize almaya ve garantiler ve müdahaleler olmaksızın, barış, refah ve gerçek egemenlik için çalışmaya hazırız.
Havadis: Çözüm durumunda garanti ve ittifak antlaşmalarının ortadan kalkması gerektiğini düşünüyorsunuz öyle mi?
Markulli: Her iki toplumun da çıkarlarının, Avrupa Birliği üyesi birleşmiş federal Kıbrıs’ta koruma altında olacağını anlamamız çok önemli. Karşılıklı güven, işbirliği ve karşılıklı saygı ile ortak bir vatan kurup yaşatabiliriz. Gerçekten de artık bu devirde bizi korumaları için ne iki anavatan ve garantörlere, ne de onların ordularına ihtiyacımız var. Avrupa Birliği üyesi bir ülkede garantörlerin olması örneğine rastlanmamış bir şeydir. Diğer taraftan, Kıbrıs’ta yaşayabilir bir çözüm ve bölgemizde kalıcı barış için Türkiye ile iyi ilişkiler kurmamız şarttır. Birleşik Kıbrıs ve en yakın komşumuz olan Türkiye Cumhuriyeti arasında her alanda – örneğin ticaret, turizm, deniz taşımacılığı, hizmetler, yatırımlar, enerji, arama ve kurtarma – güçlü ve çok yönlü işbirliği içermeyen bir çözüm tahayyül edemiyorum. Kıbrıs, aynı zamanda Avrupa Birliği üyeleri arasında Türkiye’nin katılım sürecinin en sadık destekçisi olacaktır. Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm, her iki ülke için ve tüm Doğu Akdeniz bölgesi için karşılıklı olarak yararlı olacak birçok olasılık ve fırsatın ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Havadis: Onlarca yıl boyunca yaşanan başarısızlıkları ve son gelişmeleri dikkate aldığınızda, Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşabileceğimiz yönünde umudunuzu hala koruyor musunuz?
Markulli: Hepimizin anlaması gerekiyor ki, Kıbrıs sorunu çözülmeden geçen zaman tüm Kıbrıslıların zararınadır. Son 50 yılda altı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, sayısız BMGS Özel Danışmanı ve Özel Temsilcisi iki lidere, ülkeyi yeniden birleştirecek ve iki toplumun ortak vatanlarında siyasi, ekonomik ve diğer alanlarda işbirliğini sağlayacak bir çözüm bulmaları konusunda yardımcı olmaya çalıştı. Maalesef, tüm bu çabalar sonuçsuz kaldı ve çözüm her seferinde trajik bir şekilde avuçlarımızdan kayıp gitti. Ben her zaman federalizmin güçlü bir destekçisi olmuşumdur. Federal Kıbrıs’ın, ülkeyi ve insanları yeniden birleştirirken, aynı zamanda üzerinde mutabık kalınan yetkiler söz konusu olduğunda kendi bölgelerini yönetecek olan iki toplumun kimlik ve özerkliğini de koruyacağına inanıyorum. Gerçek federalizm, bir ülkeyi bir arada tutar ve bu anlayış, bu tip bir anayasal düzeni benimsemiş 25 federal ülkenin tümü için geçerlidir. Bir ülkenin federe birimlere bölünmüş olması, ortaya birçok ekonomik, siyasi ve kültürel merkezin çıkmasını sağlar. Bu da, spesifik bölgesel, tarihi, ekonomik ve kültürel özelliklerin korunması ve gelişmesi için daha uygun bir ortam yaratır. Tabii ki federalizm her derde deva değildir ve tüm sorunları çözemez. İşte bu nedenle federalist bir kültür yaratmanın yanı sıra, uzlaşma, işbirliği, hoşgörü, karşılıklı anlayış, farklılıklara saygı, çok-kültürlülük, ortak kurumlara bağlılık ve ortak bir kimlik kültürünü yaratmak çok önemlidir.
Havadis: Bizler – Kıbrıslı Türker ve Kıbrıslı Rumlar – nerede yanlış yapıyoruz? Neden yıllardır adamıza barış getiremiyoruz?
Markulli: Geçmişte her iki taraf da birçok hata yaptı. Birçok insan hayatını kaybetti ve yaşanan güçlükler ve acılar iki taraf arasında güvensizlik yarattı. Bölünme, diğer toplumla bir arada yaşama tecrübesi olmayan Kıbrıslı nesiller ortaya çıkardı. Diğer taraftan, eski nesiller giderek yok oluyor ve bir arada yaşamaya dair anılar soluyor. Bu, iki toplumun birbirine karşı yabancılaşmasını, siyasi, sosyal ve psikolojik olarak uzaklaşmasını hedefleyen planlı bir politikanın sonucudur. Her iki tarafın da hala yapmaya devam ettiği hata ise şu: Yeşil Hat’tan geçişler üzerindeki kısıtlamaların büyük ölçüde kalkmış olmasına rağmen, bu durumu değiştirmek için yeterince çaba sarf etmiyoruz. Bizi bölen farklılıkları gidermek ve bizleri birleştirecek köprüleri inşa etmek amacıyla sivil toplumun her düzeyinde çok daha fazla temas olmalı. Birbirimizin dilini öğrenmeliyiz. Ortak spor faaliyetlerimiz, tiyatro, folklor, koro, dans ve diğer sanatsal faaliyetlerimiz olmalı. Ortak yarışmalar düzenlemeliyiz; gazeteciler, öğretmenler ve sendikacılar arasında hem mevcut hem de gelecekte gerçekleştirilebilecek faaliyetler için somut işbirlikleri kurulmalı. Yeniden birleşmiş bir ülkede bir arada yaşamanın ve işbirliği yapmanın bizlere sağlayacağı faydaları düşünmeliyiz ve bunu gerçekleştirmek için birlikte çalışmalıyız. Liderler kapsamlı bir anlaşma için çalışırlar. Çözümden sonraki gün için ortamı ve insanları hazırlamak ise bizim sorumluluğumuzdur.
Havadis: Kıbrıs birçok çatışmanın ve krizlerin yaşanmakta olduğu bir bölgede. Bu kadar sorunlu bir coğrafyada olması sizce Kıbrıs sorununun çözümünü uluslararası toplumun gözünde ikinci plana mı atıyor yoksa daha da elzem hale mi getiriyor?
Markulli: Irak olsun, Lübnan, Filistin, Libya, Yemen, Mısır veya Kuveyt olsun, her zaman savaşlar, ihtilaflar ve krizlerden mustarip çok istikrarsız bir bölgede yaşıyoruz, haklısınız. Bu krizler, beraberlerinde getirdikleri ağır insanlık felaketleri nedeniyle çoğu zaman uluslararası toplumun ve basının önceliği olmuştur. Ancak, Kıbrıs sorununun çözümü, birleşik bir Kıbrıs’ın sağlayacağı faydaları gören Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, birçok ülke ve kurum için çok büyük önem taşımaya devam etmektedir. Özellikle bugün, bölgedeki tüm bu trajik çatışmalar yaşanırken ve hem bölgemizdeki hem de dünyada terörizm ve şiddet içeren aşırıcılığa karşı mücadele verilirken, yakın işbirliğine duyulan ihtiyaç daha da öne çıkmıştır. Kıbrıs sorununun çözümü bu bölgedeki ülkeler arasında yeni işbirliği olanakları sağlayacaktır, ki bu da bu zorlu mücadelenin kazanılması için çok faydalı ve etkili olacaktır.
































