Köşe Yazarları

Kıbrıs Türk Kimliği meselesi…






Kimlik, yüzyıllar boyunca birlikte yaşayan insanların ortak paylaşımlarının bireyde ortaya çıkmış halidir. İnsanları ‘diğer’ insanlardan ayırt eden özelliktir. Bu özellikler bir bütün olarak bir arada yaşamış olan insanların tamamında ‘ortak bir şekilde’ görülür.

Dostum Sayın Ferhat Atik’in ‘Kendi Divanında Bir Psikanalist, Prof. Dr. Vamık Volkan, Biyografi ve meslek deneyimi’ adlı kitabında ‘Kimlik meselesi’ başlığı altında kimlik konusunu Freud, Edward Jones, Salman Akhtar ve Sayın Volkan’ın bakış açılarıyla tartışır*. Okunmasını şiddetle öneririz.

Atik, Erikson’un kimliği ‘Birinin kendiliği içindeki değişmez aynılık… (ve) bazı özel karakterlerin başkalarıyla süreklilik arz eden bir paylaşımı.’ olarak tanımladığını belirtir. Tanımda karakterin, birlikte uzun geçmişe dayalı, birlikte yaşayan insanların oluşturdukları davranış biçimlerini, ‘diğer’ insanlarla paylaşımlarında süreklilik gösteren karaktere vurgu yapar.

Psikolojide karakter, kişiliğin sadece bir parçası olarak kabul edilir. Kişilikte bireyin tutumları, yetenekleri ve mizacı da yer alır. Tüm bu kavramlar birleşip her bireyin kişiliğini oluşturur. Karakter bireyin ‘ahlaksal’ yanıdır.

Ahlak, genel olarak içinde yaşanılan toplumun onayladığı davranışların toplamıdır ve öğrenme ile edinilir. Çocuk anadili konuşmayı öğrendiği andan itibaren yaşadığı çevrede uyarılar ya da tepkiler almaya başlar. Neyin doğru, yanlış, kötü, iyi, güzel çirkin olduğunu çevresindeki yetişkinlerin tepkilerinden öğrenir.

Söz konusu tepkiler, birlikte yaşayan insanların oluşturdukları toplumda ortaya çıkar. Uzun geçmişten itibaren birlikte yaşamaktan oluşan sözlü değer yargıları, normlar haline gelir. Söz konusu normlar da ahlak kuralları olarak ortay çıkar ve normlar halini alır. Normlalar da hem informal hem de formal eğitimle yeni nesillere aktarılır.

Sayın Vamık, Atik’in de belirttiği gibi ‘büyük grup’ terimini, ‘kalıcı bir aynılık algısı’ ile birbirine bağlanmış ister bir kabile, bir klan, bir sınıf, isterse etnisite, ırk, milliyet, dini ya da politik ideoloji olsun, ortak öznel deneyimleri on binlerce ya da milyonlarca insanı tanımlamak için kullanılır.

Bunun sonucunda da kimi insanlar Apaçi, Litvanyalı, Kıbrıslı Türk, Kürt, Polanyalı vs olarak tanımlanır. Volkan’a göre tıpkı sosyoloji literatüründe kabul edildiği gibi bu gruplarda bireyler yaşamları boyunca birbirleriyle hiç karşılaşmaz. Çünkü en büyük grup olarak kabul edilirler ve birbirlerinden habersizdirler.

Ancak büyük grup birbirlerine birçok açıdan benzerler ve diğer gruplardan ya da toplumlardan ayrılırlar. Atik’in de belirttiği gibi John Mack’ın ifadesi ile ‘kültürel güçlendiriciler’ sayesinde ortak bedensel özellikleri, dili, tekerlemeleri, yiyecekleri, dansları, dini ya da diğer büyüsel inançları, mitleri, bayrağı ve en önemlisi gerçek ya da mitolojik figürlerin ya da yerlerin ve tarihsel olayların ve sonuçlarının imajlarını paylaşmaktadırlar.

Sayın Volkan bunlara bir de Atik’in de belirttiği gibi büyük grubun bu tür tarihsel olaylardan kaynaklanan büyük kayıpların yasını tutma güçlüğünün de dahil olduğunu vurgular.

Tüm bu büyük grup kavramı dikkate alındığında eğitim sisteminin Kıbrıslı Türk Kimliği’ni yeni nesillere aktarması gerektiği açıktır. Bu amaçla uygun derslerin öğretim programlarının kazanımları/hedefleri arasına eklemesi kaçınılmazdır.

Eğer KKTC eğitim sistemi yeni neslin toplumsal uyumunu sağlamak istiyorsa –ki her toplum yeni kuşakların içine doğdukları toplumla uyumlu bireyler olmasına çalışır- buna önem vermelidir.

Bu amaçla Kıbrıs Türk Kültürü’ndeki mitolojiler araştırılmalı. Mitolojik kahramanlar, yerler, destanlar ilgili derslerin öğretim programlarına yerleştirilmeli. Toplumda önemli kişiliklerin, liderlerin yaşam öyküleri edebiyat ve tarih derslerinde okutulmalı.

Coğrafya, tarih ve sosyal bilgiler derslerinde mitolojik yerler ile ilgili metinlere yer verilmelidir. Geçmişten gelen danslar, müzikler, giyecekler ve yiyecekler yeni nesle sürekli aslına uygun bir şekilde aktarılmalı. Kıbrıs Türk Kimliği adına bu önemli figürleri bulup yeni nesle aktarıp içselleştirmelerini sağlamak ‘büyük grup’ kavramı için şarttır.

*Ferhat Atik. (2016). Kendi Divanında Bir Psikanalist. İstanbul Nemesis Kitap.

 







Başa dön tuşu