Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs Türkü kendi yolunu yürümeli -2-

Ne demiştik daha önce…

“Kıbrıs Türkü kendi yolunu yürümeli…”
Resmen “karpuz gibi” bölünen bir nüfus yapımız var…
Türkiyeci olanlar…
Birleşik Kıbrıs’a inananlar…

Türkiyeci olanlar kendi içinde…
Birleşik Kıbrıs’çı olanlar kendi içinde farklı fraksiyonlar gösteriyor.
Ben şuna inanıyorum…
“Arı nüfus” yoktur.
Elbette, coğrafi yakınlık, akrabalık ilişkileri, siyasi koşullar nedeniyle, yeni bir nüfus yapısına sahip olduk.
Ama artık yeter.
Kıbrıslılar…
Ayırmıyorum da…
“Ben bu adalıyım” deyen herkes…
“Yeni yapıya” alışmalı.
Bu adadan bir “Osmanlı” toprağı çıkmaz…
“Osmanlıcılar” ortada cirit atıyor.
Sökmez…
Coğrafya, tarihi yener…
Öyle demişti Arif Hasan Tahsin bir röportajımızda…

Hal, hal değil…
Türkiye’yi daha etkin bir şekilde yaşamımızın içinde isteyenler, Türkiye’deki gelişmeleri göremiyor mu?
Kardeş kardeşi kırıyor.
Göz açıp kapayıncaya kadar onlarca insan oluyor…
İslam’ı cihat olarak görenlerin sayısı yüzbinlerce…
Cihatı hak olarak görenlerin sayısı yüzbinlerce…
Tek övünç kaynağı “İmam hatip Liseleri” olanların sayısı yüzbinlerce…
İlim, bilim, irfan, çağdaş dünya gibi kavramları umursamayanların sayısı yüzbinlerce…
Hak, hukuk, adalet gibi kavramları, “güçlüleri hukuku” olarak normalleştirenleri,n sayısı yüzbinlerce…
“Yönetenin çalmasını” hak olarak görenlerin sayısı yüzbinlerce…
Farklı düşünenlerin “katlini vacip” görenlerin sayısı yüzbinlerce…
Türkiye, rotasını “muasır medeniyetler seviyesinden” ortadoğunun bataklığına çevireli çok oldu.
AK Parti ile başlamadı ama, son 13 yılda “gericilik” tavan yaptı.
80 milyonluk Türkiye’de gidişattan rahatsız olanların sayısı, iktidarı elinde tutanların sayısından fazla değildir.
Ama Türkiye kardeş olmayı beceremedi…
Türk, Kürt, Laz, Alevi- Sunni diye diye herkes bölündü.
Bugün yaşananlar hoş değil.
Bu gidiş gidiş değil.
Bu hal hal değil…

“Maşrappa” değiliz
Peki, Kıbrıslılar…
Kıbrıslı Türkler…
Kıbrıs’ın kuzeyindeki yapıyı oluşturanlar, ille de tercih yapmak zorunda mı?
Değildir…
Bence değildir.
Kıbrıslı Türkler, batıya dönen yüzlerini ortadoğuya dönemez.
Mayamızda yok…
Bu dayatmalar da bir yere kadar…
Artık, prim de yapmıyor…

Gereğini yapmamız gerek…
Çözüm olur ya da olmaz…
Vakit kaybetmeden, kendi kendimizi yöneten bu organizmayı daha çağdaş bir hale kavuşturmamız gerekiyor.
“Her köye bir cami, her mahalleye bir cami” gibi politikalarla karşımıza dikilenlere, “daha çağdaş bir eğitim sistemi” ile cevap vermeliyiz.
Daha çağdaş bir sağlık sistemi…
Hızlı ve adil çalışan bir yargı sistemi…
Denetlenen bir kamu sistemi…
Verimli bir kamu sistemi…
Güçlü bir reel sektör…
Suyunuzu, limanınızı, kamunuzu, eğitiminizi, sağlığınızı yöneteceğiniz bir sistem.
Kıbrıslılar, laiklikten geri adım atmaz.
Türkiye’de oluşan bu yeni yapı, iktidar oyunları, kamu kaynakları üzerinden dönen dolaplar, özelleştirmeler, kime isterseniz sorun, rahatsızlık veriyor…
Kıbrıs Türkü, “yaranmak” zorunda değil.
Bunu siyasetçilerin de iyi bilmesi gerekiyor. 
“Anavatan” başka bir şeydir, “anavatandaki iktidara yaltaklanma” başka bir şey.
İkisini ayırt edemeyen siyasiler, Kıbrıslılardan ciddi tokat yediler…
Gene yeycekler…

Gereği, doğru ve adil yönetimdir.
Ada insanının bütününe sahip çıkmaktır.
Nifak tohumlarına izin vermemektir.
Vatandaşlık yapısını korumaktır.
Çevresi, doğası ve elbette demografik yapısı ile herkese sahip çıkmaktır.
Ötesi, yağcılık, yalakalık, halkına saygısızlıktır…

Yazı tanıdık…
Yukarıdaki görüşlerimi, 13 Ekim Salı günü de  yayınlamıştım.
Değişen bir şey yok…
Kıbrıs Türkü kendi yolunu yürümeli.
Hani dün yayınlanan yazıda, “Türkiye’yi çözüme ne motive eder” konusunu radyoda tartışmıştık ya…
Kıbrıs sorununun çözümü, Türkiye için en önemli motivasyondur…