Köşe Yazarları

KKTC askeri harcamalarını sıfırlasın!


Durun! Hemen Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de savaş kazanının kaynadığı, sıcak çatışmaların yaşandığı bugünlerde bunun imkansız bir talep olduğunu söylemeye çalışmayın. Ne de Kıbrıs Sorunu devam ettiği ve adamızın güney coğrafyasındaki komşumuz (sağ cenaha göre de milli düşmanımızın) bir savunma bütçesine sahipken, askeri harcamalardan vazgeçilmesinin mümkün olamayacağını ifade etme aceleciliğine sakın düşmeyin!

Eğer CTP, TDP üyesi ya da sempatizanı iseniz eğer; “askeri harcamalarımızın sıfırlanmasını” öneren ben denizin hemen hayal dünyasında falan yaşadığımı düşünmeyin hemen!

Ve eğer sağ cenaha,  UBP, DP, HP ya da YDP gibi milliyetçi- radikal milliyetçiliği benimsemiş partilerden birisine yakınsanız, milli heyecanınızın verdiği olanca hırsla bana “hainlik” sıfatını yükleme aceleciliğine ve kolaycılığına sakın kaçmayın.

Uhulet ve suhuletle  aşağıda yazdıklarımı okuyun ve birazcık düşünün lütfen…

Göreceksiniz ki makalenin sonunda KKTC’de “askeri harcamalar sıfırlansın!” önerisi, ne bir siyasi fantezi ve ne de bir “hainlik” tarafı bulunan bir şeydir.

Elbette burada gerek sol, gerekse sağ cenahın olay üzerinde mantıklı düşüneceklerini varsayarak bu tahminde bulunduğumu da yazmış olayım.

Önce benim en çok siyaset ve seyahat yazları kalem aldığım, zaman-zaman bu iki konuda görüp okuyup öğrendiklerimi harmanlandığım bir gerçek. Nitekim yukarıdaki başlığa ulaşmam da, Mayıs ayının başında Figen’le İzlanda’ya yolculuk sonrasında mümkün oldu.

Dört gün bulunduğum başkenti Reykjavik’te limanına çekilmiş NATO’ya ait 2 savaş gemisi görmüştüm. Sonra da İzlanda’nın dünyada orduya sahip olmayan ve bu nedenle askeri harcamaları bulunmayan ender ülkelerden olduğunu öğrendim.

İzlanda, 360 bin nüfusuyla KKTC’den bile daha az nüfusa sahip. Buna karşın yüz ölçümü, değil KKTC, Kıbrıs adasının toplamından bile 11 kez daha büyük.

İkinci Dünya Savaşının öncesi ve sonrasında Avrupa’nın en yoksul ülkesi olan İzlanda, 2008 yılındaki ekonomik kriz sonrasında, krizi fırsata çevirip yaptığı hamleyle şu anda Avrupa’da işsizliğin en düşük olduğu ülke. Hayat çok pahalı ancak kişi başı düşen gelir de 2018’de neredeyse yıllık 50 bin dolar seviyesinde.

Bunda elbette balıkçılığın, pek çoğu ABD’ye yapılan at ihracatının, eko-turizme uygun coğrafyasının (şelale, gayzer, milli park, buzul, lava tünelleri, faaliyette olan yanardağlar ve kuzey ışıkları vb) payı büyük.

Ancak ordularının olmayışı, askeri harcamaya atacakları paraları şimdi hızla gelişen turizm ve balıkçılık ile balık ürünlerine ayırıp, krizi avantaja çevirmelerinde önemli etken oldu.

İzlanda İkinci Dünya Savaşında Hitler Almanya’sı yerine Churchill İngiltere’si ve devamında da NATO üzerinden ABD’ne askeri üs vermiş ama fiilen hiçbir savaşa katılmamış.

Zaten bir orduya sahip değiller. Bugün için NATO askeri üs karşılığında İzlanda’nın askeri korunmasını üstlenmiş durumda.

İzlandalılar askeri donanmaya harcayacakları parayı, turistlerden gelir elde edecekleri vahşi doğayı gezdiren gemilerin inşasına harcıyorlar. Ülkeyi de de arka plandaki NATO gemileri bekliyor.

Bu anlattıklarımın yukarıdaki başlıkla ilgisine gelince…

KKTC Meclisindeki siyasal partilerin hiçbirisinin de, “Türkiye olmadan Kıbrıs sorunun çözülebileceğini” dillendirmediği bir gerçek!

CTP ve TDP’nin sabık ve mevcut başkanları Talat, Yorgancı, Kalyoncu, Akıncı, Çakıcı, Özyiğit ile UBP, DP, HP ve YDP’nin mevcut ve sabık tüm başkan ve de üyelerinin et ve tırnak olarak değerlendirdiği, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda “Türkiyesiz imkansız” siyasal mottosunda ilerlerlendi. De diğer bie gerçekliğimiz!

Reykjavik Limanında birisi sivil (İzlanda’nın) diğeri askeri (NATO’nun) iki gemisi.

Peki o zaman İzlanda’nın NATO’ya, dolayısıyla ABD’ne güvendiği kadar, neden KKTC’de Türkiye’ye güvenip tüm savunmasını “anavatana” (Talat’ın deyişiyle atavatanına) devretmesin ki?

Zaten KKTC, hatta KTFD’den bu yana kendi ordusu saydığı GKK’nın subayları, Türkiye Harp Okullarından, kritik yönetim kademesi de Türkiye Genel Kurmayı’nda yetişmiyor mu?

Demem o ki, gelmiş geçmiş İzlanda hükümetlerinin ABD’ne güvendiğinden çok daha fazla KKTC meclis partilerinin Türkiye’ye güvendiği ortada somut bir gerçeklikken, askeri kontrolü Türkiye’ye devrederek, neden savunma harcamalarından tasarruf edilmesin ki?

Tasarruf edilen paralar, yetersiz kalan devlet okulu inşa edip öğretmen istihdam etmeye, devlet hastanesini genişletip halka kaliteli ve ucuz sağlık hizmeti sunmaya, kirlenen çevremizi temizlemeye, trafik kazalarını düşürmek için yolları genişletmeye, beton ormanına karşı eko-turizme, balıkçılığa vb. harcamasın ki?

Halkın refahını, ülkenin yaşam kalitesini zerre kadar düşünen, kafa yoran, özetle KKTC Meclisindeki solun ve aklı başında sağ’ın bence üzerinde güle oynaya anlaşacağı tek konu KKTC’nin askeri harcamalarının Türkiye’ye devredilerek sıfırlanmasıdır.

Hem böylece Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçildiği gün “kardeşçe ilişki” kurma isteğini, RTE’nin canlı yayında; “ne demek ana-yavru değil de kardeşçe ilişki, size para veriyoruz ve parayı veren düdüğü çalar” mealindeki nobran laflarından hem kurtulmuş ve hem de Türkiye’nin ekonomisine küçük de olsa ekonomik bir katkıda bulunmuş olunur.

Özetle: İzlanda askeri açıdan ABD’ye güveniyor, KKTC TC’ne neden güvenmesin ki?



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı