Lokantanın vitrininde asılı çok klasik bir fıkra vardır. Lokantanın vitrininde şöyle diyor ’’ İstediğiniz kadar yiyin hesabınızı torununuz ödesin’’ şeklinde bir ilan. Bunu gören genç adam içeriye girer ve bir güzel karnını doyurduktan sonra kalkıp gitmeye çalışırken garson elinde yüklü bir faturayla gelir ve hesap ister. Genç adam ‘’ Hani benim yediklerimi torunum ödeyecekti? ‘’
Garson ‘’ Doğru’’ der. ‘’ Bu zaten sizin yediklerinizin değil dedenizin yediklerinin parası’’ ….
Ekonomide bugün yapılan yanlışların faturası torunlarımıza çıkmayacaktır. Bu gün karşılaştığımız yanlışların sorumlusu da dedelerimiz değildir zaten. Ekonomide vade çok daha kısadır çünkü.
Bazı yanlışların bedelini günler içinde ödemeye başlarız. Bazı yanlışların bedelini daha uzun zamanda öderiz.
Bu yıl hepimiz enflasyon tahminlerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz zorunlu olarak. Zaten son 5 yılda sürekli revize ediyoruz tahminlerimizi. Bu yıl da öyle oluyor döviz kur artışı yansıma birikimli olarak iki yıl sonra oluyor. Bu yılki enflasyon 2021 yılı döviz kur artışı yansımasının büyük sonucudur. O zaman biz son dönemde yaşadığımız kur artışının etkisini iki yıl sonra göreceğiz. Yani 2022 yılı döviz kur artışını 2024’te enflasyonda göreceğiz. Bu da şu demektir yüksek enflasyon en az iki yıl daha bizimle birliktedir.
Döviz kurundan enflasyona geçiş etkisi son 5 yılda hızlandı. %10 döviz artışı TÜFE enflasyonuna maliyet kaynaklı yılda birikimli olarak %2-3 yansıyor. Ve bu kendini iki yılda gösteriyor. İki yılda birikimli etkisi %20 düzeyinde.
Yani dedemizin hesabını ödemekle meşgulüz. Şu anda ödediğimiz 5-6 sene önceki döviz artışlarının bedeli ithalata dayalı KKTC ekonomisinde döviz kurunun geçişkenliği daha yüksek boyutlardadır.
Dövizlerin artışı böyle gecikmeli TÜFE’ye yansıdığına göre önümüzde hesap ödeyeceğimiz daha uzun yıllar vardır.
































