KıbrısKöşe YazarlarıSürmanşet

Kum sevmeyen sosyete ve çevre katliamı!






Her zaman merak etmişimdir; niye İstanbul sosyetesi kumluk plajlardan hoşlanmaz diye!

Eminim aralarında hoşlanan vardır ama büyükçe bir kesimin teraslarda güneşlendiklerini Türkiye’deki tesislere de baktığımızda görebiliriz…



Dome Otel yıllarımda otelin müdavimlerinin çoğu İstanbullu hanımefendiler ve beyefendilerdi.

Beyaz Türkler diyemeyeceğim, çünkü aralarında bol miktarda üst sınıftan İstanbullu Musevi, Süryani ve Ermeni müşterilerimiz de vardı.

Demek ki, etnik veya kültürel değil de sınıfsal bir gelenekti bu kumlu plajdan kaçınma hali.

Bu insanlar o kadar kumluk plaj dururken, Dome’un yığma betondan yapılmış yarımadasını tercih ediyorlardı!

Orayı, o dönemde devamlı ziyaret edenleri, kadınların bronz tenleri “beyaza kaçan sarı renkli”boyanmış saçlarıyla veya garsonlara durmadan “oğlum bunu getir, oğlum bunu götür” diyen Paşa ruhlu orta yaşlı beyefendileri, iyice yağlanmış şekilde terasta güneşlenirken eminim hatırlayacak olanlarınız vardır aranızda.

Acaba diyordum bu alışkanlık Osmanlı’da ve erken Cumhuriyet döneminde çok kullanılan deniz hamamlarından mı geliyordu?

Sanmıyorum. Çünkü hamamlar daha fazla kadınlar için kullanılıyordu ve mahremi korumak için kullanılıyordu.

Tabii nerden taktın bu kum sevmeyen İstanbul sosyetesine diyeceksiniz değil mi?

Bugün gördüğüm resimlerden sonra!

Kaya Palazzo’nun kıyılarının yine bu insanlara güneşlenme terasları yapabilmek için kayalar ve taşlarla doldurulduğunu ve oradaki bazı tarihi eserlerin yok edilmek üzere olduğunu görünce aklıma geldi. 1500 yıldır bir ziyaret yeri olarak kullanılan Aziz Fanourios mağarası tehlike altında..

Bu insanların özel merakının tüm Kuzey Kıbrıs’ın kıyılarını ahşap ve beton platformlarla kaplatmaya neden olduğu bir gerçek.

Her tarafta denizin içine inşa edilen platform ve terasların çevreye geriye dönülmeyecek büyük bir zarar verdiğini görmemek için kör olmak lazım!

İşte tam da bunun için Turizmin memlekete maliyetini düşünürken bu tip fiziki tahribatları da düşünmemiz gerekir. Hangi çevre katili bu izni verdi diye de sormak lazım..

Yeter artık!!







Başa dön tuşu