Köşe Yazarları

“MARAŞ” ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Eşref Çetinel yazdı







20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı ile ilgili  lafazanlığını yapacağım ne olağanüstü bir olay yaşadım ne de bir kahramanlık öyküm vardır.

Barış Harekâtı Rum faşizmiyle anası Yunanistan’ın Türkiye’nin adaya müdahale etmesinden başka çare bırakmadığı gerçelerde olması gerekendi oldu..

Ve aslına rücu etti! Şöyle ki çok öncelerden olması gerekiyordu, Rumun Enosisine karşın sloganlaştırdığımız “ya taksim ya ölüm” dediğimize uygunluğunca gerçekten de ada Kuzey Güney olarak bölündü..

Bakın: Ayının anlatacağı yüz hikâyesi varsa hepsi de ahlat üzerinedir misali benim de o yıllardan bu günlere Barış Harekâtı ve sonrası gelişmelerle anlattıklarım hep “tekrarlana tekrarlana bayatlamış hatıralarımdır.

Araya sıkıştırdığım “Maraş’la ilgili söylediklerimle söyleyeceklerim” de aynen öyledir hiç değişmedi. Tekrar etmem gerekirse “tellerinden uzanıp içine tükürmemin bile yasak olduğu Maraş benim değildir!”

***

ŞİMDİ NE OLUYOR? 46 yıl sonra çevresi dikenli tellerle sınırlanmış, bu nedenle adını da “kapalı Maraş” olarak kayda geçirmiş bu insansız ve “kadavra” durumundaki kent bir kez daha gündeme geldi..

Ancak önce şunu hatırlatayım:Barış Harekâtında Maraş Atilla hattı dışında bırakıldıydı. Yani Türk askerinin “kurtaracağı” kent değildi. Fakat harekâtın komutanı Osman Fazıl Polat paşa vakta ki askeriyle Mağusa’ya girdi ve “hadi şu Maraş’a da yürüyelim bakalım ne var ne yok” diyerek bir kısım askerle Maraş içlerinde ilerlemeye başladı şunu gördü. Maraş bomboş! İnsan kalmamış. Oradaki ahali her şeylerini geride bırakarak Derinya, Larnaka istikametine doğru kaçmış!

(Bazı kaynaklara göre Türk Genel Kurmayı üç gün Osman Fazıl Polat Paşa’ya ulaşamamış dolayısıyla irtibat kuramamış. Bu süre içinde de Osman Paşa ta Derinya’ya dayanmış. Olayı “mışlı” anlattım ama gerçek..)

Sonuçta planda hiç olmadığı halde Maraş’ın işgali bugünlere kadar gelecek tarihi süreçte hem değerlendirilmeden “işgalimizde” imajını çakarak bir kadavra haline geldi hem de viraneliğe terk edildiği için dünya alemin kınadığı “yüz karamız” oldu!

Buna karşın rahmetlik Ecevit’in “çözüm aşamasında koz olarak kullanılması doğrultusunda Maraş hem Annan planında hem de Crans Montana’da Rum tarafına “iade edilecek” yerleşim yerleri içinde yerini aldıydı.

Yani ne? Maraş hâlâ olası bir çözümde “siyasi koz olarak rolünü oynamak için elde tutuluyor!” Ne var ki son dönemlerde Maraş konusunda ansızın bir karar değişikliği oldu. Tatar hükümeti tarafından “açalım” dendi Ankara da “hadi açalım” mı dedi? Her halde öyle olmalı! Nitekim bir süre önce Ankara’ya giden Sn. Başbakan Tatar KKTC’e üç müjdeyle döndü: Doğu Akdeniz’de haklarımız mutlaka korunacak, Pandemi hastanesi yapılacak ve Maraş açılacak!

***

PLAN DEĞİŞTİ Mİ? Galiba! Çünkü önceleri neredeyse Maraş’ın açılması fikrinin kendi isteminden kaynaklandığını zannettiğimiz Sn. Özersay bir de baktık ki “Maraş’ı hazırlıksız açarsak kafamıza giyeriz” diyor!

Oysa ortada şöyle bir tasavvur vardı. “Açma kararını müteakip eski mülk sahibi Rumlara mesela Develimanı’ndaki dizi dizi turistik otellerin sahiplerine çağrıda bulunulacak “buyurun işte malınız” denecekti…

Aradaki boşlukları da KKTC’li ve TC’li işinsanları dolduracaklardı..

RUM’A SORULDU MU? “Korsan devlet” dediği, ABAD kararlarıyla Kuzeyin canının çıkmasını beklediği Rum tarafı, Kuzey’de ekonomik faaliyet gösterecek kedisi ile köpeğini bile Türk Yönetimini “tanımak” anlamına geleceği için” bu tarafa göndermezken sanır mısınız Maraş’taki otel yada diğer tesis veya konut sahiplerinin bu tarafa geçip mülklerine yerleşmelerine izin verilecek?

Öte yandan şimdi daha iyi anlıyoruz Maraş’ın açılması olayı sadece siyasi yönden değil, imar iskânı yönünden de imkânsız çünkü Türk idaresi altında olduğu için tek bir Rum’un gelmeyeceği Maraş’a eğer Türkiye’den ve KKTC’den insanları yığar ve “mülkleri” tahsis etmeye başlarsanız resmen ikinci bir “harekâtla Maraş’ı işgal etmiş konuma düşmüş olunacaktır!”

Ve işte o zaman Rum ve Yunan cephesinin “TC’e ambargo uygulanması” görüşleri de haklılık bulacaktır..

Bu nedenle Sn. Özersay’ın uyarısı her ne kadar biraz da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik “adaylar arası rekabetten kaynaklı dolayısıyla Sn. Tatar konulu” görülse de inanıyorum ki Maraş’ın açılması oldu bittiye getirilmeden önce Anastasiadis’li Rum tarafı ile görüşülmelidir. Hatta öneri götürülerek “Maraş’ın iadesine karşın Türk tarafının kazanımlarının neler olabileceği de tartışılabilinmelidir.

…Kısa sözle ifade edeyim: Bence Maraş’ı çok dürtmeden “müzakerelerin” başlatılması için ortaya çıkan bir fırsat olarak kullanmak daha makul bir strateji olacaktır. Öte yandan şunu ekleyim: Maraş sorunu çözülmeden Maraş’taki Evkaf Malları sorunu asla çözülmez!

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu