Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kimden ne bekliyoruz.!!

Ülkemizde on yıllardır birçok tartışmanın yapıldığı  demokrasinin özgürlüklerin barış’ın hukukun  ekonominin sağlığın ulaşımın eğitimin  hiç bu kadar anlamsız kaldığı tartışmalar sonucunda sonuç alınamadığı bir zamanda Kıbrıs Türk toplumu yaşamamıştır.

Devletin kurum ve kuruluşlarının  temsili demokrasinin hiç bu kadar yetkisiz etkisiz olduğu bir zamanda  yaşamadık.

Toplum olarak haklarımız bu kadar yok sayılırken,   bizler ne yapıyoruz ya da neyi yapmıyoruz ve bu sonuçları yaşamayı kabul mü ediyoruz?

Devletlerin bağımsız, egemen uluslararası alanda yeterli olabilmesi tabii ki halkın hür ve egemen iradesinden geçtiğini bilinmesinin önemli olduğunu,  “başlangıç noktasının” halk olduğunu” gözden kaçırarak mücadeleyi sürdürebilmemiz mümkün değildir.

Geldiğimiz noktada emek hareketi, dar gelirli sınıfın bu sistem içinde ve bu mücadele ile kurtuluşun mümkün olmadığı daha çok yoksullaşan, daha çok inancını kaybeden ve göçe zorlanan sistemden, kimler nasıl faydalanacak varın hesabını ülkemizi temsil ettiklerini düşünenler sizler yapın.  İthal zihniyet bugün mal, para, insan kaynağı,  (mimar din adamı) ithal edilirken seslerini çıkarmayan siyasiler çok sevinmesin. İthal durumun siyasete çoktan bulaştı ve daha etkin olacağı önümüzdeki günlerde Kıbrıs Türk toplumunun önüne gelecektir.

Sorgulamak bir toplumun “kendi varlığını sürdürme noktasında önemli bir unsurdur” sorgulamayan toplumlar sonuçları kabul ettiği izlenimi yaratır.

Evet bu tespitler ve analizlerden sonra neler yapabileceğimizi geleceğimizi biz mi planlayacağız yoksa planlarımı uyacak mıyız bunun kararını verecek önümüzdeki zamanda temsili demokrasinin gereği olan seçme seçilme hakkımızı kullanacağımızı, evimizde tek kalan yetkinin bu toplumun özne olduğunu düşünen, bununla ilgili mücadelesini veren veya verecek olan etkin, yetkin bağımsız bireylerin bizleri temsil etme, noktasındaki tercihlerimizi kullanabilecek miyiz?  Kimi nasıl neden neye göre seçerek toplumun temsiliyet noktasında hür iradesini toplumsal iradeye dönüştürecek kolektif çalışmayı ve dayanışmayı benimsemiş ideoloji ve gelenekten gelen kişiler toplumu temsil etme noktasında tercihlerimiz arasında olmalıdır diye düşünmekteyim.

 

Ülkemizde yaşam şartlarının her geçen gün giderek daha da zorlaştığı, yoksulluğun arttığını bu sonuçları on yıllardır emeğiyle yaptığı tasarruflarla ülke ekonomisinin içinde kalan küçük ve orta boy işletmelerin birer birer yok olması ve bunu izleyen hükümetin,  bu gidişatla ilgili bir plan program tanımlama olmamakla birlikte esnafın, üreticinin, iş insanlarının batışını izleyen zihniyeti buradan yadırgadığımı söylemek istiyorum. Toplumsal mücadele ve toplumsal muhalefeti daha etkin bir şekilde, sonuç alıcı olarak yükselerek yapabilmek ve ülkemizi insanımızı ekonomik ve sosyal olarak yaşayabileceğimiz bir ülkeye uyanabilmek için; toplumun tüm kesimleri ile birlikte geleceğimizi inşa etmek adına bir devletin esas unsuru olan yurttaşlık haklarımızı kullanarak, ülkemizin toplum yararına her alanda hizmet edecek yapıların oluşması için mücadele edeceğimiz, birlikteliklere daha fazla geç kalmadan koşmalıyız.