Kur artışlarının yarattığı sorunlar ve getirilen bazı önlemler

19 Ağustos 2018 Pazar | 08:09
Onur Borman

Türkiye’de son hafta başında şok döviz kur artışları, Türkiye Hükümeti ve TCMB ve ilgili kuruluşlarıyla eşgüdüm içinde hedef önlemler ve verilen bazı güvencelerle, özellikle bankacılık sektöründe destekleyici önlemler, TL’ye dönüş için öneriler yanında, dış ülkelerle ve dış yatırımcılarla yakın ilişki ve dostluk çerçevesinde görüşme ve diyalogların arttırılması ve çoğundan şimdilik olumlu karşılık alınması, ve ABD ile Türkiye arasında yaşanmakta olan ABD’nin haksız tepkilerine karşı diğer bir çok ülkelerden Türkiye lehine olumlu tepkilerin gelmesi ve en son Katar ile varılan mutabakatla 15 milyar dolarlık Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırım yapılması mutabakatı ile, şok yükselişler, Perşembe günü süratli düşüşlere neden olmuştu. Ayrıca piyasalarda ve finansal sistemde ve kuruluşlarda, bankalarda panik yaşanmamasına yönelik alınan TCMB önlemleriyle Hükümet çalışmaları çerçevesinde soğukkanlı bir duruşun sergilenmesi, mali piyasalarda olumlu sonuç vermişti. Ancak Cuma ve Cumartesi günleri kurlarda yeniden bir hareketlenme ile bir miktar yükseliş olmuşsa da ümit edilen, Kurban Bayramı tatili esnasında para piyasalarındaki hareketliliğin soğuyacağı beklentisidir. İnşallah bu arada uluslararası siyasi ilişkilerde ve yabancı yatırımcılar açısından Türkiye’ye olumlu sinyaller devam eder ve bir miktar daha kurlarda istikrar kazanılır.. Son beklentiler veya ümitler diyelim bu yönde..

Burada Türkiye’de yurt içi yerleşiklerin de yurt dışında milyarlarca döviz cinsi toplam para ve menkul varlıkları bulunduranlara döviz varlıklarını Türkiye’ye getirmeleri açısından da bir yurttaşlık görevi düşüyor.. Çünkü Türkiye Hükümetinin son yıllarda bu konuda iki defa yasal düzenleme teşebbüsü oldu. Yurt dışında döviz mevduatı veya başka şekilde devamlı döviz varlığı bulunduranların Türkiye’ye döviz getirmeleri için iki defa Vergi Affı yasası ve son aylarda da seçimlerden önce Kararname çıkarılmış, ve vergi affı verilerek ya çok cüzi bir yüzdelik diğerinde vergiden muaf  tutulmak suretiyle dövizlerini getirenlere kaynağının sorulmayacağı öngörüldü. Ve ülkeye getirilmesi konusunda Maliye ve ilgili Bakanların açıklamaları ve çağrıları oldu.  Yetkililerin en az 100 milyar$ bekledikleri de ifade edildi. Hatta daha yüksek rakamlar telaffuz edildi. Yabancı yatırımcıları beklerken, yerli işadamları ve yurttaşların da harekete geçmesi bu sorunu çözecektir. Diğer yapısal sorunlar çözülene kadar.

KKTC’de piyasalardaki ve çarşıdaki durum, ve Hükümetimizin aldığı önlemler

Önce burada bir şeye dikkat çekmek isterim. Türkiye ve KKTC’de mevcut çarşıda yaşanmakta olan fiili durumu mukayese etmek bakımından.  Tabii ki kur artışlarının Türkiye’de enflasyonu etkileyeceği ve fiyatlara da bilahare bir miktar yansıyacağı açıktır. Fakat şimdilik bu günlerde Türkiye’de gerek emtia fiyatlarında gerekse yiyecek mallarında birkaç kalem hariç genelde fiyatların aynı seviyeleri koruduğu ve satıcıların bu krizi ‘fırsata çevirmedikleri’ hatta bazı ilanlarda ve reklamlarda bunun tersini gördüğümüz gibi, devamlı telefon vb ile konuştuğumuz çevrelerimiz ve temaslarımızda ki her gün alış verişte olan insanlardır, Türkiye’de piyasanın ve çarşının genelde bu kurları istismar etmediğini ve fiyatların birkaç mal dışında değişmediğini, hatta ülke menfaati için ne yapabilirimin ön planda konuşulduğu, ve çarşının duraksamaması için alış verişin devamı amacıyla belli mallarda fiyat indirimlerinin bile yapıldığı  izleniyor. Halk-Hükümet önlemlerde beraber gidiyor.  Esasen yazılı ve görsel basından da bu izleniyor. Türkiye Hükümetinin de bu konuda çok sert uyarıları var ve ‘krizi fırsata çevirenlere’, ‘Stokçuluk’ yapanlara ağır cezalar uygulanacağı beyan ediliyor.

KKTC’de mali piyasalar, bankacılık kesimi, Hükümetle KKTC Merkez Bankası bu kesimi çok güzel yönetti. Bu sektörde panik ve heyecan sürmedi açıklamalar ve alınan önlemlerle ve halka verilen güvenle aynı gün söndürüldü.

Ancak KKTC’de maalesef diğer piyasalarımız, çarşımız aynı durumda değil. Kurların yükseldiği aynı günde fırsatçıların çoğaldığı ve hemen etiket üstüne etiket değiştirdikleri ve aldığımız bir çok mallarda iki misli fiyat uygulandığını gördük ve görüyoruz. Bu kadar istismara da insaf doğrusu.  Gerçi KKTC’de piyasa ve her şey dövizle direk daha fazla etkileniyor, onu hepimiz biliyoruz ama hemen aynı günden malları saklayarak veya etiketleri iki misline, veya en az % 40-50 arttırarak, sebze ve meyve fiyatları bile iki misline, salatalığın, 8-9TL’ye çıkması hiç bir gerekçe ile izah edilemez. Bunun dışında her türlü emtiada, kalıcı dayanıklı tüm mallarda fırsat kollarcasına halkı istismar etmek demek ticari ahlâkla da bağdaşmaz. Tabii bu herkes için geçerli olmamakla beraber genel durum böyle oldu.

Hükümetimiz Cuma günü bu davranışlara karşı bir takım tedbirler açıkladı. Çoğunluğu olumlu ve beklenmekte idi. Bunlar arasında ancak Devletten kiralanan mallarda zaten çok düşük, nominal seviyede olan kira sözleşmeleri, devletin bu kadar kaynağa ihtiyacı olduğu bir dönemde kur sabitlemesi kapsamına keşke alınmasaydı. Bu kesimin buna ihtiyacı da yoktu.

Alkollü içkilere vergi artışı gelir açısından uygun, hatta sigaranın tümüne de yapılabilirdi. Ancak Stoklar sayıldı mı? Ve maliyet hesaplamaları birimleri tespit yaptı mı? Bu çok önemli.

Stok tutanların stok sayımlarının FİF vergi artışlarında ve KDV düzenlemelerinde hemen yapılması gereken bir işlemdir ve zaten Yasalarımızda da mevcut. Örneğin FİF Yasası 6’ncı ve 7’nci maddeler. Hangi hallerde ve hangi safhalarda peşin alınır.  Çünkü genelde her toptancının stokları vardır. Özellikle de FİF için Fon artışı yapılırken ve KDV oranları arttırılır veya düşürülürken önce aynı gün ekiplerle STOK sayımları yapılır ve alınan kararlarla mal üzerine eklenerek alınacak Fon geliri devletin kasasına girecek bir gelir olması gerektiği cihetle, bu miktar öncelikle tespit edilerek peşin olarak veya satış sürecinde birkaç taksitte alınır. Aksi halde konan ‘vergi’ devlete değil, haksız kazanç olarak ekstradan ‘stok sahibinin’ kasasına girer!  Geçmişte bu uygulamalarda ilgili ekipler marifetiyle maliyet ve anında stok tespiti ile yapılırdı. Esasen bu nevi vergi öngörülen her yerde böyle yapılır. Açıklamalarda böyle bir duyuma ulaşmadığım cihetle değinmek istedim. Alınan önlemlerin maksadına ulaşması ve zaten dövizden çılgına dönen fiyatlar dolayısıyla sağlanan haksız kazançlara, ek haksız bir kazanç daha olmaması ve konan verginin devlete intikal etmesi ve vergi kaybı olmaması açısından gereklidir. Devlet menfaatleri açısından bu prosedürün uygulanması gerektiğini Maliye’nin iyi bilmesi gerekir.

Diğer alınan önlem Antrepolardaki sabit kur uygulamaları ise halka ek maliyet ve ek fiyat intikal etmemesi amacını taşıdığı cihetle çok uygun bir karar. Ancak bu vergi bağışının da tüketici fiyatlara yansımasının kontrolü gerekir. Bu konuda esasen Hükümetin, yapılacağı konusunda net açıklaması var. İthal edilen toplam miktarın, şirket veya şahısların ilgili hesaplarından, satış miktarı kontrolü ile yapılabilir. Uymayanlar için de ciddi müeyyide uygulaması gerekir. Çünkü burada da devletin vazgeçtiği vergi kaybının, fiyatların istikrarı ve enflasyonun frenlenmesi içindir, aksi halde başka şahıslara yeni ‘gelir’ kayması olur.

Sonuçta alınacak önlemler ülke geneline hayırlı olsun. Hükümetin iyi niyetle başlattığı önlemlerin amacına ulaşması için önce mevcutların tespiti, alım ve satım miktar ve fiyat kontrolü ve sıkı denetim altında olması ve yasal müeyyide, her yerde olduğu gibi kaçınılmazdır. Uygulama için bu söylediklerim herkes istismar yapar veya yaptı olarak değil, yapanlar için ve Devletlerin uygulama prosedüründe konan amaca, yasal ve adaletli ulaşılması içindir. Finans ve üretim sektörlerinde de önlemler konusu var. Daha sonra değiniriz.

Bu önümüzdeki hafta Kurban Bayramı. Mübarek Kurban Bayramının milletimize ve halkımıza ve bölgemizle dünyaya da hayırlı olmasını ve Bayram sonrasının daha güzel günlere doğru olmasını dileyelim.

18.8.2018                                                      Onur Borman