Köşe Yazarları

KİTLELER BEKLEMEDE…







Partilerin gadimici taraftarları dışında kimsede bir seçim heyecanı yok…




UBP içinde yaptığım yoklamada, görüntüdeki heyecanın tabana yansımadığını gördüm. Kurultayı neredeyse hezimet denilecek bir oranda kazanan bir başkanları olmasına rağmen, yandaşlar arasında gerginlik hala devam ediyor…



İkincisi, UBP’nin seçim kazanmasını sağlayan taban neredeyse ortada yok.

Geçtiğimiz Cumartesi günü “Bu memleket bizim” diyerek yapılan mitingin heyecan eksikliği bile duruma işarettir…

Köy gezilerine bakıyorum, yine öyle aman aman bir heyecan yok. Katılım komik düzeyde.

İnsanlar bekliyor.

Malum, partiler, hangisi olursa olsun, kilit tabanlarının oyuyla seçim kazanmaz.

Bunun dışındaki yüzer gezer oyların akışına göre seçim kazanılır veya kaybedilir.

İşte o, “duruma göre oyunun rengini değiştirenler” şimdilik bekliyor.

Onlar, partilerden doğrudan kişisel menfaati olmayıp, ülke için verilen sözlere ve “güç gösterisine” göre oy verenlerdir.

Ha, güç gösterisini yapan kazanır diye de bir durum yok şu anda.

Güç gösterileri, işler yolundaysa işe yarar.

Böylesi kriz ortamlarında, kimin ne dediği, inandırıcı olup olmadığı daha önemlidir.

Hele de KKTC’nin son 2 yıldır içine düştüğü yıkımda, kaba gücün etkisi yok denecek kadar az olacak…

Eve giren ekmek yarı yarıya azalmış, hatta on binlerce evde sıfırlanmış.

Sağlık yok, eğitim var da yok, para yok, devletin nereye gittiği belirsiz…

Bu durumda köyden kentten otobüslere doldurup getirsen nafile.

Bekleyenler, aynı zamanda dikkatle izliyor.

Büyük bir yılgınlık, bezginlik var.

Siyasete güveni kalmamış.

Ayak oyunundan, boş vaatten, partizanlıktan, bıkmış…

Adaletsizlikten, ahlaksızlıktan iğrenmiş…

Siyasetin birilerinin koltuk sevdası olarak yapıldığından hiç kuşkusu kalmamış.

Ülke için, halk için, doğru, dürüst siyaset yapacak olanı mumla arıyor.

Dinlemeye hazır.

Ama kuşkulu…

En çok sorulan soru “Acaba?”… “Bu da aynısını yapar mı?”; “Günü gelince bu da teslim olur mu?”; “O cesareti var mı?”; “Dürüst mü?”… En büyük endişe bu…

Asıl güvensizlik siyasi aktörlere.

Kuruluşunun 38. yılında KKTC’nin gerçeklerinden, halkın beklentilerinden uzak, boş hamasetten başka bir şey olmayan nutuklar bir o kadar daha çileden çıkarttı insanları.

Aklı olan, ayakları yere basan, inandırıcı, basit formüllerle çıkar halkın karşısına.

Bunu yapan da bu seçimi alır götürür…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

KİMSEDE HAL KALMADI:

KKTC’nin geleceği hakkında “uzun vadeli mücadele” lafları duyduk yine.  Adaletsizliğin, dünyadan kopuşun, fakirliğin, düzensizliğin içinde boğulan insanlara verilen vaat bu oldu. Sterlin’in adım adım  14 liraya yanaştığını gören insanlarda bayram heyecanı mı olur? “Umutlar başka bahara” diyecek bir hal de kalmadı. Hele de söylenenler gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerse. Kurtuluş bekliyor herkes, hem de acilen…

 

UBP’DE KONTENJAN SIKINTISI:

Kurultayı kazanan Sucuoğlu’nun, kontenjandan aday göstereceği isimlerle ilgili başı hayli ağrıyacağa benzer. Birçok isim kurultayda verdiği destek karşılığı kontenjan adaylığı için beklenti içinde. UBP’de Genel Başkanın tüm bölgelerde kontenjandan aday gösterme yetkisi var. Bazılarının Sucuoğlu’nun kontenjanından aday olmak için şimdiden kulis ve baskı yaptıkları iddia ediliyor. YDP’den ayrılan ve kendi partisini kuran Bertan Zaroğlu’nun UBP listesinden kontenjan adayı olacağı dedikoduları ise parti tabanında bugünlerden en çok tepki alan konu.

 

KADIN ADAY ARAYIŞI:

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sucuoğlu, önümüzdeki seçimlerde listesine dahil etmek için kadın aday arayışına girmiş. Tanınmış birkaç isim üzerinde nabız yoklaması yapan ve bu isimlere adaylık teklifi götüren Sucuoğlu, biri hariç olumlu sonuç alamamış. Belli ki Sucuoğlu bilindik yüzler dışında listeye koyacağı yeni yüzlerle yürümekte kararlı…

 

BABADAN TORPİLLİ BAKAN:

UBP Parti Meclisi üyesi olan Şoför Okulları Çalışanları Kooperatifi Başkanı Barış Tilki, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Canaltay’ı, sorunlarına çare üretmek yerine Lefkoşa’da 21 olan şoför okulu sayısını 22’ye çıkarttığını belirterek, kendisini “Baba gücüne sığınarak bir yerlere gelmek”le suçladı ve “Örnekleri vardır bu Ulaştırma Bakanlığı çok kişileri temizledi” diyerek “hodri meydan” çekti…

 

POLİS EMEKLİLERİNDEN CESUR AÇIKLAMA:

Kendi uzmanlık konuları dahilinde ülke gerçeklerini bir bir sıralamışlar. Kamunun içinde ve özelde acilen “temiz eller” operasyonu bekliyorlar. Uyuşturucu, trafik, mafyatik olaylardan şikayet ediyorlar. Turist ya da öğrenci olarak gelenlerin devamlılıklarının, okul kayıtlarının denetlenmesini istiyorlar. Bunlardan suç işleyenlerin teminatla serbest bırakılmamasını, deport edilmesini savunuyorlar. Ve polisle ilgili bir dizi öneri sunuyorlar.  Şu anda halkın beklentilerini özetlemişler. İşte anahtar, işte ipucu. Niyetiniz var mı siz onu söyleyin…

 

SUÇU BAŞKASINA ATTI YA, TAMAMDIR:

Köylerde örgüt binası açmakla meşgul Çevre Bakanı Ataoğlu, Güngör çöplüğü günlerce memleketi zehire boğarken çıktı ve topu yerel yönetimlerle İçişleri Bakanlığı’na attı. Oysa olay çevre felaketiydi. En modern şekilde yapılan o çöplük alanı vahşi depolamaya dönerken Çevre Bakanlığı neredeydi? Şu anda bölgeye dökülemeyen çöpler için yer gösterecek olan çevrenin korumasından sorumlu bakanlık değil mi? Tık yok. Siyasette görmek istemediğimiz aktör tipi budur, tanıyın.

 

SAMİMİ OLSALAR:

Ticaret Odası Başbakan’la görüşmelerinde ne söyledi bilmiyoruz. Ancak basına yaptığı açıklamada, vergi reformu yapılması, kayıt dışılığa ve partizanlığa son verilmesinden bahsediyor. Ülkenin en ciddi meslek örgütü bu taleplerinde gerçekten samimi olsa, politika üretenler de adımlarını ona göre atarlar. Ha bu dedikleri, kendi statükolarına dokunana kadarsa, o zaman siyasetçi bundan “aynen devam” mesajı alır. Onların da ellerini taşın altına koyduklarını bir görebilseydik









Başa dön tuşu