Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Kıbrıs’ın KADINLARI

 

KKTC’nin  33. Yılını kutladığımız şu günlerde,

Cumhuriyetin,

Bağımsızlığın

Özgürlüğün

Ve Demokrasinin temellerinin atıldığı o günlerde bir gezinelim istedim.

Bizim bu günlere gelmemizde katkısı olan, Kıbrıs Türk Kadınlarının verdiği eşsiz mücadeleyi sizlerle bir nebze olsun paylaşmaya çalışacağım.

Okumaktan büyük keyif aldığım Merhum Arslan Mengüç’ün ölümsüz bir eseri.

Yıllar süren  emek ve özveri ile çalışılarak hazırlanmış  Kıbrıs’ın Kadınları “Tarihe tanıklık” kitabı her zaman   başvurulabilecek bir arşiv niteliğindedir.

Kıbrıs Türk Kadını’nın özellikle 1958’den sonra verdiği mücadeleyi, vatan sevgisini, fedakarlığı ve canı pahasına yürüttüğü özgürlük mücadelesini gözler önüne seriyor.

Bu topraklarda yaşayabilmek için, katlanılan zorlukları, emeği, alın terini ve inancı en yalın haliyle anlatıyor.

Kocasının, babasının, kardeşinin yanında bir kadın olarak mücadeleyi  anlatıyor.

O dönemde Kıbrıs’ta  soluk almak, onlar için göz yaşı, el emeği ve göz nuru harcamak olsa bile, topraklarını terk etmeyişleri vurgulanıyor.

Kitapta, 94 yerleşim yerinden 229 Kıbrıslı Türk kadınının varoluş mücadelesini, döneme ait anıları, o günlerdeki ve bugünkü fotoğraflarıyla yer alıyor.

Birbirinden değerli mücadeleyi, yaşanmışlıkları anlatan  229 kadın’ın umudunu hiç yitirmediği yüreğinden dökülen cümleler  bunlar.

Her bir anı çok değerli…

Her bir anı acıtıyor içinizi…

Her bir anı da;

Anamız,

Nenemiz,

Komşu Annemiz

Yüreği  kocaman kadınlarımız…

Her bir anı da teşekkür etmek geliyor içinizden, bu vatan için katlanılan zorlukları gördükçe…

Bir yanınızda gurur duyuyor “Kadın” olmaktan…

Bu kitaba ulaşmama ve okumama  vesile olan; Saygıdeğer Hanımefendi Meral Ertürk’e Teşekkürlerimi sunarken; başından geçen ve verdiği mücadeleyi anlatan kitaptan  bir anıyı da sizlerle  paylaşmak isterim izninizle;

1940 Dizdarköy doğumlu olan, Genç Yaşta CBS’nin Türkçe yayınlar bölümünde  çalışmaya başlayan, daha ortaokul yıllarından itibaren “ özgürlük mücadelesine” yüreğini  koyan bir hanımefendi  Meral hanım.

…..kibris-kadin-resim-1

Bir daha gelemeyeceksin

20 Aralık Cuma gecesi vardiyada, televizyondakilerle birlikte toplam on yedi kişi çalışıyorduk. Gece saat 24.00’ e kadar nöbetteydim.Tahtakale’de iki Türk’ün vurulduğu haberi geldi.

Hiç unutmam o sırada radyoda “Alaattin Yavaşça’dan Şarkılar” yayınlanıyordu. Kontrol masasında otururken, halkımızın can pazarında olduğu bir sırada bizim gülen oynayan müzik çalmamız o kadar ağrıma gitti ki, yerimden kalktım ve gözüme ilişen ilk makası elime alıp yayın bandını kestim.

O sırada yayın amirimiz başımda belirdi. Beni çok iyi anladığını, ancak bu yaptığımın devlet malına zarar vermek olduğunu söyledi. Ardından da, o an için tam olarak ne söylediğini çözemediğim bir çift söz söyledi:

“Seni şikayet etmeyeceğim. Çünkü artık bir daha buraya gelemeyeceksin.

Ayşe Başar spikerdi. Hilmi özen de haber spikerimizdi.Yayın durduğu için, önce ara müziği kondu. Ardından da bir klasik müzik plağı çalmaya başladı. Haber saati  geldiğinden Hilmi Özen de haberleri okuyacaktı. Ben de kantine gidip kendime sandviç alayım dedim. Oraya geldiğimde her zaman oturduğumuz yemek masalarının üzerine hiç görmediğim silahların bırakılmış olduğunu gördüm, orası, alışık olmadığımız renkli renkli komanda üniformalı askerlerle dolmuştu.

Koşa koşa  geri dönüp Dr. KÜÇÜK’ün ofisinde çalışan ağabeyime telefon ettim. Durumu anlatırken az önce amirimin bana ne demek istediğini anladım. Ağabeyim Dr. KÜÇÜK’le konuşacağını, bir araya gelip, panik yapmamamızı söyledi. Birkaç dakika sonra da ağabeyim bize geri döndü.

“Doktorla konuştum. Tek bir kişi oradan ayrılmasın. Saat 24.00’de bir araç gelip sizi oradan alacak.”

Durumu bütün Türk arkadaşlarıma bildirdim. Yayın bittikten sonra gideceğimiz çıkış kapısına kadar olan mesafe beş yüz metre kadardı. Çam ağaçları arasından geçen yol kapkaranlıktı. Biz on yedi kişi el ele, her an bir kurşunun birimizi öldüreceği korkusuyla kapıya kadar geldik. Kocaman demir kapı kapalıydı. Orada iki silahlı asker kendi aralarında bize ne yapacaklarını konuştular.

Sonunda birisi  “aç, defolup gitsinler!” dedi.

Onun üzerine kapı açıldı. Az ilerimizde bir polis minibüsü duruyordu. Hepimiz ona bindik. Araç hareket etti ve ardından tanıdık bir ses “arkadaşlar geçmiş olsun!” dedi.

Baktım, sürücümüz VOLKAN Teşkilatı’nın eski başkanı, ağabeyimin arkadaşı İsmail Sadıkoğlu ve yanında oturan da, polis üniforması içindeki ağabeyim Sadi idi!…

Sayfa/ 284-285

kibrisin-kadinlari-resim-1

Teşekkürler  Arslan Mengüç;

Emeğine, yüreğine, kalemine sağlık!

Yattığın yer nur olsun

Kıbrıs’ın kadınlarının, analarının duaları seninle…

Teşekkürler  Kıbrıs’ın Kadınları;

Ana yüreğinize

Dik duruşunuza

Verdiğiniz emeklere

Yetişdirdiğiniz nesillere

Hakkınız  ödenmez.

Cennet ayaklarınızın altında…

Sizleri ayakta alkışlıyorum,

Emeğiniz olan CUMHURİYET ile birlikte.