DEVRİM YAPTIK: Ulusal Birlik Partisi’nde kendi genel başkanlığı döneminde iki önemli devrim yaptıklarını ifade eden Özgürgün, “tüzük değişikliği ile delege sistemini tarihe gömdük, bu değişiklik ile partinin önü açıldı. İkincisi ise CTP ile hükümet kurarak ülkede sorunların çözümü için elimizi taşın altına beraber koyduk” dedi
REVİZYON YOK: Özgürgün hem parti içerisinde hem de hükümette kriz yerine sorunlara çözüm odaklı siyaset izleyeceklerini ifade ederek seçilmesi durumunda bakanlıklarda revizyona gitmeyi düşünmediğini söyledi. “Kriz değil icraat yapmak gerekiyor” diye konuşan Özgürgün, partililere de kurultaya katılım çağrısı yaptı
Bertuğ TOPAL
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, bugün başlayacak olan UBP Kurultayı’nda üyelerin önemli bir karar vereceğinin altını çizdi. Özgürgün, UBP’lilere seslenerek kurultaya ilgi göstermelerini istedi.
Özgürgün, kurultayda 6 bin rakamına ulaşabilmeleri durumunda parti için iyi olacağını ifade etti. Özgürgün, diğer adayların tek adamlılık konusundaki eleştirilerine ise şöyle cevap verdi: “Arkadaşların tek adamlılık veya yönetim zafiyeti ile neyi anlatmak istediklerini anlamıyorum. UBP’de yönetim zafiyeti yoktur. Arkadaşlar iddialarının altını doldurmalı.”
Özgürgün, hükümet konusunda ise biraz daha zaman ihtiyaçları olduğunu kaydederek, 2016 Bütçesi’nin Meclis’ten geçmesinin ardından reformları hayata geçirmeye başlayacaklarını belirtti.
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, kurultaydan hükümetin işleyişine kadar bir çok konuyu Havadis’e değerlendirdi.
Soru: İlçe Kongreleri gerçekleştirildi. Katılım beklenin altında kaldı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Özgürgün: UBP bir sistem değiştirdi bu b ir devlet olsa parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmiş gibi. Köklü bir değişiklik oldu kısa sürede. Üye kaydı partide hiç yok sıfırdan başladık. Bilgisayar ağları kuruldu. Yüksek Seçim Kurulu ile irtibatlandırıldı. Bütün hangi sandıkta kimin oy kullandığı belirlendi çünkü tüzük öyle söylüyor. Ondan sonra da ilçe kongreleri yapıldı. Bu da bir UBP’de. 5 ile kongresi ayni gün yapıldı. Ve bütün adada ayni anda oy kullandı UBP’liler. 5 bine yakın bir katılım oldu. Güzelyurt yok bunun içerisinde. O da olsa 6 bini bulur. Özlenenin çok üzerinde bir katılımdır bu. 9224 üyenin tamamının gelmesini beklemiyoruz. Ama 9224 üye de beklemiyoruz zaten. Ama bunların tamamımın oy kullanması zor. Ancak bunun bir de başka dezavantajı var. İlçelerden uzaklardan katılımlar üye bazında düşük kalabilir. Bir sonraki kurultayda gördük ki genel başkanlık seçiminin de ilçelerde oylanması olursa bu sayı yükselecektir. Nasıl 5 ilçe kongrelerini ayni gün yaptı, ayni şekilde genel başkan ve parti meclisleri de ilçelerde oylanarak yapılabilir. Biz onu gördük bu eksiklikti. Bu düzen bu güne kadar bir salon ve bir divan onun önündeki seçimlerden oluşuyordu. Bir sonraki kurultaya katılımların daha yüksek olmasını sağlayacak bir adım olarak bunu görüyor.
Soru: Diğer adayların genel başkanlık seçimlerinin de ilçelerde yapılması yönünde bir önerisi vardı. Ancak bu hayata geçmedi. Neden?
Özgürgün: Şu anda bunu yapabilmemiz için tüzük değişikliği gerekiyor. Divan bölünmediği için siz bir ilçede oylama yaparken itiraz gelirse o kurultay tüzüğe göre mahkemeye gitse yandık. O zaman hiç çıkamayız içinden. Çünkü tüzük gayet açık divan kurulur salonda divan seçim yapar der. Ve salondaki üyeler oy kullanır der. 5 yerde ayrı divan gerek. Bunu tüzükte düzenlememiz gerek. Tüzük elverse bunu yapabilirdik. Ama bir sonraki kurultaya kesinlikle tüzük değişikliğini yaparak gideceğiz. Kurultayı iki güne aldık ki oylamayı 2. Gün geniş tutalım. Salonda ciddi bir düzen organizasyonu yapacağız ki gelenler rahat oylarını kullanıp çıkabilsin. Uzaktan gelenlerde yine o katılım düşebilir.
Soru: Aklınızda bir katılım oranı var mı? Bu kadar kişi gelirse parti adına iyi olur diye?
Özgürgün: Bu kurultay için 6 bin kişi gelirse çok iyi olur. Ama ben o kadar beklemiyorum.
Soru: 6 aday sizin yönetiminizde zafiyet olduğunu ve partinin tek adamlılığa gittiği yönünde bir görüş ortaya koydu. Siz nasıl cevap verirsiniz bu iddialara?
Özgürgün: Yönetim zafiyetinin ne anlama geldiğini herhalde arkadaşlar izah etti mi bilmiyorum ama bir yönetim zafiyeti yoktur UBP’de. Aksine çok kritik aşamaları ciddi muhalefete rağmen oy birliği ile geçmiş bir UBP var. İki senede 2 seçim 3 tane de kurultay düzenlemiş ve bu arada hükümete ortak olmuş ve bütün bu süreçlerde hep oy birliği ile karar almış bir UBP var. Bakın Cumhurbaşkanlığı adaylığı, belediye seçimleri adaylıkları o dönemdeki bütün organizasyonlar ardından kurultay, tüzük kurultayı, koalisyona ortak olma bütün hepsi oy birliği ile. O zaman nasıl bir yönetim zafiyetinden bahsediyorlar. Somut olaylar var. Soyut olsa herkese göre değişir ama somut olaylar var. Bunun için de bu somut olaylardan yola çıkarsak ve bütün kararlarını oy birliği ile ve Parti Meclisi, Merkez Yönetim Kurulu, Meclis Kurulu yetkili kurulların oy birliği ile alınmışsa ne yönetim zafiyetinden bahsedilebilir ne de tek adamlılıktan. Herkese söz hakkı verilmiş mi verilmiş. Bunu söylediğinizde bir şeye dayanması lazım. Benim dayandıklarım iki ay önce bir ay önce 10 gün önce 3 ay önce gerçekleşmiş somut olaylardan bahsediyorum. Arkadaşlarım soyut. Yani yönetim zafiyeti var diyor bırakıyor. Bunun altının doldurulması gerek. Bunu dolduramaz çünkü yok. bir şey söylemek de istemiyorum adaylar için cevap da vermek niyetinde değilim fakat UBP gerçekten 40 yıllık tarihinde bu kısa süre içerisinde iki tane büyük bir olaya imza attı. Bir tanesi kökten sistemi değiştirdi. Yıllardır konuşulan delege sistemi son buldu. Tabii ki buna direnenler olacak yani o sistemden menfaat elde edenler vardı. Kadınların dışlanmış olduğu bir yapı vardı. Ben parti meclisinde oturduğumda bir tek İzlem hanım vardı milletvekili olarak. O da yoksa o günkü toplantıda kimse yoktu. Şimdi böyle bir görüntü tamam değildi. Gençlerden kimse yoktu. Bunların hepsi revize edilmiş devrim niteliğinde bir tüzük oluşturduk. Ve delege sistemini yıkıp geçmiş bir sistem kurduk. Partiyi küçük tutmak için buna karşı çıkanlar olacak tabi. Şimdi UBP kontrol edilemiyor. Kim hak ederse o başa gelecek. Dolayısıyla eskisi gibi delege gitsin versin benim haberim yoktur gibi şikayetler de ortadan kalkmış oldu. Direnenleri de ben cesaretle aşacağımı söyledim. Bir de bu arada parti içi muhalefetle karşılaştık. Kısa sürede organizasyon yapma gereği ortaya çıktı ama bu noktada benim doğru bildiğim bir yol var o yolda yürüyorum. İkinci olay ise hükümet işi. 40 yıl birbiriyle mücadele etmiş iki parti var. Şimdi bu iki parti bir koalisyon kurmuş ve ülke sorunlarını çözmek için elini taşın altına koymuş. Bu da bir devrimdir. Benim başkanlığım döneminde cesaretle bu adımların atılıyor olması önemlidir.
Soru: Pazar günü yapılacak seçim ilk turda biter mi?
Özgürgün: Çok samimi olarak söylüyorum bitmesini canı gönülden isterim. Şu ya da bu şekilde. Yani kim kazanacaksa ilk turda kazansın. Çünkü partinin genel başkanı güçlü olması gerek. Başkan partiyi temsil eder, başkanın yıpranmış olmaması lazım. Başkanın güçlü olması lazım o zaman parti de güçlü olarak. Bu yüzden ilk turda hangi aday kazanacaksa kazansın bunun ilk turda bitmesini isterim. Ama tabii iradeye saygımız var. Bunun kararını üyeler verecek ama benim çağrım ilk turda biterse parti başkanı da parti de çok daha güçlü olur.
Soru: İkinci tura sizin kalmanız durumunda karşınızda oluşan muhalefetin birleşmesi sizi zorlar mı?
Özgürgün: Ben buna biraz da üzülüyorum. Sadece Özgürgün gitsin diye ortaya çıkmış bir adaylar topluluğu gözüküyor. Bu tamam değil. Benim hedefim UBP Başkanlığı’dır daha iyi yaparım deyip ortaya çıkmak yerine biz hepimiz çıktık hedef Özgürgün gitsin da kim kazansın da kazansın zihniyetidir. Bu psikoloji ile bana göre aday olmak doğru değil. Partiye de kendilerine de zarar verir bu. Bana göre bu düşünceyle gitmemek gerek. Bu düşünce onlara da bir şey kazandırmadı bana göre ama partiye de kazandırmaz.
Soru: Hükümette 4 ayı doldurdunuz. İcraat var ama beklenen düzeyde değil. Daha ileride ne olacak? Kazanırsanız hükümetin UBP kanadındaki bakanlarda bir revizyona gidecek misiniz?
Özgürgün: Hükümetin kuruluşunda ben bir karar verdim ve belki de şimdi karşıma çıkan tablo da budur. O kararı verip 5 arkadaşımızı görevlendirdik. Ama ben görev almadım hükümette bunu sebebi de UBP Genel Başkanı hükümette ancak başbakan olarak görev alması gerekir düşüncem var. Bir de bunun yanında parti işleri çok yoğun, partinin toparlanması lazım dolayısıyla partiyi toparlamak anlamında benim görevim var. Hem bu işlerin yoğunluğu bu arada hükümet işlerine vakit ayıramama gibi bir sıkıntım var. Eğer hükümette yer alsam parti işleri kalacak bu sebeplerden dolayı görev almadım. Onun için yine böyle bir düşüncem kurultay sonrasında da yok. Ancak görevler mutlaka hiç kimse her görevde ilelebet kalacak diye bir şey yoktur. Ama şu anda arkadaşlarımız görevlendirdik, ortağımız 3 bakanını değiştirdi. Bize sordular biz de uygun gördük. sonuçta bizde şu anda böyle bir hareket yok. biraz beklemek lazım.
Meclis yeni açıldı, divan yeni oluştu. Biraz beklemek gerek çünkü bütçe geldi. Hem yıl sonu kurulmuş hem meclisin yeni açıldığı dönem kurulmuş dolayısıyla daha önemli bir zaman verilmeli hükümete. Kritik icraatlar bütçesi geçtikten sonra yapılabilecek. Bu hükümet 39 milletvekiline sahip bir hükümet. Reform ve icraat hükümeti olarak kuruldu.
Soru: Bir takım duyumlar kulağımıza geliyor. Eski UBP’li yeni DP’lilerin başka bir adaya destek istediği yönünde. Bunu nasıl yorumlarsınız?
Özgürgün: Bunlar hep küçük parti işidir. Büyük partinin işine karışır. Ben duyuyorum küçük bir partinin genel sekreteri, kadın kolları başkanı başka bir aday ile geziyorlar. Bunları herkes görüyor. Duyuluyor ama tamam değil. UBP’nin kurultayıdır bu. Başka bir partiyi ilgilendirmez ilgilendirmemesi lazım. Zaten bizim diğer adaylarımıza da bakıyorum biraz dışarı taşırdılar işi bunlara gerek yok. UBP üyeleri ile UBP’li adaylar arasında bir yarıştır. Dolayısıyla ben bunu küçük bir parti işi olarak görüyorum.
Soru: Sizi en fazla kim zorlayabilir?
Özgürgün: 9224 tane potansiyel oy var. Şu ana kadar gerçekleşecek en yüksek katılımlı bir kurultay olacak. Bunun sonucu kestirmek mümkün değil. Bugüne kadar 2 yıl içerisinde gerçekten önemli işler yaptık. Bu mutlaka takdir edilecektir, bundan sonra da bunlar katlanarak sürecektir. 2 defa genel başkanlık 4 defa genel sekreterlik yaptım. Bakanlık yaptım. 3 ay da başbakanlık yaptım. Bana vermediği görev kalmadı UBP’nin. Şimdi benim bir borcum var partiyi kurultaydan sonra ilk seçimde partiyi birinci parti yapmak. Bu borcu ödemek istiyorum. Bu borcu ödemek için aday oldum yoksa böyle 6-7 adaylı bir seçimde aday olmazdım. Eğer ilk seçimde UBP birinci parti çıkmazsa o akşam görevi bir başka arkadaşa devredeceğimi söyledim. 3. Defa genel başkanlık hiç aklımda yok ama sonuçta UBP’ye hizmet etmeye devam ederiz. Başka bir arkadaşımıza görev verirse üye ona da yardımcı olup onun hedefe ulaştırması için de yardımcı olacağım.
Soru: Daha önceki dönemde kurultayla ilgili dış güçler vurgunuz vardı. Diğer adayları aday olarak dış güçlerin çıkardığı söyleminiz vardı. Kimdir bu dış güçler?
Özgürgün: Ben böyle söylemde bulunmadım. Çünkü öyle bir şey olmamasını ümit ediyorum. Küçük bir partinin duyuyorum müdahale etmeye çalışıyor. Onlar dış güçlerdir. Dıştan birileri karışmaması gerek. Bu sadece UBP ile yönetim kadrosunu ilgilendiriyor.
































