KKTC’de Sosyal Güvenlik ile ilgili hizmetler primlerle finanse edilen Sosyal Sigortalar Dairesi, Maliye Bakanlığı ve İhtiyat Sandığı Dairesi ile vergilerle finanse edilen ve sosyal yardım hizmeti veren Sosyal Hizmetler Dairesi olmak üzere olmak üzere dört farklı kurum tarafından sağlanmaktadır.
KKTC iş gücü piyasasında istihdam edilenlerin yaklaşık %70’i Sosyal Sigortalar Dairesine kayıtlı olarak çalıştığından ve sosyal güvenlik hizmetlerini buradan alıyor olması nedeni ile Sosyal Sigortalar Dairesi hep önemsenmiş, artan mali sıkıntıları nedeniyle de üzerinde uzun soluklu tartışmaların yapılmasına neden olmuştur.
Sonuçta, Sosyal Sigortalar Dairesinin artan mali sorunlarına çare üretmek ve sürdürülebilir bir sosyal sigorta sistemi yaratabilme amacıyla biri 2008 yılında diğeri de 2012 yılında olmak üzere iki önemli yasal değişiklik yapılmıştır.
Günümüzde birçok ülke sosyal güvenlik reformlarını, genel anlamıyla sigortacılık ilkelerinin hakim olduğu, mali sürdürülebilirliği olan, İş gücü piyasasındaki herkese standart ve norm birliği sunarak kapsamına alan bir emeklilik sistemi ile nimet külfet dengesine göre çalışan genel sağlık sigortası organizasyonu üzerine kurma gayesi ile planlamakta ve buna göre sosyal politikalar yürütmektedirler.
Ülkemizde ise, genellikle Reform düzenlemeleri yapılırken sistemin Finansman açıklarını kapatmak üzere gelir artırıcı tedbirler ile giderleri azaltan tedbirler eş zamanlı olarak uygulamaya konulmaya çalışılıp, kısa ve orta vadede mali sürdürülebilirliğe katkı yapmak amaçlanıp buna göre politikalar üretilmekte ve Reform düzenlemelerinin diğer bacağı olan Sağlık Sigortası uygulamaları göz ardı edilmektedir.
KKTC’deki sosyal sigorta sisteminin finansman sorununun bir bölümü giderleri artırıcı, diğer bir bölümü ise gelirleri azaltan uzun yıllar boyunca devam eden gelişme ve uygulamalardan kaynaklanmaktadır.
Gider artırıcı faktörler, erken yaşta emeklilik uygulamaları, primi alınmadan yada prim değerini fazlasıyla aşan sigorta ödemeleri, uzayan ortalama ömür nedeniyle artan aylık ödemeleri ve prim gelirleri ile ödenen aylıklar arasındaki ilişkinin zayıflığıdır.
Gelir azaltıcı faktörlerin başında ise ve kayıt dışı çalışanlar ve prime esas kazancın düşük gösterilmesi gelmektedir.
2008 yılında yürürlüğe konan yasal düzenlemelerde (Sosyal Güvenlik Yasası), Yasanın yürürlük tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar çalışma türüne ve özel Devlet ayırımı yapılmaksızın tek çatı altında birleştirilmiştir. Bu önemli sayılabilecek bir düzenleme olmakla birlikte sistemin finansal sorunlarına çare olmamış, sistemin mali sıkıntıları artarak devam ederek kısa ve orta vadede mali etki yaratacak başka düzenlemelerin de yapılmasını gerekli kılmıştır.
Sosyal Sigortalar Dairesi’nin belirtilen bu sorunlarının bir kısmına çözüm sağlamak ve mali açıklarına finansman sağlayacak temel değişiklikleri içeren yasal düzenlemeler (Sosyal Sigortalar Değişiklik Yasası) Şubat 2012’den itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu temel değişikliklerden emeklilik yaşlarının yükseltilmesi ve aylık bağlama oranının değiştirilmesi gider azaltıcı temel değişiklikler, prim oranlarında yeni düzenleme yapılması gibi önlemler de hem gelir artırıcı tedbir hem de 1.1.2008 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası ile uyum sağlayıp nesiller arası eşitliği sağlayabilmek amacıyla düzenlemede yer almıştır.
Ayrıca kayıt dışılığın önlenmesi, prime esas kazançların yükseltilmesi, prim tahsilat oranının artırılması gibi diğer kısa vadede kaynak yaratacak önlemler de hedeflenerek çalışmaların ve tartışmaların esasını oluşturmuştur.

Sosyal Sigortalar Yasası’nda yapılan bu değişikliklerin uygulanmasının ardından geçen 2 yıllık süre sonunda yasal değişikliklerden beklenen olumlu sonuçların bir kısmı ortaya çıkmış olmasına rağmen bazı kısımlarında gecikmeler yaşandığı görülmektedir.
Gelir artırıcı önlem olarak düşünülen prime esas kazançların düşük gösterilmesi, kayıt dışı istihdamın yüksekliği ve düzenli prim ödeme eğiliminin düşüklüğü gibi kısa vadede kaynak sağlayacak konularda olumlu sonuçlar elde etme potansiyelimizin olmasına rağmen çalışmalar henüz daha sonuçlandırılamamıştır.
Sosyal güvenlik uygulamalarında finansman kaynakları bellidir ve bunlar da belirtmiş olduğumuz sonuçlandırılamayan düzenlemelerdir. Bu konuda gerekli yasal ve zorlayıcı tedbirlerin alınması şarttır. Ancak bu sayede, reform amacıyla yapılan düzenlemeler anlam kazanacak ve başarılı olacaktır. Bunların tam ve eksiksiz yapılması halinde ancak mali sürdürülebilirliği olan emeklilik sistemi kurulup üzerine nimet külfet ilkesini gözeten genel sağlık sigortası inşa edip Sosyal Güvenlik Reformunu tamamlayabileceğiz.
1 Ocak 2014’ten itibaren yürürlükteki asgari ücrete yapılan %10 civarındaki artış sayesinde Sosyal Sigortalar Dairesinin aylık gelirlerinde 3 milyon TL yıllık da yaklaşık 35 milyon TL civarında gelir artışı olacağı tahmin edilmektedir. Sosyal Sigortalar Fonu’na yatırım yapan sigortalıların %50’ye yakın bir bölümünün halen asgari ücret düzeyinden prim yatırımı yapma eğilimi içerisinde olması nedeniyle prime esas kazançların yükseltilmesinin Fonun gelir bacağına ne kadar önemli katkılar sağladığını açıkça göstermektedir.
Sosyal Sigortalar Dairesi 2012-14 Prime Esas Kazanç ortalamaları
Ocak 2012 2059 TL
Ocak 2013 2191 TL
Sigortalar Dairesi Kapsamındakiler için Aktif-Pasif Sigortalı Oranındaki Değişim
Yıllar Aktif Sigortalı Aktif Sigortalı Değişim oranı Pasif Sigortalı Pasif Sigortalı Değişim Oranı Aktif-Pasif Oranı
2000 36029 %1.9 17921 %4.7 2.01
2001 34424 -%4.5 18696 %4.3 1.84
2002 35020 %1.7 18842 %0.8 1.85
2003 35891 %2.4 20240 %7.4 1.77
2004 39104 %8.9 21517 %6.3 1.81
2005 47080 %20.4 22505 %4.6 2.09
2006 65689 %39.5 22846 %1.5 2.88
2007 72385 %10.2 23858 %4.4 3.03
2008 72942 %0.78 24761 %3.8 2.95
2009 66623 -%8.7 25787 %4.1 2.58
2010 70331 %5.6 27036 %4.8 2.60
2011 71144 %1.2 28186 %4.3 2.52
2012 74869 %5.2 29355 %4.1 2.55
2013 77334 %3.3 30445 %3.7 2.54
“Tablodan da görüleceği gibi aktif sigortalı sayısı son 4 yılda ortalama 3.82 oranında artarken pasif sigortalı sayısı ise son 4 yılda ortalama 4.22 oranında artmıştır. Ancak emeklilik yaşlarında kademeli geçişin başlayacağı 2017 yılından itibaren bu durum aktif sigortalı lehine düzelme göstermeye başlayacağı öngörülmektedir. Kademeli geçiş ile birlikte sistemin yıllık ortalama 4 milyon TL, kümülatif artış etkisi ile 10 yıllık bir geçiş dönemi sonunda tahmini 200 Milyon TL gider azaltıcı bir etki yaratılacağı düşünülmektedir.
2012 Aralık itibarı ile KKTC’de aktif olarak çalışan sigortalıların yaklaşık %52’sinin 25-40 yaş aralığında olduğu,50 yaş ve üzeri sigortalıların toplam sigortalıların %8’i civarında olduğu ve bu oranın hızlı bir şekilde düşme eğilimi içerisinde olduğu görülmektedir. Ayrıca 50-65 yaş arasındaki sigorta emeklilerinin tüm emeklilerin %46’sı, 65 yaş üzeri emekli sigortalıların da tüm emeklilerin %50’si civarında olduğu göz önüne alındığında kalabalık bir emekli grubunun daha uzun yıllar aktif sigortalılar tarafından finanse edilmesini zorunlu kılacak ve gider azaltıcı önlemlerin bir süre daha etkisini gösteremeyeceği tahmin edildiğinden sistem içerisinden gelir artırıcı önlemleri bir an önce gündemimize almamız gerekmektedir.
Bu nedenle gelir artırıcı önlem olarak hedeflenen düzenlemelerden gerçek maaşlar üzerinden prim yatırımı yapmayı zorlayacak yasal düzenlemeler ile Sosyal Sigorta primlerini eksik gün üzerinden yatırma imkanı veren uygulamaları değiştirecek düzenlemeleri bir an önce yürürlüğe koymamız kaçınılmazdır.
Daire kayıtları ve veri tabanından hareketle prime esas kazançların gerçekçi seviyelerde bildirilmesine yönelik tedbirlere ağırlık verilmesi gereken bir dönem başlamalı ve bu yönde denetimler yapılmalıdır. Ancak bu şekilde sistemin gelir-gider dengesine katkı yapacak finansman kaynaklarını yaratmamız mümkün olacak ve KKTC Sosyal Sigorta sisteminde başlayan bu reform süreci kesintiye uğramadan devam etme imkanı bulacaktır.
































