AKP’nin UBP-DP Hükümetini niçin kurdurduğu yavaş yavaş netlik kazanıyor. Kıbrıs’ta çözümü ve barışı desteklediğini iddia eden AKP’nin bunu dünyayı aldatmak için kullandığını biliyorduk. Bildiğimiz diğer gerçek ise AKP’nin esas amacının ülkemizdeki tüm kamusal alanların yeşil sermayeye devredilmesini, peşkeş çekilmesini sağlamaktı Bu işi kayıtsız şartsız yapacak olan da UBP-DP idi.
Hükümetin kurdurulmasıyla birlikte sorgusuz, tartışmasız imzalar atılmaya başlanmıştır. Önce su dayatılan fiyata bağlandı ama halkın suyu kaça alacağı hala belirsizliğini korumaktadır.
UBP-DP Hükümeti için halk ne düşündüğü, ne istediğinin önemi yok. Önemli olan talimatların harfiyen yerine getirilmesidir. Mali protokolün de imzalanmasıyla elektrik Türkiye’den gelecek. Peki bir taraftan alım garantili antlaşma ile kapasitenin zaten çok altında çalıştırılan kurumun şu anda düzlüğe çıktığı söylenirken elektriğin Türkiye’den gelmesiyle Kurumda çalışanların durumu ne olacak? Halk önce göstermelik olarak elektriği belki ucuza alacak fakat daha sonra fiyatı ne olursa almak zorunda bırakılacak.
Diğer taraftan yıllardır alt yapısına yatırım yapılmayan, bilerek ve isteyerek işlevsiz hale getirilen Telefon Dairesi de özelleştirildiğinde orada çalışanlar ne olacak? Halk ne bedel ödeyerek bu hizmeti alacak?
UBP-DP’nin bir başka peşkeşi ise Limanların liberalleştirilmesidir. Ercan peşkeş çekildi, anlaşılan odur ki bundan ders alınmamıştır. Limanların da liberalleşmesiyle halkın dünyayla olan son bağı da kesilmiş olacaktır. Bütün bunlar bizlere şunu göstermektedir. “Hayat hakkınız benim tanıdığım kadardır”. Böyle düşünenler bilmelidirler ki bizleri hiç tanımamışlardır. Bu kararlara imza atan UBP-DP Hükümeti günü geldiğinde tarihin çöplüğüne mahkum olmaktan kurtulamayacaktır.
KTAMS, paydaşlarıyla, peşkeşe karşı olan tüm örgütlerle, siyasi partilerle bir araya gelerek, işbirliği, güçbirliği yaparak bu dayatmalara karşı duracaktır.
































