Köşe Yazarları

Kim, kimden özür dilemeli?

Aslında bu tip olayları kaile alıp içine girmek ve seviyemi düşürmek istemezdim ancak bazı zat’lar hadlerini aşınca çok daha önceden doğan ve bir kurumu temsil eden kişiyi rezil rüsva etmemek için yakın geçmişte kullanmadığım cevap hakkımı kullanmak farz olur.

12 Aralık 2016 tarihinde Facebook üzerinden şahsıma açık bir dille yapılan ağır küfür ve hakaretler sonrasında halen özür dilemesi gerekenler, kurulduğu günden (14 Şubat 2009) bugüne çalışmış olduğum kurumum Havadis’i, holiganlık içeren fanatik duygularla, taraflı yayın yaptığı safsatalarıyla kınayıp, bir de üstüne şiddetli boykot tehditleri savurmalarını çok manidar buluyorum.

Kişisel sorunlarınızı ve haksız duygularınızı, temsil ettiğiniz kurum üzerinden üyelerinizi de kışkırtarak, basın özgürlüğü olan bir ülkede bir medya kurumunu tehdit etmekle çözemezsiniz.

Bugüne kadar tarafsızlığını ortaya koymuş, tüm halkın en çok takip ettiği medya organlarından birisi olan Havadis için bu durum kabul edilemez.

O nedenle içine düşmüş olduğunuz bu gafletten bir an önce kurtulmanızı ümit ederim.

KKTC Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Erçin Çoban derneğin facebook sayfasından şahsen yaptığı kınama gerekçesinde; Fenerbahçe’nin son zamanlarda mağlup olduğu maçlar sonrasında gazetemizde “Fener’e Acılı Adana”, “Fener’e Kayseri Pastırması”, “Maçın Kahramanı Hakem ve Persie” gibi başlıklar atılması ve bu durumun gazetemizin yöneticilerinin tuttuğu takımları kayırır ve Fenerbahçe’yi kötüler cinsten yayınlar olduğunu savundu.

Bir kere Sayın Çoban ve tüm Fenerbahçeliler de çok iyi biliyorlar ki Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Başaran Düzgün Fenerbahçelidir ve derneğin üyesidir.

Bakın beyefendi bu sebepten ötürü size gerçekten gülerler ve sizin anlayacağınız taraftar dilinde sizle dalga geçerek ezikmisiniz diye de sorarlar.

Ve üstüne bir de, benzer sebeplerden daha önce yine bir gazeteye büyük çapta boykot yapmışsınız, şimdi de bu konuda bizden bir özür bekleyip bu şekilde yayınlara devam edersek bize daha şiddetli bir boykot yapacakmışsınız.

Bu beyefendi önce, yine Facebook’ta hakaret ettiği dernek üyesi Başaran Düzgün’den özür dilesin.

Biz sizin gibi küfür mü ediyoruz, hakaret mi yağdırıyoruz da bir de üstüne özür bekliyorsunuz.

Öyle sosyal medya magandalığı, holiganlık ve taraftarlıkla olmuyor bu işler efendiler.

Kendi takımınızın başlıklarıyla mı taraf ya da tarafsızlığı belirliyorsunuz.

Fanatiklik ruhu gözünüzü kör ettiğinden takımınızla ilgili bu tipte başlıklar görünce çılgına mı dönüyorsunuz yoksa şahsi sorununuzu böyle mi halletmeye çalışıyorsunuz?

Oldu olacak siz yönetin bizi, ne yazacağımıza da siz karar verin!

Ben bugüne kadar spor yazarı kimliğime ve başkanı olduğunuz güzide kuruma karşı olan saygımdan dolayı üyelerinizi de peşinizden sürükleyerek neden böyle bir gaflete düştüğünüzü bilmeyenlere açıklamak isterim.

Erçin Çoban bey, Fenerbahçeliler Derneği gibi önemli bir kurumun başkanlığını yapan ve aynı zamanda derneğe bağlı futbol okulu ve hentbol takımı gibi oluşumların da sorumlusu olarak Facebook gibi herkesin görebileceği bir ortamda sırf tuttuğunuz takım yenildi diye sinirlerinize hakim olamayıp birilerine küfürler, hakaretler etme hakkını size kim verdi?

Eyy temsil edilenler sizce üyesi olduğunuz kurumun başkanına bu durum yakışır mı?

Sormazmısınız? Birine, içinde “o… ç…, o… e…” gibi küfürlü kelimeleri açık açık yazıp, hakaret içeren sözler sarfettikten sonra; koskoca bir derneği böyle terbiyesizce nasıl temsil ediyorsun? Bu derneğe bağlı bir sürü taraftar, genç sporcu ve aileler demez mi?  Ey başkan bu ne ahlaksızlık, biz evlatlarımızı kime emanet ettik. Böyle mi yetiştireceksiniz gençlerimizi demez misiniz?.

Kusura bakmayın Erçin bey ama kimse size böyle bir hak veremez.

Neden mi? Bu ülke de hak var hukuk var. Size daha önce dava açmamamın tek nedeni yanlışınızı bilmenize ve hatalı olduğunuzu kabul etmenize rağmen özür dileyeceğinizi düşünmemdi.

Fakat şimdi görüyorum ki yapmış olduğunuz bu davranışla hem bana hem de benim üzerimden kurumuma zarar vermeye çalışıyor ve bir de üyelerinizi bu olaya alet ediyorsunuz.

Temsil ettiğiniz kurumu daha da küçük düşürecek işlere girmeyin.

Taraftar gibi yöneticilik yapılmaz, bu işler vasıf ister. Öyle önünüze gelene de küfürler, hakeretler yağdırıp sonra da bu ülkenin en önemli gazetelerinden birisine şahsi sebeplerinizden ötürü tehditler savurup üyelerinizi kışkırtmayın. Siz önce temsil ettğiniz kuruma yakışan, ahlaklı bir başkan olmayı deneyin…

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı