Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KIBRIS SON KALEDİR

Havadis’in pazar günkü manşeti olağanüstüydü.

Meğerse Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar aynı kaderi paylaşıyorlarmış da birbirlerinden haberleri yokmuş.
Adına Kıbrıs sorunu denilen ve hem fikriyatımızı hem de maneviyatımızı iğdiş eden bu mendebur konuya takılıp kaldık ya Kıbrıs sorunuyla yatıyor, Kıbrıs sorunuyla kalkıyoruz.
Liderler buluştuklarında kebap mı yiyecekler yoksa çörek-börekle mi idare edecekler diye meraklandık.
Ortak açıklama yapacaklar mı yapmayacaklar mı diye dertlendik.
Tabii ki hep karşı tarafı suçlayıp durduk.
Ve yıllardır bunu yapıyoruz.
Elbette aynı şeyleri yapıp durmaktan ortaya bir iğdişlik sorunsalı çıkar.
Halbuki ne kadar ortak sorunlarımız varmış.
Üstelik Kıbrıslıların bayıldığı mangırlarla ilgili.
Havadis’in haberine göre her iki tarafta da limanların ve elektriğin özelleştirilmesi gündemde.
Her iki tarafta da yönetenler yani hükümetler ile çalışanlar yani sendikalar
tıpatıp ayni davranışlar sergiliyorlar.
Yönetenler “biz de özelleştirmeye karşıyız ama üzerimizde baskı var” diyor, çalışanlar “greve giderim ülkeyi felç ederim” diyor.
Arada küçük bir nüans farkı var.
Güney’e Avrupa Birliği “şu özelleştirmelere başla artık” deyip 9 Aralığı da başlama tarihi olarak veriyor, Kuzey’e Avrupa Birliği’ne aday üye Türkiye söylüyor.
Bu nedenle Kuzey’de Türkiye’ye, Güney’de Avrupa Birliği’ne karşı şiddetli tepki var.
Fakat bu tepkileri takan yoktur. Çünkü özelleştirmeler AB üyesi olmanın gereğidir. Güney bu gereği bugüne kadar yerine getirmedi, savsakladı. Ne zaman ki finansal sistemi çöktü, bankalar battı ve Avrupa Birliği’nin mangırlarına muhtaç oldu, işte o zaman kertiğe geldi.
AB “özelleştirmeleri yap yoksa ikinci dilim krediyi nah alırsın” diyor.
Kuzey de benzer taahhütleri Türkiye’ye verdi.
Oturup protokol imzaladı ve tarih tarih hangi icraatı yapacağının sözünü verip altına imzasını attı.
Malumdur, Kuzey çalışanların maaşlarını dahi ödemekten acizdir.
Yani Türkiye “madem protokole uymuyorsun, maaşları ödemem” dese hal, nicedir.

***

İşte bu noktada Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların önünde tarihi bir ortak mücadele perspektifi bulunmaktadır.
Özelleştirmelere karşı ortak mücadele.
“Özelleştirmelere hayır diyelim, Kıbrıs son kaledir direnelim” şiarıyla başlatılacak bir isyan, Avrupa’da değilse bile (çünkü o mendeburlar bu tür özelleştirmeleri yıllar önce yaptılar) Asya’da değilse bile (o mendeburlar da liberalizme çoktan teslim oldular) birçok Afrika ülkesinde yankı bulabilir.
Henüz hayattayken Castro tarafından takdir bile edilir.
50 yıldır dünyanın başına bela olduk bu kez örnek bile olabiliriz.
Gerçi avuç içi kadar Kıbrıs’ı paylaşamayıp birbirimizin gözünü çıkarmakla meşgulüz ama işte şimdi ortak düşmanlarımız var ve ortak bir şekilde direnebiliriz.
Diren Kıbrıs 🙂