Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Liderleri çözüm yapana kadar bir odaya tıkınız

TC Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, göreve geldikten hemen sonra, ilk resmi yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs’a yapmıştı. 
Tayyip’in yerine geçen eski Dışişleri Bakanı ve yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu da geleneği bozmayarak ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs’a yaptı.
Her iki liderin, Kuzey Kıbrıs’ta vurguladıkları, ÇÖZÜMÜN ACİLİYETİ’dir. Bu konuda dış dinamiklerin daha fazla hareketlenmesi gerekliliğidir.
Ahmet Davutoğlu, Salı günü gerçekleşen ziyaretinde, HEMEN ŞİMDİ Kıbrıs Sorununu bitirmek için, özellikle YUNANİSTAN Başbakanı Samaras’a çağrıda bulundu.
Bu çağrı, Garantör iki ülkenin, adım adım sürecin içine girmeye çalıştıklarının da bir ifadesidir.
Tüm dünya, Kıbrıs’ın Türk ve Rum liderliklerinin, Kıbrıs Sorununu uzatmak için, karşılıklı PASLAŞTIKLARININ farkındadır.
Rum ve Türk yetkililer, sorunun bu haliyle devam etmesinden kısa vadede yararlanabilecekleri düşüncesindedirler.
Özellikle Anastasiadis, ülke içerisinde büyük ekonomik sorunlarla boğuşurken,Kıbrıs Sorununda radikal değişiklikler yapıp adım atmada kendisini güçsüz hissetmektedir.
Kuzey Kıbrıs’ın Türk liderliği de herhangi bir uzlaşmaya, dünya görüşü olarak hazır değildir.
Bu olumsuz koşullarda, Batı Avrupa, Türkiye ve Amerika’nın uzun vadeli çıkarları devreye girmektedir.
Bu uzun vadeli çıkarlar içerisinde, Türkiye üzerinden AB’ye petrol ve gaz borularının döşenmesi ve AB’nin Rusya’ya olan ENERJİ BAĞIMLILIĞI’nın azaltılması projesi yatmaktadır.
Dünyanın merkezinin Kıbrıs olmadığı, BM’nin, Türkiye ve Amerika’nın her geçen gün taraflara artan  baskılarından da anlaşılmaktadır.
Ahmet Davutoğlu’nun, Yunanistan Başbakanı Samaras’ı, Kıbrıs’ın her iki tarafına birlikte ziyaret etme çağrısı, adım adım NATO’cu iki GARANTÖR’ün devreye sokulması planından başka birşey değildir.
Davutoğlu, yaklaşan BM GENEL KURULUNDA, tarafların bir araya getirtilip, bir odaya KAPATILMASINI talep ederken, son 2-3 yılda Türkiye’nin bu çizgide ısrar ettiğini yeniden hatırlatmıştır.
Türkiye, bu açıklamalarıyla, Rumların Türkiye’yi muhatap alma isteklerine de dolaylı bir ONAY vermektedir.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisinin de, Davutoğlu’nun Kuzey Kıbrıs’ı ziyaretinden bir gün SONRA, görüşmeleri yeniden başlatması, süreç içerisinde dikkati çeken anlamlı bir hamledir.
Orta Doğu’da, yeni mevzilenme ve IŞİD’ın artan güçlenmesi en çok Batılı ülkeleri ve Amerika’yı tedirgin etmektedir. Türkiye ise NATO’cu bir güç olarak, Amerika ve Batı’nın uzun vadeli çıkarlarını koruyacak politikalara ONAY vermek zorundadır.
Amerika, kendi PETROL ve Gaz Şirketlerinin İsrail ve Kıbrıs gazını çıkartıp, AB’ye satma stratejisinin mimarıdır.
Bütün bu çelişkiler, Amerika’yı BÖLGESEL BİR AYAR’a zorunlu kılmaktadır.
2003 ten itibaren, Annan Planı sürecinde de iyice ortaya çıkan gerçek, ABD’nin bu ayarı mutlaka yapma isteğidir.
BIDEN’in Kıbrıs’ı ziyareti ve her iki liderle buluşması Amerikancı Çözüm konusundaki ısrarı taraflara iletmekten başka bir şey değildi.
Şimdi sıra, ANLAŞMAMAKTA anlaşan ve zamana oynayan Türk ve Rum liderleri, DIŞ BASKIYLA bir odaya tıkmak ve çözüm oluncaya kadar ekipleriyle birlikte, BÜYÜK GÖZALTI’na sokmaktır.
Davutoğlu’nun PAPA usulü seçim yolunun, Kıbrıs sorununa da uygulanması stratejisi, ilk bakışta garip gelse de, Kıbrıs Sorununu başka herhangi bir yolla kısa sürede çözme imkanı yoktur.
Batı’lı ülkeler ve Amerika’nın, bölgesel çıkarları dolayısıyla, bir müddet sonra, Davutoğlu’nun önerdiği PAPA USULÜ seçim çizgisine benzer bir yol izlemesi beklenmelidir.
Ucu açık müzakereler yerine, artık takvim içeren müzakereler gündeme gelmek zorundadır.
Çözümden, siyasi rakiplerinin DESTEK VERMEMESİ yüzünden korkan ve bu konuda irade gösteremeyen Anastasiadis’in önümüzdeki süreçte, sık sık bunalıp, masadan çekilmeye çalışacağı ve hatta istifa noktasına da gelebileceği unutulmamalıdır.
Artık süreç KIBRISLI olmaktan hızla çıkacaktır. Bunu durdurmanın imkanı YOKTUR.