“YATIRIM YAPACAKTIK”: Mısır uyruklu KKTC vatandaşı yatırımcı Morwan El Erian: Biz Gazimağusa Limanı’na birçok yatırım yapacaktık. Makineler aletler getirecektir. Limandaki potansiyeli hayata geçirmek istiyorduk ama önümüzü tıkadılar. Liman tuz ihracatında bir üs olarak kullanılacaktı
“HIRSIZ GİBİ GÖSTERİLDİK”: Erian, bundan sonraki süreçte başka bir ülkede şanslarını deneyeceklerini ifade ederek KKTC’de kendilerinin hırsız gibi gösterildiğini savundu. Ailesi ve şirketlerinin itibarının düşürülmesine fırsat vermeyeceklerini kaydeden Erian, KKTC Hükümeti’nin büyük bir fırsatı teptiğini anlayacağını söyledi
Havadis ÖZEL
Liman İşçileri Şirketi’ne geçtiğimiz aylarda hissedar yapılan ve Havadis’in usulüne uygun olmadığını ortaya çıkarması üzerine iptal edilen kararın ardından hissedarlardan Morwan El Erian, ilk kez konuştu. Erian, Liman İşçileri Şirketi’ne hissedar olarak Gazimağusa Limanı’na çeşitli yatırımlar yapmayı planladıklarını ancak hissedarlıklarının iptal edilmesiyle zor duruma düştüklerini söyledi.
Erian, Doğu Akdeniz’deki birçok limanın tıka basa dolu olduğunu ve tek boş limanın da Gazimağusa Limanı olduğunu söyleyerek, “Biz Gazimağusa Limanı’na birçok yatırım yapacaktık. Makineler aletler getirecektir. Limandaki potansiyeli hayata geçirmek istiyorduk ama önümüzü tıkadılar” dedi.
Erian, bundan sonraki süreçte başka bir ülkede şanslarını deneyeceklerini ifade ederek KKTC’de kendilerinin hırsız gibi gösterildiğini belirtti.
İşte Morwan El Erian ile yapılan röportaj:
Soru: İlgili şirket ile ilgili yasa çağdışı bir yasadır. Rekabeti öldürür tekelleşme dayatır. Yıllardır Erian: değişmesi için buradaki iş dünyası mücadele etti. Bu şirkete ortak olmak aslında güvenli bir yol değil. Çünkü yasasının değişmesi bekleniyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ne yapalım yani geri çekilip 5 yıl daha bekleyelim başka yere yatırım yapalım. 5 yıl sonra gelip tekrar mı deneyelim…
Soru: Neden Mağusa Limanı’na böyle bir proje öngördünüz?
Erian: Çünkü Doğu Akdeniz’de tek boş olan büyük alana sahip Mağusa Limanı’dır.
Soru: Limanı nasıl kullanacaksınız? Limana yönelik projeleriniz nedir?
Erian: Allah size coğrafya olarak iyi bir pozisyon verdi. Size limanda ucuz cari giderler verdi. Beyin verdi ama bunu yanlış kullanıyorsunuz. Mağusa Kıbrıs’ın limanıdır aslında, Kuzey Kıbrıs’ın limanı değil. Limasol, Larnaka, Girne yoktu savaştan önce. Böylesi doğal ve eski bir limana yani konum itibari ile liman olmaya bu kadar uygun bir yere sahip olduğunuzda yeni ne kadar liman yaparsanız yapın, böyle doğal ve eski bir liman ile rekabet edemez. Ambargolara suç bulabilirsiniz evet. Libya 10 yıl ambargolar altında yaşadı ama çok iyi idare etti. Kuzey Kore 60 yıldır ambargolar altındadır ama çok iyi gidiyor. Sırbistan savaş sırasında ambargolar altındaydı ama çok iyi gitti. İsrail 25 yıl Arap dünyası tarafından ambargolar altındaydı. Hala daha çok iyidir durumu. Yani 25 yıldır İsrail’in Hayfa Limanı’na veya başka bir limanına uğrayan bir gemi Arap dünyasındaki hiçbir limana uğrayamaz ama İsrail çok iyi bir durumdadır şuanda. Aslında ambargoları değil açgözlülüğü suçlamamız lazım. Basit bir şey söyleyeyim size eğer bir park yerim varsa benim her gelen araçtan 100 lira alırsam 20 araç gelince yeterli ise ve daha fazla çalışmama gerek yoksa o zaman her gün 2 bin lira kazanırım. Şimdi onun yerine 50 çalışan tutabilirim, park düzenlemesi yapabilirim. Basit bir örnek vereyim size. Mersin’den Mağusa’ya bir konteynır getirmek Malezya’ya götürmek ile aynı maliyettedir. Bin 500-2 bin dolar arasında Mersin’den Mağusa’ya getirmek, Aleksandriya’dan Limasol’a 300 dolar. Mersin -Mağusa arasındaki mesafe daha kısa olmasına rağmen çok daha pahalı. Ucuz bir gemi alırım, ucuz bir kaptan tutarım, 50 konteynır getiririm. Haftada da 7 bin lira kazanırım.
Soru: Bu yatırımın içeriği ile biraz bilgi verir misiniz?
Erian: Burada bir tersanesi olan bir tanıdığım vasıtası ile arkadaşıma 10 kilo hellim göndermek istedim. Bir gün limana gittik 2009’un Nisan ya da Mayıs ayı. Eski eşyalar çok hoşuma gider. Ben eski vinçlere falan meraklıyım. 1945’lerden kalan ve hala çalışan araçlar gördüm ve şok oldum. İskenderiye Limanı’nda bizim kendi ekipmanımız var. Burada sadece eski araçların ekipmanlarının olduğunu görünce bir iş adamı olarak buraya yeni ekipmanlar getirerek para kazanabileceğimizi düşündüm. Ben çalışma saatlerimi azaltacaktım, verimliliğimi arttıracaktım, yani o zaman burada da işte 2 saatte 500 lira yapacağına bir vinç 2 saatte 100 lira yapacak yeni ekipman yeni vinç olacağı için. Böyle başladı aslında. Sonra fark ettik ki, buraya ekipman getirmek büyük bir prosedür gerektirir işte yasalar işin içine girer, tüzükler, yabancılarla ilgili yasalar. Sonra fark ettik ki kullanılmayan boş araziler yerler var. Mesele bir konteynırı orada tutmanın başka limanlara göre ucuz olduğunu gemiden bir konteynırı ekipmanlar vasıtası ile indirip, limanda tutmak orada stoklamak diğer masraflara göre daha ucuz burada beleş. Arapça’da bir söz var. Yaşlı kadına kimse evlenme teklif etmez. Evet bedavadır, yani üç dört gün gemi barındırıp da para ödemediğiniz belki de tek limandır ama niçin böyledir. Çünkü o gemiyi yüklenip indirecek ekipman yok. Normal bir limanda bir konteynırı indirmek 6 dakika sürer, burada üç dört konteynır 1 saatte iner. Evet burada bir fırsat gördük. Burası boş, yani o kullanmayı düşündüğümüz alan boş, maliyet düşük, yer olarak mevkii olarak çok iyi. Etrafınızdaki uluslar arası limanlar Beyrut, Aşnut, Mersin Limanı, İskenderiye Limanı ve Portsaid Limanı ve yine Mısır’da başka bir Liman. Şimdi Mısır’daki Portsaid limanı çok fazla çalışan var. İskenderiye yakınındaki başka bir limana taşınıyor, o yüzden o liman da doluyor. Lübnan istikrarlı bir ülke değil, beğenelim ya da beğenmeyelim savaş geliyor. Lazkiye bitmiş durumdadır. Neye ihtiyacımız var küçük bir liman, buraya konteynırları getirirsiniz ve bölgede sorunlu olan ülkelere dağıtırsınız. Burada gördüğümüz fırsat 4 yıl önce buydu. Tabii bunu yapabilmeniz için de ekipmanlara ihtiyacınız var. Kimse gelip de gemiyi oraya koyup da oturup beklemez. Çok basit şekilde anlatmak gerekirse, boş konteynırları üst üste koymak için üç tane makineye ihtiyacınız var ve birinci el yeni fiyatı değil bu eski makinelerse bunlar 150 bin Euro civarındadır maliyetleri. 4 – 5 yıl önce bir çalışma yaptık. Böyle bir ikinci el makinenin tanesi 150 bin Euro. Bundan üç taneye ihtiyacımız var. Konteynırları hızlı bir şekilde nakletmek için 85 bin Euro’ya ihtiyacımız var. Yine kullanılmış eski bir makinedir bu. Ama kimse bu limana gelmek istemediği için 60 bin Euro’dur bunun maliyeti burada. Bu boş konteynır için geçerlidir. Dolu konteynır için daha pahalı makinelere ihtiyacınız var çünkü daha ağır bir şeyler kaldıracaksınız.
Soru: Niye uluslararası bir özelleştirme projesi ile burası kullanıma açılmasın bu şekilde de birileri gelsin mevcudun üzerine konsun. Bunu neden doğru kabul etmemiz gerekiyor?
Erian: Ben de size aynı soruyu soracağım. 40 yıldır siz bu limana sahipsiniz. Bu değişiklikleri neden yapmadınız.
Yasa nedeni ile.
Erian: Ben oradaki Liman İşçileri Şirketi’ne ait olmayan makineler gördüm. Bence sorun yasa değil. Gidin yarın Limana oradaki makinelerin yüzde 95’i o şirkete ait değil.
Soru: Uluslararası bir özelleştirme için ihaleye çıkılsa buna başvurur musunuz?
Erian: Bunu danışmam gerekir tabiî ki. Çünkü ben buraya liman satın almaya gelmedim.
Ben iş adamı değil gazeteciyim, ben toplumsal faydaya bakarım.
Erian: Kamu yararı istihdam ile gelen bir şeydir.
Soru: Nasıl bir işletme ile karşı karşıyayız, hacmi nedir, büyüklüğü nedir? İlk deneyimimi olacak nedir?
Erian: Liman hizmetlerinde 25 yıldan fazladır bu işteyiz ve Mısır’da yapıyoruz bu işleri Cidde Limanı’nda gene ortaklarımız ile birlikte bu işi yaptık. Arnavutluk’ta 1990’larda yine benzer bir iş yaptık. Yani benim işim aslında insanların maliyetlerini düşürerek daha az para harcamalarını sağlayarak belli limanlara yönlendirerek onlara o hizmeti vermek.
Soru: Hangi şirkettir bu?
Erian: Mısır’da iki şirketimiz var. Biri Oceanexpress ve Internatinal Trade and Shipping Limited. Her ikisi de tecrübesi ne ise o derecede katkı yapacak. Biri konteynırlar diğeri de daha büyük yükler konusunda tecrübelidir. İkisi de tecrübesini buraya taşıyacak. Çok fazla buz kar olduğunda buna tuz ile müdahale ediyoruz. Kızıldeniz’deki limandan tuz ihracatı yapılıyor ve o iki liman Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında tıka basa doludur. O yüzden de 20 bin, 30 bin tonluk gemiler 10-12 gün kuyrukta bekleyebilirler. Günlüğü de 3-5 bin dolardır o gemiyi orada tutmanın. O yüzden de gemi sahiplerinin hoşuna gitmez gemilerin beklemesi. Mağusa Limanı’ndan bu tuz gönderilebilir çünkü burada depolanabilir de bu tuz Şubat ayında. Küçük gemiler kullanılarak maliyet düşürülür burada depolanır Kuzey Avrupa’ya Kuzey Denizine ihraç edeceğimizde de direkt göndeririz Mağusa’dan.
Ben bir iş adamıyım ve nasıl para kazanacağıma bakarım. Neden bu şirket derseniz de Mağusa’daki tek ayakları üzerine basan düz, güvenli bir şirket. Yarı devlet bir şirkettir. Alevera dalevera yok.
Soru: Bu noktadan sonraki planlarınız nedir?
Erian: Dürüst olmak gerekirse bir plan yok. Geçen hafta böyle bir karar verildi. Hani gidip başka bir ülkede şansımızı deneyeceğiz. Çünkü biz bize ait olmayan bir şeyi çalıyor gibi gösterildik. Bu durumda bizim endişe etmemiz gereken veya temizlememiz gereken bir itibarımız var. Güvenliğinden endişe duyduğumuz ailelerimiz var. Neden burada daha fazla sorunun içerisine girelim. 2 hafta öncesine kadar iyi bir işimiz iyi bir hayatımız vardı. Ben bir fırsat çıktı diye hayatımız, işimi tehlikeye atmam. İtibarımı tehlikeye atmam. İnsanlara yatırım yaptık. Ne kadar çok insana yatırım yaptığımızı, ne kadar çok büyük yatırım yaptığımızı bilseniz inanamazsınız. Kıbrıs Türk gemileri dizel ihtiyaç duyduğunda ne yapar, nerededir petrol istasyonları, petrol almaya Mersin’e gider gelir. Biz bu hizmeti de buraya taşımayı düşündük. Buradaki liman gemilere temiz su da sağlamıyor.
Soru: Peki uluslararası camiayı nasıl ikna edecek? Buraya gelen kaptanlar, güneye Yunanistan’a gidemezler?
Erian: Biz o konuşmayı nasıl yapacağımızı biliyoruz. Buraya gelmek size daha fazla para kazandırıyorsa zaten başka yere gitmek isteyecek misiniz.
Bir ambargo söz konusu ise aslında o ambargoyu delmek için bir tek kişi gereklidir. O korku duvarını yıktığınız anda, açılır ambargolar kalkar. Hiç kimse bu limanın değişmesini istemedi. Kusura bakmayın ama insanlar bu şekilde kalmasını istediler. En basitinden portakal bile ihraç edemiyorsunuz. 2 yıl önce portakallar Ukrayna’da bozuldu, çözüldü geri geldi. Burası bir adadır. Bir adanın temel geliri de limanlardan sağlanır. İnsanlar 200 yıl önce turizmi bilmezlerdi. Gelip giyecek, yiyecek alırlar, deniz yükselirse burada kalırlardı. Bu adayı birçok medeniyet ele geçirdi. Çünkü aslında çok iyi bir park yeriydi burası. Başka ne vardı ki burada. Hiçbir şey yoktu. Neden kuzey İtalya’dan biri gelip de burayı fethetsin. Su yok, tarım yok, havası iyi değil ama çok iyi bir park yeridir gemicilik dünyası için. Çok geç ama eğer bu ülke birleşirse bir gün. Bunun için bile kanun yapmıştık biz eğer birleşme olursa Limasol Limanı’nın kapanmasına yol açacak kadar büyük bir planımız vardı. Çünkü biz maliyeti nasıl hesaplayacağımızı bu işi biliyoruz. Limasol’da her durmanın maliyeti ile Mağusa’da her durmanın maliyetini hesaplayabiliyoruz ama artık çok geç.
































