KıbrısKöşe Yazarları

Koronavirüsün berraklaştırdığı gerçek


Koronavirüs ve yarattığı süreç bize birşeyler göstermiş ve öğretmiş olmalıdır diye düşünüyorum.

Koronavirüsün gör dedikleri

Koronavirüs, Kapitalizm sorgulanmasını getirecek saptamasında da bulunduğum   “Kapitalizm –Koronavirüs- Hümanizm” başlıklı yazımın üzerinden yaklaşık 50 gün geçti. Ondan bir önceki yazımda “Artık Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olmayacak”tı. Kapitalizmin tüketim kültüründen uzaklaşarak daha sade bir yaşama dönme çağrısı yapmıştım Kıbrıslı Türklere.

Koronavirüs insanları kapitalizm ile yüz yüze getirdi. Kapitalizm dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. İki Dünya Savaşı ve diğer binlerce savaş. Korona’nın mimarı da odur. Yukarıdaki yazılarımda insanın doğayı nasıl talan ettiğini dengeleri bozduğunu yazmıştım. Bugünlerde koronanın varlığının buna bağlandığı yönünde görüşler söz konusudur. Eğer bu virüs bir insan elinden çıkmış bir proje ise de bu yazının anlamı ve önemi hiç değişmez. Bilakis artar.

Gençlerle yaptığım sohbetlerde kapitalizmi anlatmaya çalışırım. Ama çok başarılı olduğum söylenemez. Bazı programcılara ve günlük gazeteleri okuyan arkadaşlara programınızın 10 dk.sını kapitalizmi anlatmaya ayırın demişimdir. Daha yararlı olur. Düne göre kapitalizmi öğrenme imkanı veya koşulları olan genç sayısı oldukça azalmıştır. Markaları iyi biliyorlar ama.

Mehmet Ali Güller 6 Nisan  2020 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazısında;

“Dr. Özgür Emek İnanmaz Koronayı “doğanın uçuklaması” olarak niteliyor ve şöyle anlatıyor: 

“İnsanlar yarasaları yediği için değil, yarasaların yuvalarını bozduğu için virüs bulaştı. Sömürdüğümüz, yaktığımız, deştiğimiz, altını üstüne getirdiğimiz doğa kendine özgü yöntemlerle kendini savunuyor. İnsanlar nasıl fiziksel ya da psikolojik olarak zorlandıklarında, stres altına girdiklerinde virüs nedenli uçuk çıkarıyorlarsa yarasalar da benzer şekilde strese maruz kaldıklarında virüs yayıyorlar ve ‘bizden uzak durun’ diyorlar. 

Bugüne kadarki vahşi kapitalizm yerkürenin iklimini ve doğasını değiştirmekle kalmadı onu sömürülmesi, alt edilmesi gereken para ve refah kaynağı olarak gördü. Bunun da sonuçları olacak elbet. Kış ortasında sadece ağaçlar çiçek açmadı pek çok bakteri ve virüs türü de harekete geçti. Bilim sayesinde bunları alt edebiliriz. Ancak tek sorun bunları alt etmek değil. Sürdürülebilirliği hiçe sayarak doğaya daha ne kadar baskı kuracağız ve bedelini gerçekten karşılayabilecek miyiz?” 

İşte kapitalizmin yalın gerçeği bu. Bu yazı yayınlandığında sanırım Koronavirüs’ten ölenlerin sayısı 280 bini bulacak. Ama takip ederseniz büyük kapitalist ülkeler çok rahat davrandı. Çünkü onlar için  çok daha önemli olan sistemin sürmesi ve her türlü tüketimin kesintisiz devamı idi. Kıbrıs’ta da koronavirüs için önlemler alınmaya başlandığında bazı insanlarımız ürünleri stok yapmaya başladılar. Bir arkadaş neler aldığını anlatıyordu, bende hiç endişe etme kapılar kapandı ama malların dünya yüzündeki dolanımını mutlaka sağlarlar demiştim.

Bazı yerlerde  insanları  ölüme terkettiklerini üzülerek gördük. Şu ana kadar İngiltere’de yaklaşık 30 bin kişi öldü. İngiltere’de ölen Kıbrıs’lı Türklerin sayısı da 90 a çıktı. İngiltere başbakanı Boris Johnson  koronavirüse yakalandı. Yoğun bakıma kaldırıldı ve oksijene bağlandı. “Sürü bağışıklığı” stratejisi ile önceleri müdahil olmayan hükümet 10 binlerce ölümden  sorumludur. Bu stratejiyi benimsedikleri dönemde başbakan Johnson “sevdiklerinizi kaybetmeye hazır olun” demişti. Yani özellikle ve bile bile yaşlıların ölmesine göz yummuşlardı. Bakalım bunun hesabını nasıl verecekler. Bu hesabı vereceklerine ilişkin ilk sinyal, İngiltere’de geçtiğimiz günlerde 5G baz istasyonlarının yakılmasıdır.

Demokrasinin beşiği İngiltere. Sosyal Devlet olan İngiltere. Liberal Kapitalizm’in İngiltere’yi getirdiği hale bakın. Boris  Johnson gibi kapitalizm’de yoğun bakıma girecek. Yoğun bakımdan çıkamayacağını söylemiyorum ama eskisi kadar rezil olmayı sürdüremeyecek diye düşünüyorum.

Koronavirüs yaratıcılarına çok pahalıya mal olabilir

Yunanistan’da aralık 2008’de 15 yaşındaki gencin polis kurşunuyla ölmesinin ardından başlayan eylemler özellikle tüm Avrupa’ya ve dünyaya yayılmıştı. Koronavirüs sonrası özellikle Avrupa’da ciddi toplumsal eylemler olacak diye düşünüyorum. Dünya çapında bir örgütlenme olur mu bilmiyorum.

Fransız filozof Edgar Morin; Koronavirüs toplumda yozlaşan dayanışmayı güçlendiren bir yaklaşım oluşturabilir. diyor.

Ama bildiğim bir gerçek varki kapitalizm   kolay kolay geri adım atmayacaktır. Ama kararlı tepkiler karşısında ne kadar direnecek göreceğiz.

IMF Venezuella’nın yardım talebine hayır dedi. Niye kamu  yanlısı olan ve küresel kapitalistlerin ve Amerika’nın uşaklığını yapmadığı için. Kaynaklarını Amerika’ya peşkeş çekmediği için. Sonuç olarak bir halkı ölüme terkettiler ve ne haliniz varsa görün dediler. Küba 130 sağlık çalışanı ile yardıma koştu. İtalya ve İran’ın talepleri  de karşılık görmedi. İtalya’ya üyesi olduğu Avrupa Birliği’nden herhangi bir yardım gitmedi. Ülkeye yardıma gidenler Çin, Rusya ve Küba oldu.

Salgının ABD’nin dünya liderliğinin geride kaldığını bir kez daha kanıtladığına işaret eden Güller …ABD’nin en büyük eyaletlerinin valilerinin yaptığı açıklamaları görüyorsunuz. O açıklamalar kapitalizmin hem vahşiliğine ama hem de sorun karşısında çaresizliğine işaret etmektedir. 30 bin solunum cihazına ihtiyacı olan bir vali, Trump’a seslenmekte, hangi 26 bin kişiyi ölüme göndereceğini sormaktadırifadelerini kullanıyor. 

Kar amacıyla çalışan işletmelerde kuraldır, fazla stok boşa harcanmış sermayedir!

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yüzlerce askeri üssü bulunan, uzay teknolojisi sahibi ve dünyanın voyvodası Amerika insanlarına sağlık hizmeti vermiyor. Zaten milyonlarca insanın sağlık sigortası yok ve sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Onları ölüme terkediyor.

İddiaya göre, Trump, bir Alman firması olan Tübingen merkezli CureVac şirketinin Korona virüsüne karşı aşı geliştirmek için yaptığı çalışmaları satın almak için 1 milyar Euro teklif etti. Bu teklif ahlaksız teklif olarak nitelendirildi. Trump’ın bu teklifi kabul edilseydi aşı sadece Amerika için üretilecekti. Alman siyasetinde de yankı yaratan bu haber  “işte kapitalizm” diye çığlık attırıyor.

Sadece evde olduğumuz bugünlerde doğadaki olumlu değişimlere bakarsak kapitalizmin yarattığı tahribatı daha berrak bir şekilde görebiliriz.

Özetle kapitalizmde önemli olan kardır, verimliliktir. İnsan değil, doğa değil.

Amerika Kolorada’da yaşayan bir dostumla konuştum geçtiğimiz günlerde. Bana iyi ki Belediye Başkanı sokağa çıkma yasağı getirdi yoksa federal hükümete kalsa idi şimdi hepimiz bulaşmıştık dedi.

Ne doğaya ne insana saygısı olmayan kapitalizm’in vahşeti ile yüz yüzeyiz.

Fransız filozof Edgar Morin  …“Virüsün verdiği mesajlar açık. Bu mesajları duymak istemememiz talihsizlik olur.” dedi.

Duyabilenlere selam olsun. Duyamayanlara de duyuralım.

 

Önerdiğim film: Her çocuk özeldir

Her çocuk özeldir

Hintli yönetmen Aamir Khanın değerli filmlerinden biri. Her Çocuk Özeldir filminin orijinal adı Taare Zameen Par’dır. Bollywood sinemasının dünyaya kattığı en önemli eserlerden biridir. 

Dram türünün en iyi yapımlarından biri olarak görülen Her Çocuk Özeldir filminde Aamir Khan hem yönetmen hem de oyuncudur.Harfleri ve sayıları algılamakta problem yaşayan bir çocuk ile bu çocuğun hayatını değiştiren bir öğretmenin hikayesi anlatılıyor. Görmeyenlere şiddetle tavsiye ederim.



Başa dön tuşu