Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Maraş kapsamlı çözümün parçasıdır

BAKAN NAMİ: Maraş kesinlikle kapsamlı çözümün parçasıdır. Maraş, hele de önümüzdeki bahar aylarında kapsamlı çözüme ulaşma hedefi koyan insanların bir projesi olamaz. Maraş kapsamlı çözüm hedefi olmayanların projesidir

Esra AYGIN
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Maraş’ın “kesinlikle kapsamlı bir çözüm planın parçası” olduğunu belirterek, “Maraş çözümü beklemeden açılsın” önerisi yapanları “kapsamlı çözüm hedefi olmayanlar” olarak tanımladı.
“2014’ün ilk yarısında referandum” cümlesini inanarak kullandığını ifade eden Nami, “İnanmasam söylemezdim. Samimiyetle davranılırsa referandum mümkün” ifadesini kullandı.

Soru: Güney’de tüm partilerin oy birliği ile seçilmiş bir müzakerecisi var. Bizde ise Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi var. Bu bir denklik veya yetki sorunu yaratmıyor mu? Yeni bir müzakereci atanması düşüncesi var mı?

Bakan Nami: Hayır. Tabii her taraf, kendi siyasi yapılanması içerisinde müzakerecisini kendi verdiği sıfatla belirliyor. Şu anda, bildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı’nın bu konuda değişiklik yapmak gibi bir değerlendirmesi yoktur. Hele bir müzakereler başlasın, ne gibi ihtiyaçlar ortaya çıkacak görelim. Umarım radikal değişiklikleri gerektirecek ortamlar ortaya çıkmaz, mevcut sistem olumlu neticeler üretmeye başlar ve başarılı bir şekilde süreç tamamlanır. Ama bazen de tabii ki ihtiyaçlar farklı adımları gerektirir.

Soru: Annan Planı müzakerelerinde Sayın Talat, Cumhurbaşkanı olan Denktaş’ı saf dışı bırakarak müzakereci olmuştu. İleride Cumhurbaşkanlığı ve hükümet arasında Kıbrıs konusundaki uyum bozulursa benzeri bir durum söz konusu olabilir mi?

Bakan Nami: Şu anda herhaldelerden bahsetmek istemiyorum. Biz hepimiz önümüzdeki bahar aylarında, önümüzdeki yılın ilk aylarında bu sorunu kapsamlı çözüme ulaştıracak bir referandum yapmaktan bahsediyoruz. Onun için mevcut yapılanmaların sağlıklı şekilde çalışıp netice üretmesi için çalışıyoruz. Çünkü radikal değişiklikler çok zaman kaybettirir. Bizim böyle bir amacımız, hedefimiz yoktur. Bunlar ancak şartların zorladığı gelişmeler olur. Az önce de belirttiğim gibi, bizim temennimiz, şartların bizi kapsamlı çözüme götürmesidir. Başka yollara itmemesidir.

“Temel önkoşul BM patrametreleridir”

Soru: Gerçekten samimi şekilde yılın ilk yarısında çözüm ve referandum olabileceğine inanıyor musunuz?
Bakan Nami:
İnanmasam söylemezdim. Bugüne kadar inanmadığım hiçbir şeyi söylemedim. Eğer bugüne kadar var olan yakınlaşmalara ve anlaşmalara saygı çerçevesinde, gereken yoğunlukta ve siyasi iradeyle müzakerelere bırakıldığı yerden devam edilirse, teknik olarak önümüzdeki bahar aylarına kadar bu sürecin tamamlanması pekala mümkündür. Bundan sonra da hızlı bir şekilde referanduma gidilebilir. Sorunun konuşulmadık tarafı kalmadı. Bazı temel önkoşullar vardır. Birleşmiş Milletler parametrelerine sadakat bunların başında gelmektedir. Artık bu zeminde ne Türk tarafı iki ayrı egemen devletin yeni bir ortaklığından bahsedebilir, ne de Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin evrimleşmesinden bahsedebilir. Önemli olan nasıl bir federal çözümden bahsettiğimiz konusunda mutabık kalmak, siyasi irade göstermek ve liderler seviyesinde müzakereleri başlatmaktır… Yani artık liderlerin bunu bir misyon olarak sahiplenip büyük bir şevk ve hevesle bu işe asılmaları lazım. Bunu yaparlarsa, bu dediğim mümkündür. Ama taraflardan birinde ya da ikisinde niyet yoksa o zaman istediğiniz kadar hedef koyun, bunlar sadece hedef olarak kalır – ki tarihimiz zaten kaçırılan altın fırsatlarla dolu olmasaydı Kıbrıs meselesi 50 yıl sürmezdi.

Soru: Peki bizim liderliğimizin siyasi iradesi var mı?
Bakan Nami:
Türk tarafının masaya koyduğu resmi pozisyonlar, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uygundur şu anda. Bunun yanında, biz hükümetteyiz. Dışişleri Bakanlığı’nın zaten Kıbrıs sorunu ile ilgili net iradesi herkes tarafından bilinmektedir. Hal böyle iken, ve Türkiye’nin de verdiği güçlü destek ortadayken, ben Türk tarafından dünyanın kabullenmeyeceği bir resmi tavır çıkmayacağını net bir şekilde biliyorum.

“İnsanların kolay değişmeyeceğine inanıyorum”
Soru: Annan Planı’na “Evet” diyen Anastasiadis değişti mi, yoksa çözüm konusunda hala samimi ve istekli mi?

Bakan Nami: Ben insanların öyle kolay değişmeyeceğine inananlardanım. Gerçekten zor şartlar altında, Annan Planı’na “Evet” deme cesaretini gösteren bir insanın, şimdi Cumhurbaşkanı olduktan sonra müzakere masasında da bu adanın artık 50 yıldan sonra gerçek anlamda birleşebilmesi için gereken iradeyi göstereceğine inanmak istiyorum.

Soru: Kimi çevrelere göre, Türkiye’nin yılın ilk yarısında çözüm söyleminin arkasında KKTC’nin statüsünü yükseltme çabalarına başlama planı var. Bu doğru mu?
Bakan Nami:
Birleşmiş Milletler çatısı altında müzakere yapmak mümkün olduğu sürece Türk tarafı masadan kalkan taraf olmayacak.

“Çapraz ziyaret konusunda sorun Yunan Başbakanı’nda”
Soru: Liderlerin temsilcilerinin Ankara ve Atina’ya yapması öngörülen çapraz ziyaret de mi ortak metine takıldı? Ankara’nın Kıbrıslı Rum müzakereciye üç tarih verdiği, Atina’nın ise Kıbrıslı Türk temsilciye henüz tarih vermediği belirtiliyor. Bu doğru mu?

Bakan Nami: Doğrudur. Burada tıkanıklık Yunan hükümetinden kaynaklanıyor. Daha da açıkçası, Yunan başbakanından kaynaklanıyor, çünkü bu davet Sayın Davutoğlu ile Yunan muhatabının yaptığı görüşmeden çıkan müşterek bir davetti. Dolayısıyla sıkıntının, Yunan Dışişleri Bakanı’ndan kaynaklanmadığı net bir şekilde ortada. O zaman tek kalan makam başbakandır. Bunun gerekçesi olarak, Yunanistan’da yakın geçmişte gerçekleşen güven oylaması dile getiriliyordu. Bu güven oylamasından önce bir Kıbrıslı Türk liderin özel temsilcisinin Atina’da kabul edilmesinin oradaki sağ kesim tarafından siyaseten başbakan aleyhine kullanılacağı ifade ediliyordu. Şimdi güven oylaması geride kaldı. Tabii o geride kalır kalmaz hemen ertesi hafta pozisyon değiştirmek kendileri için zor olduğundan, sanırım şimdi de ‘bu ortak açıklama metini olsun da o vesileyle bu ziyaretler olsun’ gibi bir duruşları var. Dolayısıyla ne kadar da resmi olarak deklare edilmese de sanırım şimdi ortak metin bekleniyor.

“Maraş kapsamlı çözüm hedefi olmayanların projesidir”
Soru: Maraş güven yaratıcı bir önlem olabilir mi, yoksa kesinlikle kapsamlı çözümün parçasıdır pozisyonunda mıyız hala?
Bakan Nami:
Maraş kesinlikle kapsamlı çözümün parçasıdır. Maraş, hele de önümüzdeki bahar aylarında kapsamlı çözüme ulaşma hedefi koyan insanların bir projesi olamaz. Maraş kapsamlı çözüm hedefi olmayanların projesidir. Bu da bu kadar nettir. Bakın, daha önce Lokmacı barikatında, Yeşilırmak kapısının açılmasında yaşanan sıkıntıları ve nasıl süreçlerden sonra bunların gerçekleşebildiğini, ne kadar büyük zaman ve enerji harcandığını biliyoruz. Bunun hem Güney’de hem Kuzey’de yarattığı çalkantıları yaşadık. Dolayısıyla, bunları bilerek Maraş önerisini değerlendirdiğinizde, Maraş ile ilgili başlayacak bir sürecin kapsamlı çözüm müzakerelerini tamamen gölgede bırakacağını ve hatta selametini de büyük riske atacağı görmemek için Kıbrıs konusunu veya müzakere sürecini bilmemeniz gerekir.  Bu çok hızlı bir şekilde güven yaratıcı önlemden güven yıkıcı bir hale dönüşebilir. Bizim böyle bir riski alma lüksümüz yok.

“Umarım doğal gazı çözümün lehine kullanma becerisini gösterebiliriz”
Soru: Sizce Güney’de bulunan doğal gaz çözüm açısından bir fırsat mı yoksa tam tersine ortamı gerebilecek bir tehdit mi?
Bakan Nami:
Bu bizim bunu nasıl kullandığımıza bağlı. Dünyanın geneline baktığınızda, doğal kaynağı olan bazı ülkeler gerçekten halklarına büyük bir refah ve zenginlik kazandırma başarısını göstermişlerdir. Ama yine başka ülkeler, büyük doğal zenginliklerin üzerinde oturmalarına rağmen ciddi sıkıntılar içerisinde yaşıyorlar. Onun için, bir kaynağın bulunması otomatik olarak şu ya da başka bir netice üretmez. Bunu insanların nasıl kullandığı çok önemli. Biz Kıbrıslılar olarak, iyi eğitimli Avrupai insanlar olarak, umarım bu imkanı çözümün lehine bir unsur olarak kullanma becerisini gösterebiliriz. Bunun yolu da, kapsamlı çözümün, doğal kaynakların en güvenli ve en karlı bir şekilde satılıp Kıbrıs’ın tamamına fayda getirmesini sağlayacağını algılamaktan geçer. Bunu algıladığımız anda ve halka da bunu anlattığımız ölçüde kapsamlı çözüm kolaylaşır.

“Krizden çıkışın en kestirme yolu kapsamlı çözümden geçiyor”
Soru: Güney’deki ekonomik kriz toplumun çözüm iradesini nasıl etkiliyor?
Bakan Nami:
Rum tarafında bence çözüm iradesinin olgunlaşmakta olduğu bir süreç yaşıyoruz. Hala bir şok yaşıyorlar. Ekonomik krizin günlük hayatlarına yaptığı çok derin bir etki var, ve bundan çıkış yolu arayışı içerisindeler. Sanırım  giderek daha da genişleyen bir çevre, bundan çıkışın aslında en kestirme ve en sağlıklı yolunun kapsamlı bir çözümden geçtiğini anlamaya başlıyor. Tabii bu sürecin hızlanması, Rum tarafındaki siyasi liderliğin buna cesaretle öncülük yapmasıyla doğrudan bağlantılıdır.