Bir okur aradı.
İsmini vermedi.
Telefon numarasını da bırakmak istemedi. (Keşke bıraksaydı da karşılıklı fikir teatisi yapabilseydik.)
Benimle konuşmak istemedi.
Sadece söylediklerinin bana nakledilmesini talep etti.
Bana nakledilene göre sinirli ve saygı sınırlarını zorlayan bir ses tonuyla dünkü yazıma itiraz etti.
“İtiraz etti” biraz hafif kaldı galiba, veryansın etti.
Dünkü yazımın başlığı “KKTC, suç imparatorluğu” idi.
Yazıyı baştan tarif etmeme gerek yok. (Zaten bir yazarın yazdığı yazıyı tarif etmesi kadar salak bir durum olamaz…)
Oradadır ve isteyen yeniden okur.
Öfkeli okurumuz, benim için özetle ve mealen şunları söyledi;
“O inanmıyor ama biz KKTC’ye inanıyoruz. Bu bayrak indirilemez, bu vatan satılamaz. Kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz…”
Eğer telefonda konuşma fırsatım olsaydı sadece şunu söylerdim; “Bol şanslar…”
Evet ve gerçekten de bol şanslar.
Çünkü işi çok zor.
Zor ne demek imkansız gibi bir şey.
Konuşamadığımız öfkeli okurumuzun söyledikleri bana nakledilirken bir de polisin tutuklandığını nakletti Havadis Haber Merkezi.
Polis niye tutuklanmış biliyor musunuz?
Ey sevgili okur, kulaklarını aç ve iyi dinle, dün sen öfke kustuğun saatlerde KKTC’nin şerefli polis örgütünün bir mensubu hastane basıp yaralıları dövmekten sanık ve şu an gözaltında olan İsmet Felek’e cep telefonu verip dışarıyla konuşmasını sağlamış.
Sence İsmet Felek dışarıyla konuşup ne yapmaya çalışıyordu.
Dün duruşması yapılan mahkemede “bunlar serbest kalırlarsa delilleri yok edecekler” deyip de 7 gün daha tutuklun kalmalarına karar verme gerekçesi olabilir mi?
Ve olana bakar mısın ey sevgili öfkeli okur, bunca rezaletten sonra bir polis memuru hala cüret edebiliyor İsmet Felek’in emrine girmeye.
Burada mesele basit bir telefon hizmeti değildir.
Mesele, İsmet Felek’in en zor anında bile onun emrine girecek polislerin bulunmasıdır.
İşte sizin uğrunda kan akıtmaya hazır olduğunuz KKTC’nin durumu budur.
Keşke kanınızı akıtma yerine daha temiz bir KKTC için üstünüze düşeni yapsaydınız.
***
Yazının bu bölümü öfkeli okura bir mesaj olabilir ama onunla ilgili değildir.
Erenköy Mücahitleri Derneği Başkanı Kutlay Keço’nun yakın arkadaşı Başbakan Ömer Kalyoncu’ya mesajıdır.
Öfkeli okurumuz ve benzerleri, bugünlere gelmemizde muazzam emekleri olan Erenköy mücahitleri ve diğerleri için bir şüphe belirtmeyeceklerdir herhalde.
Veya en azından ben öyle zannediyorum.
İnşallah yanılmam.
Benim hitap şeklimle Kutlay amca kendi ifadesiyle arkadaşı Başbakan’a şu mesajı gönderiyor;
“Artık bu pislikleri temizleyin. Biz ülkenin bu pisliklere teslim olması için mücadele etmedik. Hepsini sınır dışı ediniz. Bu konuda desteğimiz sizinledir.”
Sevgili öfkeli okurum, bilginize getirir, duyururum.
Onlar bu topraklar için kanlarını dökenlerdir.
Ve ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar…
































