İngiltere’de yaklaşık 6.5 milyon insan düşük gelirli oldukları için devlet yardımı alıyor. Bugünlerde İngiltere çocukları da etkileyen yoksulluğu konuşuyor. Eğitime etkileri ele alınıyor. İngiltere’de öğrencilerin çoğu öğle yemeklerini okulda yiyor ve ücretini de fakir öğrenciler dışında herkes kendisi ödüyor.
İşçi Partisi hükümeti her çocuğa ücretsiz öğle yemeği vermek için uğraşıyor. Yardım alan ailelerdeki 2 çocuk sınırını kaldıracaklarını söylüyorlar.
İngiliz hükümetine son günlerde ciddi baskılar var. Okulda yenilen yemek, öğrencilerin tümüne ücretsiz olması gerektiği yönünde eleştiri alıyor… Sorun sadece yemek da değil. Öğrencilerin yaşadığı yoksulluk sadece bununla sınırlı da değil. Kıyafetten tutun da okul çantası ve okul dışında çocukların ihtiyaçları ciddi bir sorun olarak duruyor.
İngiltere dünyanın en zengin ülkelerinden bir olmasına rağmen yaklaşık 10 çocuktan 3’ü yoksulluk içinde yaşıyor. Bu da 4.2 milyon çocuk demek… Son verilen bunun 4.5 milyona çıktığı söyleniyor. Bu rakamın bir milyonu da yoksulluğun en ağır koşullarını yaşıyor.
Türkiye’ye bir göz atıyorum. Türkiye’de DİSK’in verilerine göre asgari ücretle çalışan işçi oranı %57, Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu verileri göre ise %42. Türkiye’nin bu konuda Avrupa’daki en yakın rakibi Slovenya’da bu rakam %15. Örneğin İspanya’da asgari ücretle çalışan işçi sayısı %1 bile değil… Bu doğal olarak çocuk yoksulluğunu da direkt olarak etkiliyor.
Peki KKTC’de durum nedir sizce? İşçi olarak çalışanların çok büyük bir kısmı asgari ücretle çalışıyor. Bizde asgari ücret “asgari” özelliğini çoktan kaybetmiş durumda. Normal bir ücretmiş gibi kabul görüyor. Zaten bildiğiniz gibi KKTC’deki asgari ücret fakirlik sınırının çok altında, açlık sınırı ile atbaşıgidiyor.
Asgari ücretin açlık sınırı ile yarıştığı bir ülkede yoksul aileler ve yoksul çocuklar da var demektir. Bugün KKTC’nin devletokullarında öğrenim gören çocukların önemli bir kısmı gelir düzeyi düşük ailelerin çocuklarıdır. En azından ben öyle gözlemliyorum.
KKTC’de ilk ve orta öğretimde 55 binin üzerinde öğrenci var. Bu öğrencilerin arasında özel okula gidenler ve devletin kalburüstü okullarına gidenler var elbet… Peki geri kalanlar? Ki büyük çoğunluğunu onlar oluşturuyor.
Burada isimlerini yazmak istemediğim bölgelerdeki okullarda öğrenim gören çok sayıda çocuk, yoksulluğun yarattığı sorunları eğitim hayatlarında yaşıyorlar.
KKTC’de kademeli olarak tam gün eğitime geçileceği yönünde bir politika izliyor bugünün hükümeti… Pekiöğrencilerin yaşadığı yoksulluk sorununa bir çözümleri var mı? Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi en azından yoksul çocukların öğle yemeklerini karşılamak gibi bir düşünce var mı? Yoksa “kim ne isterse yapsın, ne haliniz varsa görün” mü deniliyor? Okullarda açlıktan patır patır düşüp bayılan öğrenciler olduğunu duyuyoruz.
Yapılan birçok araştırmada görülmüştür ki, yaşanan yoksulluk çocuklara yalnızca gelişim yıllarında zorluk yaşatmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki sağlık, refah ve ekonomik beklentileri üzerinde de uzun vadeli bir etki yaratıyor. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar genellikle yetişkinliklerinde daha düşük kazanç elde ettiklerini ve daha az çalıştıkları birçok araştırmada ortaya çıkmıştır
Dünyada tüm bunlar olup biterken, KKTC’de biz eğitim adına ne tartışıyoruz? Aslında çok bir şey tartıştığımız yok. Eğitimi hep teğet geçiyoruz. Gündelik sorunlar ile zaman harcıyoruz. Doğru dürüst bir plan program yok. Geleceğe dair bir projeksiyon yok.
Peki böyle giderse her geçen gün kötüye giden eğitimimizi nasıl ileriye taşıyacağız?
































