Son NATO toplantısında Erdoğan, AB yoluna dönüş sinyallerini çok açık bir şekilde verdi.
Bu toplantı sırasında, Yunanistan ile yaptığı görüşmede de Ege Denizinin bir dostluk denizi olmasını istediğini net olarak söyledi.
Erdoğan’ın siyasal manevralarını iyi tahlil etmek gerekmektedir.
Erdoğan bir hedefe varmak için, gerektiğinde ipi germekte ve son anda manevra yaparak istediğini elde etmektedir.
Erdoğan için HERŞEY PAZARLIK masasındadır. Erdoğan’ın pazarlık sonucu dönemiyeceği hiçbir prensibi yoktur.
Gerek Annan Planı sürecinde gerekse Montana’da Erdoğan çözüme çok yakın olduğunu ve askerlerini dahi bir takvim temelinde adadan çekebildiğini net olarak açıklamıştı.
Erdoğan’ın aradığı tek koşul, Kıbrıs Türklerinin kurulacak olan devlette Rumlarla eşit temsiliyet haklarına sahip olması, kısaca YÖNETİMDE eşit haklara sahip olmasıdır.
Bu koşul Montana sürecinde de devam etti.Ancak Rum tarafı iktidar paylaşımı istemediği için son anda çözüm masasından uzaklaştı.
Gerçekte objektif olunursa, çözüm isteyenin Türkiye tarafı, bundan daima kaçınanın Rum tarafı olduğu rahatlıkla görülebilir.
Şimdi, Erdoğan yeniden “elini taşın altına” koymadan söz ederken, Rum tarafı ne düşünmektedir.
Bölünmüş olan Kıbrıs’ta sadece Güney Kıbrıs’ta iktidarlarını sürdürebileceklerini düşünen Rum zihniyeti, bu tutumunda ısrar ederse, Kıbrıs adası bir BARUT FIÇISI olmaya devam eder ve bir gün patlar.
Nikos’tan akılcı bir hamle üretilmesi durumunda, hem Kıbrıslı Türklerin, hem de Kıbrıslı Rumların geleceğini olumlu olarak etkileyecek bir süreç başlatılabilir.
NİKOS VE DİĞER RUM LİDERLER ellerini taşın altına değil, BALYOZ ALTINA koymaları gerektiğini anlamalıdırlar.
Rum yönetiminin “uzun vadeli mücadele” stratejisi sonuç vermeyen bir stratejidir.
Kaldı ki, Rum tarafı gerek ekonomik gerekse siyasi yapısıyla Türkiye ile mücadele edemez.
Rum tarafı, Erdoğan’ın bu yeni açılımına en erken bir zamanda CEVAP VERMELİ ve BM yetkililerini çözüm istediklerine inandırmalıdırlar.
BM şimdiye kadar yapılan tüm görüşmelerde Rum tarafının son anda, çözümden uzaklaştığının farkındadır.
RUM TARAFI, bu Ada üzerinde Türklerle eşit haklara sahip olduğunu söylememeli, bunun aktif uygulayıcısı olmalıdır.
Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin, AB nin desteğini almak amacıyla,Kıbrıs konusunda acil adımlar atması kaçınılmazdır.
Erdoğan’nın bir dönem en büyük düşmanları olan Mısır ve Suriye ,bugün Türkiye ile yeniden barışmakta ve bilinen tüm kalıplar, Erdoğan tarafından çöpe atılmaktadır.
Bakalım Rum tarafı bu yeni sürecin önemin, kavrayabilecek mi .
































