Esra AYGIN
Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği ve Sosyal Reform Derneği OPEK tarafından organize edilen “Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve İstikrar: Zorluklar ve Olasılıklar” başlıklı panel dün gerçekleştirildi.
Panelde Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği Başkanı George Markopouliotis, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi John Koenig ve İsrail Büyükelçisi Michael Harari birer konuşma yaptı.
Koenig: Hiç bu kadar sorunlu olmamıştı
Amerika Birleşik Devletleri Lefkoşa Büyükelçisi John Koenig Amerika Birleşik Devletleri’nin, Doğu Akdeniz’deki güvenlik ve istikrara çok büyük önem verdiğini ifade ederek “Bu bölgedeki istikrar çok ender şu andaki kadar kötü olmuştur” diye konuştu. Koenig, yakın tarihe bakıldığında, şu anda bölgenin daha önce hiç olmadığı kadar sorunlu olduğunu belirtti.
“ABD elinden geleni yapıyor”
Koenig, “ABD Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarına yardımcı olmak için elinden geleni yapmaktadır. Kıbrıs’ta çözüm çabalarının bölgesel kapsamı daha önce hiç bu kadar önemli olmamıştır. Kıbrıs’taki taraflar Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşmanın bölgeye sağlayacağı faydaların farkındadır. Bana göre, Kıbrıs şu anda bu bölgedeki rolüne 15-20 sene öncesine göre çok daha farklı bir gözle bakmaktadır. Güvenlik açısından bakarsak, Kıbrıs bir çözümden sonra Amerika için bölgede çok daha önemli bir partner haline gelecektir. Şu anda da Kıbrıs ile güçlü güvenlik ilişkilerimiz vardır ama bir çözüm ile birlikte limit gökyüzüdür. Kıbrıs hem Amerika hem de birçok başka ülke için bu bölgedeki çok önemli bir partner haline gelecektir” diye konuştu.
Hariri: Çözüm bölge için önemli
İsrail Büyükelçisi Michael Harari ise bölgede istikrar için Türkiye ile diyaloglarını iyileştirmeleri gerektiği ifade etti. Harir ayrıca Kıbrıs’ta çözümün tüm bölge için çok önemli olduğuna vurgu yaptı.
Markopouliotis: Kıbrıs’ın rolü artacak
Panelde Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği Başkanı George Markopouliotis, Kıbrıs’ın doğu Akdeniz’deki rolünün çözümle birlikte daha da artacağını kaydetti. “Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte ada, bölgede bir istikrar çıpası haline gelecek ve bölgedeki diğer ülkeler için örnek teşkil edecektir. Uzlaşı ve işbirliği için istek olduğu sürece hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösterecektir” diye konuşan Markopouliotis, son yıllarda bölgede yaşanan gelişmelerin, bölgesel istikrarın hafife alınacak bir şey olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Markopouliotis, amaçlarının, hiçbir fırsatın kaçmasına izin vermeyerek doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesini olduğunu belirtti.
Türkiye İsrail ilişkileri?
Hariri: Biz resmi olarak özür diledik ve diyaloğumuzu iyileştirmek ve düzeltmek için Türkiye’nin cevabını bekliyoruz. Başbakan Erdoğan bu cevabın birkaç hafta içerisinde verileceğini söyledi. Umalım ki böyle olsun.
Doğu Akdeniz doğal gazı yeni tehditlere mi yeni fırsatlara mı yol açar?
Koenig: Aslında olaylar iki yönde de gelişebilir. Ancak şu anda doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklar taraflar arasında daha yakın bir işbirliği sağlanması için katalizör görevi görmektedir ve bu çok cesaret verici. Tabii, Doğu Akdeniz’de doğal kaynakların ortaya çıkmış olması, bu doğal kaynakların kimin kontrolünde olduğu ve piyasaya nasıl sunulacakları ile ilgili bazı anlaşmazlıkları da ortaya çıkardı. Bu doğru. Ve bu kaynakların değerlendirilebilmesi için bu soruların cevaplandırılması gerekecektir. Zaman zaman bazı gerginliklerin yaşanmış olmasına rağmen, sanırım genel anlamda tüm ilgili taraflar bu konuya büyük bir sorumluluk duygusuyla yaklaşıyorlar. Bu konuyu, daha güçlü işbirliği ilişkileri kurarak ve hatta çok uzun sürmüş olan anlaşmazlık ve sorunları çözerek jeopolitik hedeflerine ulaşmak için potansiyel bir katalizör olarak görüyorlar. Ve bu yaklaşım da, ABD’nin büyük bir memnuniyetle desteklediği bir yaklaşımdır. Bu gazın nasıl yönetileceği ile ilgili bir planımız yoktur. Bu kaynak bize ait değildir, bölgedeki ülkelere aittir. Tabii ki, bölgedeki istikrar ve refah ve Avrupa’nın enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi bizim için önemlidir ama sırf bu yüzden bir çözüm önerisi sunmak niyetinde değiliz. Dolayısıyla, bölgedeki tüm ülkeleri, bu kaynakları sorumluluk duygusu ile ele almaları yönünde teşvik ediyoruz. Şunu tekrarlamalıyım ki, Kıbrıs’ın kendi münhasır ekonomik bölgesinde bulunan kaynakları çıkarma ve geliştirme hakkı ile ilgili net bir politikamız var. Bu çalışmanın meyvelerinin de Kıbrıs’ta bir çözüm kapsamında adilane bir şekilde paylaşılması gerektiğine inanıyoruz.
Hariri: Hidrokarbon konusu uluslararası toplumun bölgeye olan ilgisini artırdı ki bu, önemli ve yapıcı bir durumdur. Şu anda ilgili tüm tarafların doğalgaz konusuna bir fırsat olarak baktıklarını düşünüyorum. Bu takdir edilmesi gereken bir şey, çünkü bunun ilgili taraflar için çok kolay bir durum olmadığını tahmin ediyorum. Tüm taraflar konuya sorumluluk duygusu ile ve yapıcı bir şekilde yaklaşıyorlar. Umalım ki böyle devam etsin. Bu büyük stratejik konuyu nasıl ele alacağımızla ilgili sabırlı da olmalıyız çünkü bu konu bölgedeki çoğu aktör için yeni bir konu.
Kıbrıs’ta çözüm ne kadar önemli?
Hariri: Kıbrıs’ta çözüm bizim için çok önemli. Bölgedeki tüm ülkeler için Kıbrıs’ta çözüm çok önemli. Eğer biz İsrail olarak Kıbrıs’ta bir çözüme varılmasına katkı yaparak bölgedeki güven ve istikrara katkı yapabilirsek bu her açıdan çok olumlu olur.
Koenig: Hidrokarbon konusunun ortaya çıkması ile insanlar bu yeni doğal kaynağın, adanın geleceği ile ilgili hedeflerle nasıl ilişkilendirilebileceğini düşünmeye başladı. Tüm Kıbrıslılar bu zenginlikten faydalanmak istiyor. Bu da çok normal. Bu nedenle, bu konuda karar verici konumda olanların bu kaynakla ilgili realiteleri iyi anlaması ve kararlarını bu doğrultuda vermeleri gerekiyor. Benim görüştüğüm herkes, hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar, doğal gaz konusunun yeni ve Kıbrıs sorununun çözümünü destekleyecek katalizör bir unsur olduğunu düşünüyor. Yani bu konu Kıbrıs sorununun çözümü arayışlarına olumlu etki yapıyor.
Hariri: Hidrokarbon konusu bölgeye olan ilgiyi artırdı ve şu ana kadar yapıcı bir rol oynadı. Şu ana kadar hidrokarbon konusunun sunduğu tehlikeler değil fırsatlar ön plana çıktı ki bu çok önemli. Ve bölgedeki tüm ilgili taraflar konuyu bu kapsamda ele almaya niyetli gibi görünüyor. Veya bu konuya bir kazan-kazan-kazan durumu olarak bakmanın öneminin farkındadırlar. Bunu yapabilir miyiz? Ben yapabileceğimize inanıyorum. Kıbrıs konusu bununla uyumlu mu? Evet, bölgedeki istikrar ve yeni fırsatların ortaya çıkması açısından uyumlu. Açık fikirli olmak, sorumlu davranmak ve sabırlı olmak çok önemli.
Hariri: Biz İsrail olarak Filistin Otoritesi ve Ürdün’e gaz ihraç edeceğiz. Neden? Çünkü bunun bölgesel istikrara katkıda bulunacağına inanıyoruz.
AB yeterli garanti mi yoksa yeni bir garanti düzenlemesine ihtiyaç var mı?
Markopouliotis: Çözümün tüm bölgeye yapacağı katkıyı küçümsememeliyiz. Lizbon Antlaşmasının 42. maddesine göre, eğer AB’nin bir üye devleti kendi topraklarında silahlı bir saldırıya maruz kalırsa tüm diğer üye devletlerin ellerindeki tüm imkanları kullanarak yardım etme yükümlülüğü vardır. Bize göre bu, istikrar için yeterli bir garantidir.
Koenig: Güvenlik ve garantiler müzakerelerde görüşülen bir konu olduğu için bu konuda yorum yaparken çok dikkatli olmamız gerekiyor. Ben yeni bir garanti düzenlemesinin gerekip gerekmediği yönünde fikir yürütmek istemiyorum. Bana göre, yeni bir garanti düzenlemesi gerekip gerekmediğine veya herhangi bir garanti düzenlemesi gerekip gerekmediğine Kıbrıslılar karar vermelidir. Ancak günün sonunda, bu konudaki tartışmalar belli bir noktaya vardığında, eğer taraflar çözüm anlaşmanın desteklenmesi için daha büyük bir uluslararası role veya yaratıcı bir uluslararası role ihtiyaç olduğuna karar verirlerse, sanırım ilgili tüm uluslararası örgüt ve ülkeler, tüm Kıbrıslıların güvenlik ihtiyaçlarının tatmin edilmesi için neyin gerektiğini tartışmaya açık olacaklardır. Bu, çözüm anlaşmasının nasıl algılanacağı açısından da çok hassas bir konu.
Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’taki olası bir çözümün güvenlik boyutunu tartışmaları çok önemli çünkü güvenlik ile ilgili endişeleri her durumda aynı değil. Ben AB’nin bu adanın güvenliği ve insanlarının geleceği açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. AB’nin çözümü ve Kıbrıslıları nasıl güvenceye alabileceğinin dikkatli şekilde incelenmesi gerekiyor. Bu konuda açık fikirli tartışmaların yeni ve insanları güvende hissettirebilecek bazı çözümlere de kapı açabileceğine inanıyorum. Daha önce de söylediğim gibi, uluslararası toplum Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olmak istiyor. Ve Kıbrıslıların kalıcı, adilane ve sürdürülebilir bir çözüm bulmalarına ve bu adada güvenli bir geleceğe sahip olacaklarını hissetmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Zaten çözüm arayışlarının en başta gelen nedeni budur.
Hariri: Hidrokarbon konusuna bir kazan-kazan durumu olarak bakmalıyız. Bu çok önemli. Güven hissi çok önemli.
Koenig: Ben aynı anda hem Türkiye’nin hem de Kıbrıs’ın dostuyum. Enerji konusunu konuşurken, Türkiye’nin büyük doğal gaz ihtiyacını göz önünde bulundurmalıyız. Ki bu, Kıbrıs için bir tehdit değil, aslında bir fırsattır. Biz herhangi bir öneride bulunmuyoruz, ancak hidrokarbon konusunun, hem tüm Kıbrıslılar hem de Türkiye için ortak bir çıkar yaratabileceği olasılığına sırtınızı dönmeyin. Bu fırsat gelecekte herkese çok büyük fayda sağlayabilir.
































