İLK HAREKET GAÜ: Akpınar: GAÜ, adadaki ilk yüksek öğretim hareketidir, ilk üniversiteleşme hareketini başlatandır. Başından beri kendi geliştirdiğimiz misyonumuz, adadaki yüksek öğretim sürecinin en yüksek düzeye taşınması, dünya üzerinde kabul görmesi
HEDEF 2 BİN ÖĞRENCİ: Lefkoşa Surlariçi’ni bir üniversiteye dönüştürmek için yeni bir hareket başlattıklarını ifade eden Akpınar, hedefin kısa vadede 2 bin öğrenciyi bünyesinde barındıran yeni bir üniversite olduğunu söyledi. Hedef, siyasi bilimler, uluslararası ilişkiler, politika mimarlık ve turizm fakültesi
SEYREDİYORLAR: “Girne” adı altında yeni bir üniversite oluşumunun haksız rekabet yarattığını bunun da yasal olmayan bir zemine taşınması ile rahatsızlık verici olduğuna işaret eden Akpınar, bu süreçlere Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK’ın seyirci kalmasını eleştirdi
“GAÜ, BİR DÜNYA MARKASI OLACAK”: Akpınar: Dünya üniversiteleri ile her alanda yarışabilir olmak, bilgi üretebilir olmak için çalışıyoruz. Farklı ülkelerde kampüsleşmelere gidiyoruz. GAÜ, çözüm sürecinde Güney Kıbrıs’ta da faaliyet göstermeyi hedefliyor
Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
Girne Amerikan Üniversitesi, başkent Lefkoşa Surlariçi’ne yönelik çalışmalarına hız verdi. Lefkoşa Surlariçi’nde yeni bir üniversite açılması için kolları sıvayan GAÜ yönetimi, bu yolla ada kültürünün korunmasının amaçlandığını açıkladı.
GAÜ Kurucu Rektörü, Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar, GAÜ’nün sağlık alanında yeni yatırımlar için önemli adımlar attığını söyledi. “2014- 2015 GAÜ’nün sağlık yılı olacak” diyerek iddialı ifadeler kullanan Akpınar, Florence Nightingale ile önemli iş birliği yapıldığını vurguladı.
Girne Amerikan Üniversitesi’nin sürekli olarak yıpratılmaya çalışıldığını anımsatan Akpınar, “Girne Üniversitesi” isminde bir üniversite açılmasına izin verenlere sitem etti. “Dosyalarımızı kaybeden dönemin Eğitim Bakanlığı Müsteşarı şimdi nerede, ne iş yapıyor? Bakın, ne dediğimi iyi anlarsınız” ifadesini kullanan Akpınar, bu alanda büyük bir hukuk mücadelesi verileceğini söyledi.
Tıp Fakültesi yolda
Serhat Akpınar, 2014-2015 yılında Florence Nightingale ile ortak çalışmalar yapılması noktasında yapılan anlaşmalara GAÜ bünyesinde Tıp Fakültesi’nin açılmasının eklendiğini açıkladı.
Akpınar, Tıp Fakültesi açılış sürecini şu sözlerle anlattı:
“Sağlık alanında ihtiyaçlar doğrultusunda, özelikle Girne bölgesinde oluşan bazı beklentilerin de öne çıkması bizi yeni atılımlara itti. İlk önce sağlık alanında bir hastane düzeyinde, bir üniversite hastanesini yaratma noktasında hareket ettik. Bu çerçevede Florence Nightingale ile bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma çerçevesinde şu an hastane süreci başladı.
Florence Nightingale’in de içinde olduğu Bilim Üniversitesi var. Bu Bilim Üniversitesi ile birlikte bir mutabakat sağlandı. Bir sözleşme çerçevesinde ortak bir tıp fakültesi kurulmasına karar verildi. Şu anda YÖK’ün de iyi niyeti ile karşımızda duran ve bu yıl öğrenci almayı planladığımız Bilim Üniversitesi ile ortak bir Tıp Fakültesi başlıyor.”
Sağlık turizmine katkı sağlayacak
“Tıp Fakültesi’nin ilk 3 yılı Kıbrıs’ta olacak. Daha sonra diğer 3 yıl İstanbul’da olacak. Burada tıp fakültesini besleyecek Florence Nightingale grubu da olması Tıp Fakültesi’ne ayrı bir güç kazandırmış olacak.
Bu da bizim 2014-2015 öğretim yılında özellikle sağlık alanında adada başlatılan sağlık turizmini de destekleyecek bir projemiz olacak. KKTC’nin sadece eğitim süreci ile değil, sağlık turizmi ile de ileriye çıkaracak çok güçlü bir hareket olacağını düşünüyoruz.”
Yanlış adımlar öğretimi etkiliyor
Kuzey Kıbrıs’taki yükseköğretimin turizmde atılan yanlış adımlar sebebi ile etkilendiğini ifade eden Serhat Akpınar, özellikle kumar turizminin yükseköğretimde ciddi sıkıntılara neden olduğunu hatırlattı.
Turizm ve yükseköğretimin birbiri ile ilişkili olmasına dikkat çeken Serhat Akpınar, özellikle bu konuda bir ortak vizyon ve çalışma yapılamamasının sıkıntılarına işaret etti.
Akpınar, sözlerine şöyle devam etti:
“Geçmişten bugüne hükümetlerimizin ortak bir vizyonla geleceğe bir tanım ortaya koyması gerekiyordu. Bugüne kadar böylesi bir tanım ve vizyon ortaya konulamadı. Çok tutarsız güncel kararlarla, o ana ait kararlar ortaya koyuyorlar. Turizm ve yükseköğretimi olumsuz etkiliyor. Çünkü, bir turizm master planı üzerinde çalışma ortaya kondu, ancak nihai şekle getirilmesinde istenilen düzeye getirilmesi mümkün olmadı.”
Ülke kültürünü koruma hedefi
GAÜ’nün Kuzey Kıbrıs’ta sadece bilim ve eğitim merkezli bir hedef içinde olmadığını söyleyen Akpınar, ülke kültürünün korunması için de hedefler ortaya koyduklarına işaret etti. Girne Amerikan Üniversitesi’nin Kuzey Kıbrıs’taki yükseköğretimin ilk hareketi olduğunu ifade eden Serhat Akpınar, yükseköğretimde bir marka olmanın yanı sıra ülke değerlerinin korunması hedefi ile de çalıştıklarını söyledi.
“Eğitimde ilkleri başlatanız”
GAÜ’nün sadece eğitim alanında faaliyet göstermediğini anlatan Akpınar, geçmişten gelen değerleri de geleceğe taşıma hedeflerini şöyle özetledi:
“GAÜ, adadaki ilk yüksek öğretim hareketidir, ilk üniversiteleşme hareketini başlatandır. Başından beri kendi geliştirdiğimiz misyonumuz, adadaki yüksek öğretim sürecinin en yüksek düzeye taşınması, dünya üzerinde kabul görmesi ve bütünleşen bu harekette de toplumla ilgili sorumluluk alanlarını da her zaman en ileri taşımak bulunuyor.
Toplumun geride bıraktığı birçok öz değerlerimiz üzerinde de birtakım hatırlatmalarla bu değerleri geleceğe taşımaya çalışıyoruz.
Eğitim çalışmalarımızın yanı sıra toplumun beklentilerini ileriye taşıma konusunda içsel değişkenliği de her zaman ileriye doğru taşıyacağız. Geleceği yaratan geçmiştir dedik ve bu yönde çalışmalar ortaya koyuyoruz.”
“Ortak adım çabası yeterli değil”
GAÜ Kurucu Rektörü, Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar, yükseköğretimde üniversitelerin ortak bir vizyon içinde hareket etme çalışmaları bulunduğunu ancak bunun yeterli olmadığını belirtti.
Akpınar, Turizmde doğru adımların atılmasının son derece önemli olduğunun altını çizerken, kendilerinin bu yöndeki çalışmalarını anlattı. Akpınar devamla şunları söyledi:
“Yükseköğretimde her ne kadar üniversiteler ortak bir vizyon ive hareket ediyor olsa da, üniversiteleri bütünleyici bir şekilde kucaklayacak bir yapı da oluşmadı. Bir planlama süreci de oluşmadı. YÖDAK var, Eğitim Bakanlığı var, ama onlar kucaklayıcı ve yükseköğretimi bir noktaya taşıma noktasında değil. Bu kurumlar daha çok kurumların ne yaptığını takip eden yapılar halinde oldular. Bırakılan boşluklar nedeniyle, adada casinoların öne çıktı. Her ne kadar üniversiteler bunu bir şekilde kapatmaya çalışsalar bile, özellikle Türkiye’den adamıza gelen öğrenci velileri üzerinde çok ciddi olumsuz bir yapı oluşturuluyor.
Bunu destekleyen BET ofislerinin de yaygın şekilde üniversitelerin kapılarının yanlarına kadar ulaşması da dikkat çekici. Zarar verici bir boyuta ulaştı.
Bunların uzaklaşması için GAÜ, DAÜ, UKÜ ve LAÜ’nün de destek verdiği bir çalışma var. Ama bu nereye kadar gerçek bir algı içerisindedir, pek bilemiyoruz.”
“Casinodan uzak, gerçek anlamda turizm hedefi…”
GAÜ olarak turizmde ciddi atılımlar içerisinde olduklarını belirten Serhat Akpınar, “GAÜ, özellikle kendi eğitim programları içerisinde turizm fakültesi ve programları ile uygulama turizm oteline önem veriyor. Uzun zamandır kapalı olan Chateau Lambousa oteli devralarak turizme daha da ciddi katkılar yapmayı hedefliyoruz. Casinodan uzak, gerçek anlamda turizm anlayışı ile orada duran, kendi kültürümüzle geçmişimizle medeniyetlerin temsiliyeti ile farklı bir bakış yaratmak için çalışıyoruz, örnek olmaya çalışıyoruz” dedi.
Akpınar şunları söyledi:
“Hükümetlerin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Sınırları iyi çizmesi gerekiyor, yoksa bu bakış böyle devam ederse kontrolör bir yapı içinde tutulmazsa adadaki yükseköğretim çok ciddi şekilde zarar görecektir.”
“İlgili makamlar haksız rekabete seyirci kalıyor”
“Girne” adı altında yeni bir üniversite oluşumun haksız rekabet yarattığını bunun da yasal olmayan bir zemine taşınması ile rahatsızlık verici olduğuna işaret eden Akpınar, bu süreçlere Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK’ın seyirci kalmasını eleştirdi.
Akpınar, “Haksız rekabet, yasal olmayan bir sürece taşındığı zaman ve buradaki yasal, anayasal her türlü olgunun da bu süreçlere seyirci kalması sizi çaresiz bırakıyor. Çaresizlik çok zor bir durumdur. Siz de ya aynı şekilde karşılık vermek zorunda kalıyorsunuz, o zaman da sizin sahip olduğunuz, inandığınız değerlere uzaklaşmak, kendi kimliğinizden uzaklaşmanızı beraberinde getirir” dedi, devamla şunları söyledi:
“Şahsıma veya GAÜ’ ye baktığımda böyle bir süreç içinde olmalı mıyız noktasında ‘hayır’ değiliz diyorum. Kuruluş tarihlerini bile, 35. kuruluş yıllarını kutlamalarını anlatmaları veya kuruluş tarihlerini geçmişlere DAÜ’ nün geçmişine götürmeleri kabul edilmezdir.
Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK haksızlıklara dikkat çekmeden olayları izliyor.”
“Bile bile insanları kandırıyorlar”
“Karar alma mekanizmaları sürece seyirci. İlgili otoriteleri uyardım. YÖK’e gittim, anlattım. Bir hafta önce GAÜ’ ye bir üniversite ile yapılan anlaşma metni geldi. YÖK, Girne Üniversitesi ile GAÜ’yü karıştırdı ve arka arkaya bize resmi iletişim bilgilerini paylaşmaya başladı.
Düşünün ki Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Yüksek Öğrenim Kurumu bu hatayı yapıyor. Ben de gidip YÖK’e durumu anlattım, hata olduğunu söyledim. Bizim bir başka üniversite ile böyle bir anlaşmamız yok dedim. Bizden kontenjan isteniliyor. Bunlar GAÜ ile ilgili bir üniversitenin ortak programı değil. Girne Üniversitesi ile bir başka üniversitenin ortak programlarıdır. Biz, bu tip yanlışlıkların ilerleyen günlerde devam edeceğini de biliyoruz. Girne Üniversitesinin kurulması veya bu ismin alınması GAÜ’ nün geçmişinden ve geleceğinden yararlanmak amacını taşıyor.”
“Girne ismi altında bir üniversite oluşumu etik değil”
“Girne Üniversitesi’nin sözde denizcilik eğitimi yapacağım diyerek bütün medyaya denizcilik üniversitesi olacak ifadelerinden sonra, aylar sonra buna bir de havacılık katması, yarın da işletme veya başka benzeri bölümleri de açmayacağı ne malum…
Burada murat edilen ne kadar etik olmuştur. Burada bizim ortaya koyduğumuz tepkimiz Girne ismi ile ilgilidir. Girne ismi ile ilgili o karmaşa şu anda başladı. GAÜ adına google veya başka arama motorlarında ismimiz üzerinden reklam yaparak kendilerini öne çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar etik olmayan davranışlardır. Bunları biz de yapabiliriz, ama yapma noktasında ortaya koyacağımız adımlar bizi nereye götürecek?
Toplumsal yapı, devletin ve hükümet edenleri birçoğu sadece izliyorlar.”
“Rekabet Kurulu boş boş oturuyor”
“Şu anda yasal süreç devam ediyor. İsim konusunda hukukçularımız çalışıyor, açılan davalarımız var. Bu sürecin olumlu gelişmesini bekliyoruz. Burada sözde bir Rekabet Kurulu var, boş boş oturuyor.
Haksız rekabet girişimleri ve oluşumları konusunda bir şey yapmıyor. İlgili bakanlıklarımız var, süreci biliyorlar ama izleyici konumundalar. Atılacak çok basit adımlar var ama bu adımlar atılmıyor.”
Çok samimi söylüyorum, evet bir üniversitenin Girne’de bir üniversite açmasına karşı bir duruştu. Ama o karşı duruşu hayata geçirmekten imtina ettik. İlgili üniversitenin, Girne adında bir üniversitenin izinlerini alması bir ay içinde tamamlandı.”
“O müsteşar şimdi nerede?”
“Biz benzeri bir adımı attıktan sonra yaklaşık bir yıl süre ile dosyalarımız sürekli kayboldu, gündeme bile alınmadı. Israrlı takiplerimiz sonrasında bir yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan oradaki müsteşarın emekli olmasından sonra dosyalarımız ortaya çıktı. O müsteşar arkadaşın nerede görev yaptığını araştırın, şaşıracaksınız.”
***
Suriçi’ne yeni üniversite
İki yıldır Lefkoşa’nın kültürel mirasının canlanması ve korunması için çalıştıklarını anlatan Serhat Akpınar, bunun bir parçası olarak Lefkoşa’da bir üniversite oluşturma kararı aldıklarını ifade etti.
Akpınar yeni hedefi şöyle açıkladı:
“2 yıldır Lefkoşa’da kültür mirasını koruma yönünde, yıkıma terk edilmiş değerlerin korunması için başlatılan çalışmalar var. Lefkoşa Surlariçi’ni geçmişte olduğu gibi o eski hareketliliğine kavuşturma düşüncelerimiz var. Arabahmet Kültür Evi ile ilgili atılan adımlardan surlar içinin ne kadar unutulmuş olduğunu gördük. Arabahmet’te doğmuş bir kişi olarak gezdiğim sokaklarda o yokluk ve yoksulluğu gördükten sonra bizim aslında tepkisel bir duruştan da öte GAÜ olarak Lefkoşa Surlariçi’ni bir üniversiteye dönüştürme kararı aldık.
O tepkiyle başlayan ama şu anda Lefkoşa Surlariçi’ni bir üniversiteye dönüştürme projesini başlattık. Amacımız, burada siyasi bilimler, uluslar arası ilişkiler politika okulunu buraya yerleştirmek. Mimarlık ve turizm fakültesinin de içinde yer alacak bir yapıyı buraya taşımayı hedefliyoruz. 2 bin öğrencinin eğitim alacağı butik bir üniversiteleşme hareketini başlatıyoruz.”
“Proje üretiyoruz”
Serhat Akpınar, Lefkoşa Surlariçi’nin kültürel anlamda canlanması için projeleri bulunduğunu söyleyerek, Arabahmet Kültür evi aracılığı ile kültürel yaşama katkı koymak istediklerini ifade etti.
Akpınar şu ifadeleri kullandı:
“Arabahmet Kültür Evi terk edilmişti. Belediye tarafından ihaleye çıkılacağını öğrenince de buranın kültür programı içinde yer alması için girişimde bulunduk.
Burayı kendi amaçlarımız doğrultusunda kullanmak amacında değil, tamamen buraya sahip çıkmak isteyen sivil toplum kuruluşları ile kültür hareketleri oluşması için adım attık. Arabahmet Kültür Evi, GAÜ’nün kullanımında olan değil, restorasyonunu başlattığı bir yapı olacak. Ortaya konan tepkiler yersizdir. Hepimizin duruşu aynıdır. Kamuya ait yerlerin özele peşkeş çekilmesi gibi yaklaşılmamalı.
Sadece koruma içgüdüsü ile hareket ediyoruz. Kendi insanımızla ortak bir geleceği taşıyoruz. Birilerinin öncü olması gerekiyordu.”
***
“Yaşananlar etik olmadı”
GAÜ Kurucu Rektörü, Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar, kendi üniversitelerinin ismini andırırcasına açılan “Girne Üniversitesi” konusunda sert konuştu, yargı sürecine işaret etti.
HAVADİS’e özel açıklamalar yapan Akpınar ”Girne ismi altında bir üniversite oluşumu etik değil” dedi.
“Girne Üniversitesi’nin sözde denizcilik eğitimi yapacağım diyerek bütün medyaya denizcilik üniversitesi olacak ifadelerinden sonra, aylar sonra buna bir de havacılık katması, yarın da işletme veya başka benzeri bölümleri de açmayacağı ne malum…” diyen Akpınar yaşananların etik olmadığına dikkat çekti.
Bir üniversitenin “Girne” ismi üzerinde çalıştığını kaydeden Akpınar “Burada murat edilen ne kadar etik olmuştur. Burada bizim ortaya koyduğumuz tepkimiz Girne ismi ile ilgilidir. Girne ismi ile ilgili o karmaşa şu anda başladı. GAÜ adına google veya başka arama motorlarında ismimiz üzerinden reklam yaparak kendilerini öne çıkarmaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu. “Bunlar etik olmayan davranışlardır. Bunları biz de yapabiliriz, ama yapma noktasında ortaya koyacağımız adımlar bizi nereye götürecek. Toplumsal yapı, devletin ve hükümet edenleri birçoğu sadece izliyorlar” diye vurgulayan Akpınar GAÜ’nün her alanda “rakip” görüldüğüne işaret etti.
“Rekabet Kurulu boş boş oturuyor”
Ortada haksız rekabet girişimi olduğunu ve tüm taleplerine rağmen Rekabet Kurulu’nun boş boş oturduğunu anlatan Akpınar, kasıtlı bir şekilde zayıf düşürülmek istendiklerini söyledi.
Akpınar şu ifadeyi kullandı:
“GAÜ’yü rakip olarak görüyorlar, bugün yaptığımız, adım attığımız her alanda takip ediliyoruz. Belirli noktalarda ileriye çıkacağımızı bildiktekileri noktalarda bizi zayıflatmayı düşünüyorlar.
Şu anda yasal süreç devam ediyor. İsim konusunda hukukçularımız çalışıyor, açılan davalarımız var. Bu sürecin olumlu gelişmesini bekliyoruz. Burada sözde bir rekabet kurulumuz var, boş boş oturuyor. Haksız rekabet girişimleri ve oluşumları konusunda bir şey yapmıyor. İlgili bakanlıklarımız var, süreci biliyorlar ama izleyici konumundalar. Atılacak çok basit adımlar var ama bu adımlar atılmıyor.”
































