Kuşkular ve umutlar

26 Şubat 2014 Çarşamba | 12:47

Öncelikle ifade etmek isterim ki bu yazıda bahsedilen “olgun” ve “genç” nesiller kavramları birbirlerinden keskin sınırlarla ayrılmış değildir. Pek tabii ki genç nesillerin düşünce yapısına sahip bir grup olgun yaşlar dahilinde insan varken, aynı şekilde kendilerinden yaşça büyük nesillerin düşüncelerine, en az onlar kadar yürekten katılan gençler de bulunmaktadır. Bu yazı da o kişiler baştan tenzih edilir.
İnsan kesinlikle evrime açık bir canlıdır. Bedenen olduğu kadar ruhen de nesilden nesle fark eden evrimsel bir değişim gösterir. Düşünce yapısı da bu değişim dahilindedir. Nitekim sosyolojide “nesil çatışmaları” olarak ortaya çıkan kavram da bunun eseridir.
Nesiller, devamlı birbirlerini eleştirir ve tenkit ederler. Babalar ve oğullar çekişir, nineler ve kız torunları çekişir. Yaşlılar genelde “Ah! Nerede bizim zamanımızdaki saygı sevgi…” diye hayıflanırken, gençler onları tutuculukla suçlar. Devran böyle döner gider.
Hal böyleyken yaşanan olaylardaki toplumsal değer yargıları da değişir. Örneğin bundan elli yıl önce bir erkekle kızın, evlilik öncesi arkadaşlığına kötü gözle bakılırken bu gün aynı olay nerdeyse olmazsa olmazdır.
Kıbrıs sorununda da toplumumuz içinde bir nesil çatışması var gibidir.
Daha olgun yaşlardaki kesimler Rumlara güvenmediklerini ve güvenilmemesi gerektiğini söylerken, bu tezlerini zamanında yaşadıklarına dayandırmaktadırlar. Onlar, gençlerin yaşananları ya bilmediklerinden ya da unuttuklarından yakınmaktadır ve yine bazen sert bir dille “aymazlıkla” suçladıkları gençlerin ileride çok zor koşullar yaşayacaklarına yönelik korkularını ifade etmekten çekinmemektedirler.
Daha genç olan nesil ise geçmişte yaşananların eski nesillerin suçu olduğunu, Rumlara karşı yanlış siyasetler izlendiğini ve hatta devletin onlara terk edilerek en büyük hatanın yapıldığını söylemektedirler. Üstüne üstlük ise yaşça daha olgun olan büyüklerini nerdeyse çözüm ve barışa karşı direnen kişiler olarak tanımakta ve tanıtmaktadırlar.
Rumlarda durum nedir diye sorarsanız, onu da artık onlardan biri değerlendirsin.
Bu yazıda Kıbrıs Türk toplumu içinde yaşanan, Kıbrıs Meselesi üzerinden nesil çatışmasını kendimce irdelemeye çalışıyorum. Rumlarınkini de bir Rum yapsın, biz de okuyalım, öğrenelim… Ama sanırım onlarda da beş aşağı beş yukarı durum aynıdır.
Kıbrıs sorunu çözüme bir şekilde yolcuyken, toplumların bazı fertlerinde kuşku, bazılarında umut olmasının nedeni işte bu nesil çatışmasıdır.
Açıkçası, nesiller arası düşünce yapısındaki fark toplumsal barışı bile tehdit ederken, toplumlar arası çözüme yönelmek doğru bir metot olacak mıdır diye düşünmekten kendimi alamamaktayım.
Demem odur ki her olay kendi yaşandığı zaman içinde değerlendirilmelidir. İnsanlar geçmişle hesaplaşırken, günümüzün değil o günün koşullarını kafalarında canlandırmalıdır. O zamanın yaşananlarını zamanın değer yargıları ve koşulları dahilinde algılayıp yargılamalıdır. Ve günümüz gençliğini tenkit edenlerde, artık yeni bir çağda yaşadıklarını, koşulların farklı olduğunu bir zahmet fark etmelidir.
Toplumlar kendi aralarında çözüme ulaşmak için önce kendi içlerinde nesiller arası barışı sağlamalıdırlar. Umutlar kuşkuları suçlamadan yeşertilmelidir. Yoksa kuşkuların başka türlü umuda dönmesi mümkün değildir.

Anlayamadıklarım
Ulusal Birlik Partisi 2004-2008 arası kamuya alınanların araştırılmasını istemiş. Bunun üzerine Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler de aynı araştırmayı 1983 yılından başlatmayı önermiş. Anlayamadım bu arkadaşları. Play stationları yok mu oynasınlar. Neredeyse “Benim babam senin babanı döver” muhabbetine döndürmüşler olayı…
Ve şiir
Bu haftaki “Ve Şiir” köşeme değerli şairimiz Sayın Nafia Akdeniz’i bir kez daha konuk ediyorum. “Yok” isimli kitabından aldığımız “Alay” adlı şiirini beğeninize sunuyorum:
Alay
Yüksek ihanetten fışkırma gölgeler tavanlarda
ayak sallarlar aşağılara.
Gıcırdayan taban
Mesken artık alaylara.
Alt bilir, üst açılır
Üşümek kayar atıl bedenlerden yarım akıllara.
Ayaz biler karanlığı ve saplar sırta
Sıvazlanacak bir duvarlar kalır yarı baygınlara.
Dil sokulmuş,
Öz emilmiş,
Söz gidip geleni eskitmiş.
Çağrışım artık serbest!

Facebook Anketi
Bu hafta Facebook’tan “Issız bir adaya düşseniz ve yanınıza tek şey (cansız) alma şansınız olsa, ne alırdınız?” diye bir soru sorduk. İşte yanıtlar:
Kibrit veya çakmak 9
Kitap 7
Cep veya uydu telefonu 6
Bıçak ve silah 5
Bilgisayar ve/veya iPad 5
Balık avlama malzemesi 4
Giyecek 3
İlaç ve antibiyotik 2
Ayna 2
Güneş kremi 1
Radyo 1
Tığ ve yünler 1
Fotoğraf makinesi 1
Kuş lastiği 1
Futbol topu 1
Televizyon 1
Defter kalem 1
Konyak 1
DVD 1

OBJEKTİFİMDEN- ŞAPEL- DEĞİRMENLİK

***

KARİKATÜR (NESİL ÇATIŞMASI)