Hayatın kendisi, kurallarını kendi koyar. Sizin veya başkasının subjektif değerlendirmeleri ve hezeyanları, hayatın kuralları karşısında İKİ KURUŞ etmez.
AB ile olan ekonomik bağımlılığı nedeniye, sık sık AB’ye kafa tutucu demeçlerle iç politikaya oynayan Türkiye’li yetkililer, gerçek hayatın dayatmaları karşısında, NORMALE DÖNMEK zorunda bırakılıyorlar.
Özellikle Orta-Doğu BATAKLIĞINA Saplanan Türkiye, Bir yandan MÜLTECİ SORUNU, diğer yandan, DARALAN DIŞ PAZARLARI dolayısıyla, AB ile daha yoğun ve daha gerçekçi politikalara yönelmek zorunda kalmıştır.
Orta Doğu’dan göç eden mültecilerinin AB kapılarına yığılmamasında ve Türkiye içinde rehabilite edilmesinde, AB-Türkiye birlikte yeni politikalar geliştirme zorunda kaldılar. Türkiye’ye 3 milyar dolar civarında bir para akışının sağlanması yanında, Türk vatandaşlarına SCHENGEN Bölgesinde VİZESİZ seyahat da vaat edilmekteydi. Ancak bu vaatlerin gerçekleşebilmesi için, Türkiye’nin de AB’nin istediği 72 kriteri hayata geçirmesi zorunluluğu vardı.
Türkiye şimdi çok hızlı bir şekilde bu kriterleri yerine getiriyor: Türkiye nin, 3 Mayıs tarihli Resmi Gazete’sinde aldığı TARİHİ KARARI ;
“ AB’nin SHENGEN BÖLGESİ’nde Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını KALDIRDIĞI TARİHTEN İTİBAREN uygulanmak üzere, TC tarafından VİZE UYGULANAN AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına yönelik, vize uygulaması zorunluluğunun kaldırılmasına karar vermiştir.”
Bu kararla artık, Kıbrıs’ın da içinde bulunduğu 11 AB üyesi ülke, Türkiye’ye VİZESİZ girebilecek.
Rum yetkililer, Türkiyenin yerine getirmesi gereken 72 kriterin arasında yer alan VİZENİN KALDIRILMASI kararını olumlu bulmalarına rağmen, bu kararla, Kıbrıs Cumhurişyeti PASAPORTUNU da RESMİ OLARAK TANIMASINI talep etmektedirler.
Pasaportun resmi olarak tanınmasının siyasi anlamı ise, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de resmi olarak tanınmasıdır.
Rumlar, vizenin kaldırılmasının yanısıra, GERİ İADE antlaşmasının Kıbrıs için de TAM UYGULANMASINI talep etmektedirler.
Kıbrıs Cumhuriyeti , geri iade antlaşmasının Kıbrıs için de tam ve ayrım gözetilmeksizin uygulanmasını talep etmektedir.
AB’nin istediği 72 KRİTER arasında yer alan, ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK konularında da bütün üye devletlerle etkin işbirliğinin sağlanması maddelerinin de bulunduğuna vurgu yapan Kıbrıs Cumhuriyeti, bu konularda da Türkiye- Kıbrıs arasında adımlar atılmasını talep etmektedir.
Türkiye’nin AB yolunda ilerleyebilmesi için, kendi içinde büyük dönüşümler yapmaktan başka bir şansı kalmamıştır.
Bu büyük dönüşümün anahtarı ve ilk adımı ise AB’nin istediği 72 kriteri hayata geçirmektir.
Bu 72 kriterin hayata geçirilmesiyle birlikte, artık eski Türkiye politikalarında ısrar etmek mümkün OLAMAYACAKTIR.
Türkiye, artık Kıbrıs Sorununda da daha hızlı ve uygulanabilir kararlar üretmek zorunda kalacaktır.
Dışta , uluslararası arenadaki her alanda KIBRIS CUMHURİYETİNİ PRATİKTE tanıyan Türkiye’nin, Kıbrıs Türklerini de hamaset nutuklarıyla, AVUTMALARLA oyalaması süreci de, artık hızla tükenme noktasına gelmektedir.
Bakalım, bu kararlarla birlikte, Kıbrıs Türk tarafındaki siyasiler, DEVEKUŞU politikasına, DEVAM EDEBİLECEKLER Mİ?
































