Nadire BAHADİ
Yıllardır yalnız yaşayan ve başken Lefkoşa sokaklarının simgesine dönüşen 55 yaşındaki Şefik Zağlul’un yaşadıklarını satır satır kaleme aldığı şiirleri Havadis Yayınları tarafından “Şefikçe” kitabında toparlandı. Lefkoşa çarşısının sevilen ve renkli simalarından olan Zağlul’un yıllardır Lefkoşa sokaklarında tanıklık ettiği ve ders çıkardığı pek çok anısı okuyucuyla buluştu. Şefik Zağlul’un gezip gördükleri, yaşadıkları ve hissettiklerini kağıda döktüğü şiirlerinden oluşan “Şefikçe” isimli kitabında 30 eseri bulunuyor. 46 sayfalık kitapta Ülkemizin tanınmış Fotoğraf sanatçısı Buket Özatay’ın objektif ve kadrajından sokakların yalnız adamı Şefik Zağlul’un da fotoğrafları yer alıyor.

Kalabalığın içinde yaşayan yalnız adam
4 Kasım 1960 tarihinde Andrea’da doğan Şefik Zağlul hayatı boyunca bir çok ülke gezerek yaşadıklarını küçük kağıt parçalarına yazdığı şiirlerinde anlattı. İlköğrenimini Selimiye İlkokulu’nda tamamlayan Zağlul, Bayraktar Orta Okulu’nu bitirdikten sonra Ticaret Lisesi’nden mezun olarak öğrenim hayatını tamamladı. Gerçekleştirdiği evliliğinden bir kızı ve bir torunu olan Zağlul eşinin kendisinden ayrılarak çocuğunu da alarak İngiltere’ye kaçmasının ardından yıllardır Lefkoşa sokaklarında yaşamını sürdürüyor.
Zağlul: Yalnız güler, yalnız ağlarım
Lefkoşa çarşısının sevilen siması Zağlul, genellikle yaz aylarında camilerde ve parklarda kış aylarında ise sevdiği dostlarının matbaalarında birkaç saatlik uyku ile yaşıyor. Surlariçi esnafı tarafından sevilen Zağlul gününün büyük bir kısmını ise çarşıda faaliyet gösteren Yafa Cafe’de geçiriyor. Karnını kendini seven arkadaşlarının verdiği yiyeceklerle doyurduğunu anlatan Şefik Zağlul, kimi zaman mum ışığında yaptığı yumurta, kimi zaman ise yerden topladıkları ile doyduğunu söyledi. Avrupayı gezdiği zamanlarda da “Gün olur çöpten topladığım artıkla karnımı doyururdum” diyen Zağlul, “Ben yalnız adamım. Karanlık çöktü mü gittiğim yerde insanları izler, uykuya dalarım. Aklıma bir şey gelir yalnız başıma gülerim, aklıma bir şey gelir yalnız başıma hüzünlenir oturur ağlarım” dedi.
Sirozla yaşam savaşı veriyor
2008 yılında rahatsızlanan Şefik Zağlul’a doktorlar tarafından siroz teşhisi kondu. Zağlul hastalığı nedeni ile pek çok hastaneye kaldırılarak tedavi gördü. Hastalığını öğrendiği zaman tedavi olmak için kendisini bir odaya kilitlediğini söyleyen Zağlul, “Ben de insan gibi yaşayabilmek için tedavi edilmeye ihtiyacım vardı ama 8 ay dayanabildim, 7 yıldır hastalığımla yaşamaya çalışıyorum” dedi.
“Teknolojiyi hiç sevmedim”
Bir dönem gazetelerde yazarlık yapan Şefik Zağlul, 10 parmak daktilo kullanmayı bildiğini teknolojiyi ise hiç sevmediğini söyledi. Zağlul, tek bir gün telefon kullanmadığını söyleyerek, sohbeti çok sevdiğini, telefon yerine sevdikleri ile yüz yüze muhabbet ettiğini ifade etti.
Ömrü sokaklarda geçiyor
Her yaşadığı andan zevk aldığını söyleyen Şefik Zağlul, “Yağmuru da sevdim, yağmurlu havada sığınmayı da, sığınarak güneşi beklemeyi de. Karanlığı severim, gündüzlerde loş yaşamayı da. Dedim ya ben yalnız adamım. Çekirdekten yetişmeyim, çok memleket gezdim gördüm, vatanıma döndüm. Şimdilerde ise Girne Kapısı’ndaki parkta ömür tüketiyorum. Siyah beyaz televizyon severim, kış aylarında çakan şimşekten heyecan duyarım, bir kağıt parçası buldum mu da şiiri, aşığın, ozanın sadık yari misali duygulandırırım” diyerek kendini anlattı.
































