Bizim adam Orhan Veli de az değildi hani ki vaziyetlerini Aşk Resmi Geçidi’nde adlı özetlemiş; “Birincisi o incecik, o dal gibi kız, şimdi galiba bir tüccar karısı. Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir. Ama yine de görmeyi çok isterim. Kolay mı? İlk göz ağrısı. İkincisi Münevver Abla, benden büyük. Yazıp yazıp bahçesine attığım mektuplara gülmekten katılırdı, okudukça. Bense bugünmüş gibi utanırım o mektupları hatırladıkça…” diyerek devam eden aşk hayatına dair ipuçlarını taa 12’nci karısında sonlandırmış dünya şairi; “Gelelim sonuncuya. Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malda mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir yaşamayı sevdiği kadar” derken de esas’a ‘sevgi’ mevhumunu aldığı için bağlanmış bir adam. Olabilir, aşk’ın takendisi de bildik göreceli bir kavram. Kimisi eşine, kimisi evcil hayvanına, kimisi dağa-taşa, kimisi doğal olarak evladına, kimisi de evlat sevgisi tadında sevgilisine aşık olur. Olsun da zaten zira tek bağımlılığınız aşk’olsun sayın seyirciler. E futbolcuların forma aşkına n’demeli. Birçoğu yalandan da olsa ara ara tek tük gerçek anlamda tek forma aşkıyla yanıp tutuşan futbolcular var; Şöyle ki 1975 doğumlu Cristiano Lucarelli, Livornolu bir liman işçisinin oğlu. Bu nedenle efsanevi oyuncu kendini ‘doğuştan komünist’ olarak tanımlıyor. Her futbolcunun bir futbol düşü vardır. Lucarelli’nin düşü de bir gün Livorno formasını giymekti. Lucarelli bu düşünü 28 yaşında gerçekleştirebildi. Livorno’ya gelene kadar sekiz farklı takımda mücadele etti. Her geçen sezon ismi biraz daha büyüyen Lucarelli, önüne çok büyük teklifler gelmesine rağmen, düşünü gerçekleştirmek istedi. 2003-04 sezonunda Serie A’da gol kralı olan Lucarelli bir yol ayrımına geldi. Ya kendisine Rusya’nın Zenith takımı tarafından teklif edilen 3 milyon euroluk transfer teklifini kabul edecek ya da düşük bir ücret karşılığında İşçi Partili Livorno’da oynamayı tercih edecekti. İşte Lucarelli’yi Livorno taraftarlarının kalbine kazıyan da, bu teklifi şu cümleyle reddetmesi oldu: “Bazı futbolcular yarım milyona bir Ferrari ya da güzel bir tekne alırlar. Ben o paraya sadece bir Livorno forması satın almak isterim. Tüm beklentim ve isteğim bu” demiş efsane Lucarelli. Livorno’nun, dünya'daki en tanınmış özelliklerinden biri, belki de en önemlisi hiç şüphe yok ki; futbolun endüstriyel kısmına tamamen sırtını dönmüş olan ve futbolu, futbol gibi oynayan çekiç-orak bayraklı bir kulübün takımı Livorno takımı. Takım tamamen işçi kesimini temsil ediyor ve yapı olarak da emekçiliği model edinmiş durumda. Neyse, biraz aşk, biraz meşk ve de forma aşkı var ya efsane de bu konuya miks yapmış bizim adam “Livorno’yu eşimden daha çok sevdiğimi söylüyorlar. Bu kesinlikle yanlış. Eşimi de en az Livorno kadar seviyorum” demiş seve seve(!). Yazımızı Roma efsanesi Totti’nin ünlü bir sözüyle bitirelim; “Bensiz Roma, fahişesiz geneleve benzer” demiş kaptan, aynen bizdeki bir kısım futbolcu gibi..

Önceki Haber
Sonraki Haber

























