Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kirli ama verimli işler

Son yıllarda “sıradan insanların” yaşamlarını konu alan televizyon programları çok moda oldu. Bu televizyon programlarının en önemli özelliği önceden yazılmış bir senaryosunun olmaması. Zaten bu programlara “realite şov” denilmesinin sebebi de bu.
* * *
Ciddi kanallarda da bu tür programlar var. Örneğin, Amerika’nın Güney Eyaletlerinde kaçak içki yapanları, Massachusetts eyaleti açıklarında mavi yüzgeçli orkinos (tuna) avlayan balıkçıları ve Alaska’da altın arayanları konu eden televizyon programları genelde belgesel yayınlayan Discovery ve National Geographic kanallarında gösteriliyor. Bunlara ek olarak bu sezon başlayan yeni bir program benim favorilerim arasında.
* * *
Bu sezon başlayan, “Filthy Riches”(Kirli Zenginlikler) isimli programın konusu kimsenin aklına bile gelmeyecek “işleri” yapan ve bunu yaparak zengin olanlar. Program beş değişik kişi veya kişilerin yaşamlarıyla ilgili; bunlardan üç tanesini kısaca anlatayım.
* * *
Birinci karakter Kentucky eyaletinin kenar ve kırlık bir bölgesinde yaşayan, konuştuğu İngilizce pek anlaşılmayan iriyarı bir adam.  Çoğu zaman iki oğlu ile çalışıyor. Dağlardaki sık ormanlarda, nemli yerlerde yetişen ve toprağın üzerinde küçük bir çiçeği olan ginseng bitkisinin köklerini toplayıp satıyor. Toplanan köklerin sökülürken zedelenmemesi çok önemli; bu yüzden nazikçe sökülmeleri gerekiyor. Bu işi yapmak için tek gerekli olan kuvvetli eller ve belki küçük bir çapa. Her derde deva şifalı bitkilerden olan ginseng kökü son zamanlarda özellikle enerji içecekleri, bitkisel çaylar, kozmetik ve saç bakımı ürünlerinde de kullanılıyor. Uluslararası piyasalarda bir kilosunun fiyatı 1,500 dolar.
* * *
İkinci karakter Delaware nehri kenarında derme çatma bir evde yaşayan, rastafara kılıklı, gençliğinde mühendislik yapmış eksantrik bir adam. Kızılderililerin yöntemini kullanarak nehrin ortasına kurduğu tuzak ile yılan balıkları avlıyor. Tahta ve taştan inşa edilmiş tuzağa ek olarak tek kullandığı bir ağ ve motorsuz hafif bir sandal. Tuttuğu balıkları yine kendisinin inşa ettiği derme çatma bir odada odun dumanına maruz bırakarak tütsülüyor. Daha sonra da evinin bitişiğindeki küçük dükkânında tütsülenmiş yılan balıklarını kilosu 70 dolardan satıyor.
* * *
Üçüncü karakterler ise Maine eyaletinde elli yaşlarında kafadar iki arkadaş. Deniz suyunun çekilmesi sonunda ortaya çıkan bataklık görüntülü çamurlu alanlarda, küçük, tırmığa benzer bir aletle çamurları kaldırıp solucan topluyorlar. Balıkçılar arasında olta yemi olarak son derece kıymetli olan solucanların her biri, büyüklüğüne göre 27-50 sentten gidiyor.  Küçük bir lenger ve tırmık dışında hiçbir şeye ihtiyaç duymadan toplanan 600 kadar solucanı, iki kafadar günün sonunda toptan satıp 200-300 doları ceplerine indiriyorlar.  
* * *
Bu karakterlerin yaşamlarını seyrederken masa başı veya alışılagelmiş bir iş sahibi olmadan en umulmadık yerlerde ve işlerden de geçim sağlamanın mümkün olduğunu bir kez daha görüyorum. Tabii bunu gerçekleştirebilmek için yaratıcılık, kolları sıvayıp canla başla çalışmak ve ellerin kirlenmesinden korkmamak gerekiyor. Bir de aklıma “acaba Kıbrıs’ta benzeri ne işler var?” sorusu geliyor.
* * *