Süper Lig şampiyonu olan Yenicami bu moral ve hava ile Federasyon Kupası finaline çıktı. Rakip ise 42 yıldır kupaya hasret olan, iki sene önce kupa hakları yenen ve tamamlanan ligin tozunu atan Lefke idi.
Atatürk Stadı son 10-15 yılın en kalabalık, en süslü halindeydi. Kupa finaline protokol de en üst düzeyde ilgi gösterdi. Lefke takımını desteklemek için binlerce kişi 45-50 kilometre mesafeden kopup Lefkoşa’ya geldiler ve takımlarına inanarak hiç durmadan hırsla ve coşkuyla destek verdiler.
Sahada ise istekli, inanmış, rakibinden daha çok koşan, rakibinden daha çok mücadele eden ve maçı kazanmaya daha iyi konsantrasyonunu sağlamış Lefke vardı.
Tüm bu tablo karşısında ise, 30 yıl sonra lig şampiyonluğunu elde etmeye yürürken bile tribünde görülmemiş sayıda taraftarı ile ve sahada korkan, inanmayan, motivasyonu ve konsantrasyonunu kaybetmiş Yenicami vardı.
Maçın ilk 15 dakikasını izlediğin zaman taraftarından oyuncusuna kadar bir kıyaslama yapsanız Lefke’nin galibiyete daha yakın olduğunu anlayabilirdiniz. Ve sonucu da öyle oldu.
Yenicami bir kere Lefke’den korkarak sahaya çıktı. Tek forvet ile başladığı gibi hemen her maçta 11de oynayan Behiç de yedekte idi. Turan hoca en etkili forvetlerinden Tansel’i de yanına almıştı.
Orta sahayı kalabalık tutmasına rağmen Lefke karşısında pas alış verişini yapmayı başaramayan Yenicami, forvette de hatasız oynayan Lefke savunması arasına terk edilmiş Cedric’ten medet umdu.
Savunma zaten gelene geç dercesine yenen 3 golde de baş kahraman olunca Lefke’nin ekmeğine bal sürülmüş oldu. Gecenin ve Lefke’nin yıldızı olan Kasım 2 gol bir asist ile kupaya imza atarken, korkunun ecele faydası yok lafı gibi, Yenicami’nin korkak futbolunun Lefke’ye faydası oldu ve çok haklı bir şampiyonluk alındı.
Lefke, takımı şüphesiz bu sezonun en başarılı takımlarının başında geliyor ve kupa onlara çok yakıştı.
































