Köşe Yazarları

KKTC ekonomisinde Kayıt Dışılık boyutu göstergesi!?  

Onur Borman yazdı






Önce Türkiye’nin, Karadeniz’deki doğal gaz keşfine değineyim. Mutluluk verici bir olay.  Başlıktaki konuya geçmeden önce Cuma günü resmen açıklanan Türkiye’nin Karadeniz’de keşfi ile 320 milyar m3 doğal gaz haberinin, haftanın ve son zamanların en güzel haberi ve Türkiye ekonomisinin kaynaklarının geliştirilmesi ve bu ihtiyacın dışa bağımlılığı bir süre kaldıracağı açısından hepimizi oldukça sevindirdiğini belirtmek istiyorum. Bu gün değilse bile bu keşif Türkiye’nin çevre ülkeler coğrafyasındaki zengin yeraltı kaynaklarının bu güne kadar Türkiye’de de var olması gerektiği tartışmalarından sonra daha  olabileceğinin ümidini de oldukça yükseltti. Hayırlı uğurlu olsun. Türkiye’de araştırma gemilerinin son yıllarda inşası ve geliştirilmesi konusunda Türkiye’yi teşvik eden Akdeniz’deki koşulların Türkiye açısından çok fayda sağladığı ve isabetli olduğu da ortadadır. ‘Her şerde bir hayır vardır’ ata sözü boşuna değilmiş.  Ortadoğu’da Türkiye’nin kara suları konuları ve yeraltı kaynak araştırmalarının arttığı bu dönemde milli bir kuruluş olan Türkiye Petrolleri tarafından bizzat ve Türk mühendis ve teknisyenleriyle yapılmış olmasının daha da önemi ortaya çıkıyor. Çünkü bu güne kadar Türkiye’nin bir çok yerlerinde denizde dahil yapılan yabancı şirket araştırmalarından bir sonuç alınmamıştı.

‘Stratejik’ konularda daima milli ve Kamu Kuruluşlarının ihtisaslaştırılması yanında gerekli yatırımların da beraber yapılmasının önemi buradaki gibi daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

 

KKTC ekonomisinde  Kayıtdışılığın ortaya çıkan boyutu ve düşündürdükleri;

Maliye Bakanlığınca yayınlanan 2020,Temmuz sonu itibariyle 7 aylık Devlet Bütçesi gelir ve giderleri toplamı ve aylar itibariyle Ocak- Temmuz dönemi her bir ayın gelir ve giderleri  incelendiğinde ekonominin geneli için düşündürücüdür. Gerek kapalı dönem olarak 2-3 ay belli işletmelerin gıda, ilaç , banka işlemlerini kapsayan dönemde, gerekse ekonomik faaliyetlerin başladığı, ancak bazı sektörlerin ve faaliyetlerin devre dışı veya kısıtlı faaliyetleri çerçevesinde incelendiğinde,  düşündürücü sonuçlar ortaya çıkıyor..

Mayıs-Haziran ayından itibaren, pandemi kapalılığından sonra iç piyasa ve işyerleri açıldıktan sonra genel ekonomik faaliyetlerin yarı kapalı veya kapalı bazı sektörler veya faaliyetler dolayısıyla ekonominin daralan bu safhasında ve ülkeye kısıtlı giriş ve çıkışlara rağmen, Bütçe uygulama sonuçlarına göre Ocak-Şubat normal  dönem seviyesinde veya üstünde, Bütçe Gelir tahsilatının geliştiği, hatta (Mart- Nisan hariç), geçen yılın tahsilatından aynı dönemde daha fazla gelir elde edildiği ve daha fazla  Gider yapıldığı halde, Genel bütçe açığının -avanslar da dahil- azaldığını, Yerel Gelirler ve yerel Giderler toplamlarında ise Yerel Gelir fazlalığı olduğu  görülüyor ki bu yönüyle memnuniyet verici.

Ancak bu dönem göstergeleri bize, altını çizerek söylüyorum halen fiilen faaliyet gösteren, şu anda çalışan sektörlerin ve işletmelerin  ekonomik faaliyetlerinden ve Dolaylı vergi gelirlerinin, yani mal ve hizmetler üzerine konan ve tüm halkımıza ve tüketicilere yansıyan vergiler ve diğer hizmet gelirlerinden ve harçlardan sağlanan gelirler olarak, Devlet Bütçesine yansıdığını görüyoruz. Ve kamu harcamalarının da bu Yerel gelirlerle yapıldığı, bunun dışında bu gün faaliyette olmayan veya kısıtlı faaliyetler içinde olan sektörlerin veya işletmelerin ekonomik faaliyetlerinin, büyük çoğunluğunun gelir açısından Ülke bütçesine yansımadığını göstermektedir.

On binlerce işsiz ve işte kalıp devletten destek gören işçilerin de ücretlerinin normal zamanda çok düşük yani vergi muafiyeti kapsamında asgari ücret veya daha düşük olduğunu da göstermektedir. Çünkü şahsi vergiler bordrolu ücretliler vergileri kesintileri, ve şahsi vergiler toplamı ile, -binlerce işsiz ve işte olup destek alan çalışanlara rağmen-,  geçen yıla göre bu yıl aynı dönemde Bütçeye daha fazla gelir tahsilatı olmuştur.

Kurumlar vergisi de aynı.  Demek ki her yıl beyan edip ödeyenler genel olarak kayıtlı olan ve aynı mükelleflerdir. Gerçi Kurumlarda bir yıl önceki gelire göre vergilendirme olmasına rağmen devlete ödeme alışkınlığı olanların beyana dayalı ödediği vergilerdir. Bankalar ve Kurumsallaşmış ve halen faaliyette olan şirketlerin beyan ettikleri ve tahsil edilen vergiler.

Bu durumda, ekonomik faaliyetlerin gelirlerinin büyük bir kısmının devlet kontrolü dışında olduğunu, Ülkedeki Kayıtdışılığın büyüklüğünün ve ülkeye dönmesi gereken gelir kayıplarının yapılan tahminlerden çok fazla olduğunu gösteriyor. Ayrıca kayıt dışılık, Suç gelirlerinin takibinin de yapılamaması sonucunu doğuruyor.

Ekonominin son 10 yıllarda %50-60 oranında kayıtdışı olduğu hep hesaplanmakta ve dillendirilmektedir.  K.T.Ticaret Odası da her yıl veya birkaç yılda bir yayınlattığı raporlarında da çıkmaktadır. Ve bu kayıtdışı gelirler ve ekonomik faaliyetlerden sağlanan gelirler yurt dışına kaymaktadır.

Ekonominin büyük bir kısmının Hükümetlerin ve Devlet kontrolünde ve denetiminde olmadığı faaliyetlerin ve sektörlerin genel ve homojen olarak ülke kalkınmasına katkı yapan devletin ülkeye dönük alt yapı ve hizmetlerinin geliştirilmesinde kullanılacak devlet gelirlerine katkısı  bulunmadığını da gösteriyor.!.

Kalkınmada yasa dışı alanların çoğaldığını gösteriyor. Ekonominin şişen balon  görüntüsü ile, halkın geneline yönelik refah seviyesinin ve Devlet hizmetleri için yatırımların niçin paralel gitmediğinin de nedenini fiilen gösteriyor.

Bu gün bir çok sektörlerin kısıtlı faaliyette veya tamamen devre dışı olmasının büyüklüğüne göre, Devlet gelirlerini etkilememesi,  bu konudaki devre dışılığı ve ekonomide ‘ayrı bir ‘köpük’ yaratıldığını, ve önemli ölçüde kayıt dışı ekonomi ‘türediğini’ göstermektedir. Bu bugün olmuş bir şey değil. Birdenbire son yıllar dönemlerinde ekonomi içinde bu köpük kabarmaya başladığından beri Devletin ekonomiye hakim olamaması çoğu sorunları arttırmaktadır.

Bu durum işsizliği de, güvensizliği de körüklemekte, dengeli gelir dağılımı ve sosyal dengeyi ve sosyal devlet anlayışını tamamen bozmaktadır. Bunların sonucu ise suç oranlarının sürekli artmasıdır.

Lütfen Ülkemizin refahı için hepimiz düşünelim.

Bu gün Havadis Gazetesi tekrar yazılı basın ‘elde tutulan mürekkep kokulu’ tabir edilen yayın hayatına başladı. Topluma hayırlı olsun.

23.8.2020                                                          Onur Borman

 

 

 

 








Başa dön tuşu