Kamu Hizmeti Komisyonu’nun Tapu Dairesi ile ilgili sınavı, çok tartışılacak.
Öyle görünüyor.
Adalet dağıtması gereken, hak temelinde kamudaki herkesi koruması gereken Kamu Hizmeti Komisyonu, ciddi bir şekilde vizyonundan uzaklaştı.
Sürekli siyasetle iç içe.
İmza sahteleme olayının neden olduğu belli.
Kimlerin yaptığı belli.
Yapanlara komisyonunun bugünkü yönetiminin nasıl sahip çıktığı belli.
Ama belli ki, hükümet bu yapıdan rahatsız değil.
CTP ve DP diyor ki, “Geçici istihdamı yapılmayacak, bundan böyle istihdamlar Kamu Hizmeti Komisyonu üzerinde, adilane bir şekilde yapılacak…”
Terfiler de…
İlk atamalar da…
Peki kim inanır artık, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun adil olduğuna…
Ben inanmam.
Duyduklarımdan sonra…
Gördüklerimden sonra…
Bu aşamadan itibaren yapacaklarına da güvenmem.
Hükümete de tavsiyem, Kamu Hizmeti Komisyonu’ndan taleplerini 2015 Nisan sonuna kadar ertelemesi.
Zira, bildiğiniz ve gördüğünüz üzere, komisyonda kamuya değil, cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik çalışmalar hız kazandı.
Kişisel hiçbir talebim ve beklentim yok.
Ancak adaletsizlik diz boyu.
Bakın son örneği…
Tapu ile ilgili sınav.
Kriter puanlarında ikincisiniz…
Yazılıda dördüncü sırada yer aldınız.
Ama “sözlü” sınavında ne olmuşsa, “yedinci” geldiniz ve beş atama içerisinde yer almadınız.
Sözlüde “ne dediyseniz” artık…
Yazık.
Hakkıyla bir yere gelmeye çalışanlara yazık…
Kamu Hizmeti Komisyonu’ndan adalet bekleyenlere yazık…
***
Şonya artık yok

Son dönemin en çok konuşulan isimlerinden biriydi Bengü Şonya…
DP’de son dönemde yaşananları hazmedemedi.
Hazmedemedi, zira gelinen aşamaya ciddi katkı koymuşlardı.
Ahmet Kaşif ve arkadaşlarının gelişine değil, gelişi sonrasında yaşananlara tepkiliydi.
Söylediğinin özeti şuydu: Serdar Denktaş, bir gün kendisini bırakıp yeniden UBP dönecek olanlara kucak açarken, DP’lileri dışlıyor.
Bunun sonucunda yaşananlardı gerisi.
Kurultayda aday oldu…
Eleştirmeye devam etti.
Sonra da DP’den koptu…
Velev ki Şonya, “vekil seçilemediği için” kompleks yapmıştı…
İskele İlçe Başkanı Ahmet Cennetoğlu aday dahi olmamıştı…
Girne İlçe Başkanı Mustada Mis…
Lefkoşa İlçe Başkanı Kemal Öztürk…
Hepsi mi suçluydular?
Koptular…
Kopma nedenleri, “yola birlikte çıktıklarının kendilerini yolda buldukları ile” değişmesiydi.
DP’nin Eroğlu’na “güçlü destek” kararına da tepkiliydiler.
Son tepki de oydu.
Serdar Denktaş ve ekibi, Şonya ve arkadaşlarını dinlemedi.
Ötesinde, kopmayı da göze aldı.
Koptular…
Şonya ve arkadaşları partiden gitti.
Ama bir şey var ki, evet, Şonya söylemişti.
DP’de makam sahibi olanlar, makamdan gittikleri anda, DP’den de gittiler.
Ahmet Kaşif gitti.
Hamit Bakırcı gitti.
Diğer isimler de, pamuk ipliğine bağlı, DP’de var olmaya devam ediyorlar.
Ben birçoğuna, “DP’deki UBP’liler” diyorum kısaca.
Hatta varlık nedenlerini de, “DP’nin oylarını Eroğlu’na yönlendirmek ve sonra da UBP’ye dönmek” olarak sıralıyorum.
Bengü Şonya da haklı çıktı.
DP bölünmeye başladı.
UBP’den gelenler kaçmaya başladı.
UBP’den gelen ve “taban” olarak görülenler de kaçmaya başladı.
Bugün Şonya yok.
Erken veda
DP ile ilgili endişeleri ile birlikte erken ayrıldı aramızdan.
O illet hastalık…
Ailesinden ve sevdiklerinden kopardı Şonya’yı…
DP ile ilgili endişeleri ile birlikte bugün artık Bengü Şonya da yok.
DP içindeki muhalif ses yaşama veda etti.
Yapacak ve söyleyecek onca şey varken, ölümün o acı yüzü ile bir kez daha yüzleştik.
Kırgınlık, siyasi hırs, öfke, kavga…
Hepsi hikaye…
Hepsi yalan, ölüm gerçek…
Işıklar içinde uyusun Bengü Şonya…
































