Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

LİDER OLABİLMEK

Lider, her işte, her siyasal eylemde en önemli unsurdur.

Lider olmadan , yeni çıkış yolları, yeni alternatifler gündeme gelemez.

Dünya tarihinde birçok politikacı belirli bir dönemde sorumluluklar alabilir. Ancak iz bırakıcı  ve farklı yollar izlemedikleri için, tarihin tozlu sayfalarına gömülürler.

Kıbrıs’ta da iz bırakmış liderler dönemlerini kapatarak, yerlerine varlıkları bile belli olmayan yöneticiler bıraktılar.

Özellikle Kuzey Kıbrıs’ta son dönemlerde yükselen politikacılar , kendi öz güçleriyle değil, başkalarının onları öne itmeleriyle bir yere gelebildiler.

Türkiye’de ise, farklı ve değişik faktörlerin etkisiyle, bu dönemde Tayyip Erdoğan birçok çevre tarafından lider olarak benimsendi.

Erdoğan’ın savunduğu eklektik politikaları beğenmeyebilir ve onları eleştirebilirsiniz. Ancak o eklektik politikalar, mevcut duruma göre risk almaktan korkmayan bir lider yarattı.

Özellikle Kıbrıs Sorununda Erdoğan birçok çevrenin itirazlarına rağmen, büyük değişikliklere yol açan açılımlar yaptı.

2004 Annan Planı gündeme geldiğinde, Türkiye Ordusu, Sosyal Demokratlar ve Kıbrıs’ta tarihi bir lider olan Denktaş’a karşı, cesaretle ANNAN PLANI’na destek verdi.

Annan Planı referandumda kabul edilseydi, Türkiye AB sürecinde çok farklı bir yerde olacaktı.

Kıbrıs’ın tümü de Birleşmiş bir şekilde AB içerisinde yer alacaktı.

Papadobullos ve Hristofyas’ın HAYIR’ları kendilerine ne kazandırdı.

Kıbrıs , hala bölünmenin sancılarını ANNAN  referandumunda HAYIR dediği için yaşamaktadır.

2017 döneminde Montana Sürecinde Tayyip Erdoğan çözüm için cesaretli politikaları desteklerken, Ananstasiadis ve Hristodulidis küçük çıkarlar için, bu süreci de baltaladılar.

Erdoğan’ı yakından tahlil ettiğiniz zaman, hedefine varmak  için, risk almaya hazır, ancak iyi durum analizi yapabilen bir ekibe sahip olduğunu görebilirsiniz.

Bugün Gazze çatışmalarından sonra, Erdoğan Batı’ya yakınlaşması gerektiğini, aksi halde  Türkiye’ye karşı provakasyonların geleceğini doğru tahlil etti.

Gazze olaylarının temelinde Amerika’nın bölgesel ENERJİ ALANLARINI ve Enerji Yollarını kontrol etmek olduğunu göremeyenler, bu çatışmaların hemen akabinde, Orta Doğu Enerji Kaynakları ve Enerji Yolları masasının kurulacağını da  tahlil edemezler.

Erdoğan kurulacak olan bu masadan pay alabilmek için BATI’ya yakınlaşması gerektiğini anladı. Yunanistan ziyareti bu politikanın ilk adımıdır.

Bu adımın meyve verebilmesi için, ikinci adım olarak Kıbrıs Sorununu bitirmek olacaktır.

BM GENEL SEKRETERİ’nin Kıbrıs için ÖZEL TEMSİLCİ atamasının, Erdoğan’ın Yunanistan seyahatinden önce   olması ,bir tesadüf olamaz.

Gerek Kuzey Kıbrıs gerekse Güney Kıbrıs yöneticileri ÖZEL TEMSİLCİ adımını kabul ettiler.

Rum basınına göre, Erdoğan, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Hristodulidis’i ANKARA’ya davet etti.

Erdoğan daha önce de ANASTASİADİS ve Türk liderini Ankara’ya toplumlarının temsilcisi olarak davet etmiş ve Rumlar bu daveti ret etmişti.

Kıbrıs Sorunu yeniden hareketlenirken,Kuzey Kıbrıs’ta etkin bir liderlik mekanizmasının acilen kurulması gerekmektedir. Bakalım bu konuda yeni gelişmeler nasıl olacaktır?