Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

LAF İLE PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ

mahmut sezinler

Yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan mali sorunlar kaynak yetersizliğinden değil mali disiplin ve yönetsel beceri noksanlığından kaynaklanmaktadır. Bütçe gelirlerinin artırılması bir yana var olan ve/veya olması gereken gelirlerin cömertçe sermaye guruplarına bağış yapılması lüks tüketimin yüksek gelir guruplarına armağan edilircesine mevzuatlanması ve üretilen politikaların kendi içlerinde tutarsızlığı yönetsel zafiyetin göstergesidir.

Bizim ülkemizde hiç bitmeyen ekonomik sorunlar ve bu sorunların yarattığı krizler ganimet ekonomisi alışkanlığı ile ülkemiz dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olmuştur. Yetersiz üretim yapılan ülkemizde üretim maliyetleri sürekli artmakta ithalat faturaları kabarmakta ve günden güne pahalılık artmaktadır. İki hafta önce marketten aldığınız ürünlerin aynısını iki hafta sonra aldığınızda ortalama %20 daha fazla bir ödeme yapıyorsunuz.

Böylesi bir ortamda yapılması gereken, maliyetleri düşürmeye yönelik politikaların uygulamaya konmasıdır.

Bir süre önce açıklanan sözde teşviklerin kapsamı amacı doğrultusunda olmaktan ziyade, menfaat doğrultusunda yapılmıştır. Teşviklerin, üretimde ağırlıklı destek alması gerekirken, ticari destekli olması, hangi sektör prim talep ettiyse verilmesi, yönetsel bir beceriyi ortaya koymakta. Sözde maliyet düşürücü etki yapmaya ve talebi artırmaya çalışırken bilinçsiz yapılan teşvikler enflasyona baskı yaratmaktadır.

40 gün önce ortaya çıkan Körfez Savaşında dünyayı sarsan yakıt krizinden mütevellit pahalılık bize de zirayet etmiştir. Bu bir doğru, fakat bizim pahalılığımız zaten bize münhasır vardı, ve en pahalı piyasalardan bir tanesiyiz. Savaşı ganimet bilen yönetim hayat pahalılığı ödemelerine yönelik yeni düzenleme yapmaya çalışmıştır. Ülkemizde yüksek enflasyondan dolayı kaybolan gelir kaybının özellikle dar ve sabit gelirlilere anında verilmezse bu gurubun yaşamsal düzeyi düşer ve bu sosyal bir soruna dönüşür. İnsanları refah kaybına sürükler. Eğer siz hayat pahalılığını vermez veya erteler veya sizin dediğiniz gibi emanete alırsanız dar ve sabit gelirli insanların parasını kullanıyorsunuz demektir.

Dolayısıyla ortaya konmaya çalışılan politikalardan görüleceği üzere beceri noksanlığı vardır. Bir taraftan param yok hayat pahalılığını ödeyemem diyen bir yönetim, diğer taraftan teşviklerle sözde maliyet düşürücü politika ortaya koyuyor.  Bir taraftan maliyet düşsün talep yaratılsın derken, diğer taraftan insanların cebinden parayı alıp insanların mal ve hizmetlere ulaşmasını engelliyor.

Kriz zamanlarında piyasa canlı kalsın diye, para genişletici politikalar ortaya koymak gerektiğini eminim ki biliyor arkadaşlarımız.

Tutarsız politikalar. Ekonomi böyle çelişkili politikalarla yönetilemez ve de halka rağmen hiçbir politika başarıya ulaşmaz. Politika değişikliği olabilir. Özellikle ekonomik ve mali politikalar ekonominin gidişine göre değişebilir. Fakat bu değişiklik halktan kopuk olmamalı. Halkla birlikte yapılmalıdır. Politikalarda çelişki yaratılmamalıdır.