Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kur deyimleri ve tecrübeler

Döviz kurlarının hareketlenmesi ile Türk Lirası’nın sürekli değer kaybettiği içinde bulunduğumuz süreçte KKTC’de yeni bir tartışma başladı. Kur rejiminin değişip, kur sabitlenmesine gidilmesi. Peki bu mümkün mü? Biz KKTC olarak bunu yapmaya muktedir miyiz? Sonucu ne olur?

KUR REJİMİ NEDİR?: Milli paranızın yabancı paralar karşısında ne şekilde değerlendirileceğine ilişkin izleyeceğimiz yöntemin adıdır. Kendi paranızın dış satın alma gücü yabancı paralarla olan ilişkisiyle ölçülür. Ör: İngiltere de 100 sterline satılan bir malı biz 200.00 Türk Lirası daha sonra da 300.00 Türk Lirası’na alıyorsak o zaman Türk Lirası sterline karşı değer kaybediyor demektir. Bu tanımdan hareketle bizim milli paranız olmadığı için kur sabitlemesine gidilmesi mümkün değildir ve de biz buna muktedir olamayız.
Kur rejimlerinde parite dediğimiz eşitlik kullanılır bunun da başlıca yöntemleri sabit kur rejimi ve dalgalı kur rejimidir. SABİT KUR REJİMİ: Milli paranın yabancı paralar karşısında değerinin Merkez Bankası tarafından belirli bir değerle yani kurla eşitlenmesidir. Kullandığımız Türk Lirası’nın ana yurdu Türkiye 1980’li yıllara kadar sabit kur rejimi uyguladı. Bu rejimde sürekli değer kaybeden Türk Lirası’nın düzelebilmesi için sürekli devalüasyonlar yapıldı ve yeni sabit kurlar belirlendi. 1980’li yıllara kadar Türkiye’ye döviz girişi çok sınırlı kaldı ve hatta zamanın Demirel Hükümetlerince ülke 5 cente muhtaç duruma gelmişti. Tüm ithalat ve ihracatlar kontrol altında olup ihracatı yapan firma ülkeye dövizi getirip Türk Lirası ile değişime sokmak zorunda idi. O devirde Türkiye’nin dış ticareti de son derece zayıf ve ithalatı hemen hemen olmayan bir ülke durumundaydı. Çünkü ithal mallar hem çok pahalı hem de yabancı para olmadığı için yapılamıyordu. Türk Lirası yabancı ülkelere kaçak sokuluyor ve orda Döviz’e dönüp mevduat oluyordu. Gerçek yaşamda dış ticarete konu olan malların fiyat (kur) esnekliği çok önemlidir. İthalat ve ihracat kura çok duyarlı ve bağımlıdır. Türkiye dışına seyahatlerde döviz kara borsadan temin edilir durumdaydı. Tahta kale dediğimiz bugün ki döviz borsası o devirlerde canlanmış ve Türkiye Döviz Piyasası kara borsa olarak işlem görüyordu. Yani Türkiye döviz konusunda kara borsaya dönüşmüştü. Tek sebebi sabit döviz kuru rejimi değildi tüm bunların ama en büyük etkendi sabit kur rejimi.

Bugün dünyanın uyguladığı tüm sistemlerde kontrollü dalgalı kur rejimi geçerli olup tamamıyla Merkez Bankalarının kontrolü altında olan bir rejimdir ve 2008 krizi tecrübeleri de göstermiştir ki kontrollü dalgalı kur rejimi dışında bir rejimi uygulamak doğru değildir. Kaldı ki bizim KKTC olarak ta kendi irademizi aşmaktadır. Günümüz çağında hiçbir siyasi ideolojide sabit kur rejimi savunması mevcut değildir. Bu sadece İslami rejimlerde mümkün olur ki birçok İslami rejimlerde de bu yoktur. Sabit kurun telaffuzu bile etmek bence büyük bir hata olur.