Mustafa Akıncı, dün akşam Facebook hesabından paylaştı bu iletiyi:
Yarın(bugün) 4 Mart 2014; 4 Mart 1964, BM Güvenlik Konseyi kararı ile BM barış gücünün adamıza gelişinin 50. yılı. Alınan kararda 3 ay için gelecekleri belirtilmişti…3 ay yerine 50 yıl kaldılar. Dile kolay… 100. yılda torunlarımızın ya da onların çocuklarının benzeri anımsatmaları yapmalarını istemiyorsak, başlayan sürece her iki toplum da aktif biçimde sahip çıkmalı…
Okuduktan sonra vay be dedim.
Üç aylığına geldiler elli yıldır buradalar.
Ve üstelik ne zaman gidecekleri belli değil.
1963 saldırıları veya çatışmaları sonrasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adaya Barış Gücü adı altında asker gönderme kararı almıştı.
Mustafa Akıncı’nın bahsettiği bu karardır.
Türkiye memnuniyetle karşılamıştı bu kararı. Destek vermişti.
Konunun uluslar arası camianın gündemine dahil olmasından memnun kalmıştı.
Çünkü Rum tarafı çatışmaları bir kalkışma yani isyan olarak lanse ediyordu.
Kıbrıslı Türk tedhişçiler yani teröristler Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için silahlanmışlar ve terör eylemleri yapıyorlardı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu kararıyla sorunun iki toplum arasında etnik bir sorun olduğu ve Birleşmiş Milletler’in de askeri gücüyle arabuluculuk yapacağı tescillenmiş oldu.
Dönemin konjonktüründe Kıbrıslı Türklerin lehine bir karadı.
***
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 4 Mart 1964’te Kıbrıs’a Barış Gücü gönderilmesinin yanında başka ve çok daha önemli bir karar daha almıştı.
Bu karar da şuydu:
“Kıbrıs Cumhuriyeti adanın yasal hükümetidir.”
Rahmetli Rauf Denktaş kaleme aldığı anılarında bu karar için şöyle diyecekti;
“O gün New York’taki Birleşmiş Milleler binasından ağlayarak çıktım.”
Denktaş o gün niye ağlamıştı;
Çünkü 21 Aralık 1963 çatışmalarıyla birlikte Kıbrıs’taki Türk liderliği Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bittiğini, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olan Kıbrıslı Türklerin hükümetten dışlandıklarını Birleşmiş Milletler’in bu gerçekler ışığında bir hal çaresi üretmesini istiyordu.
Fakat olaylar liderliğin istediği gibi gelişmedi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Türkiye’nin de desteği ile “yasal hükümeti” onayladı.
Dikkatinizi çekerim Türkiye’nin de desteği ile.
Ve 1974 yılına kadar da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal yapısını kabul etti.
Malumdur, 20 Temmuz 1974’te başlattığı askeri harekattın gerekçesi de 15 Temmuz darbesi ile adada bozulan anayasal düzeni yeniden tesis etmekti.
Adada dağıttığı bildirilerde hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için “bozluna anayasal düzeni tesis etmek ve barış ortamını sağlayıp çekilmek” sözü vardı.
Enteresandır, 1963 sonrasının onca çatışmasına rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ankara’da büyükelçiliği vardı.
Ve bu büyükelçilik ta 1976 yılına kadar devam etti.
Yani 20 Temmuz 1974’e rağmen 1976’ya kadar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağı Ankara’da dalgalandı.
***
Şimdilerde Kıbrıs Cumhuriyeti federasyona mı dönüşecek yoksa yepyeni bir devlet mi kurulacak tartışmaları var.
Aslında fark etmez.
Aslolan Mustafa Akıncı’nın söylediğidir.
Üç aylığına geldiler, elli yıldır buradadırlar.
Bir elli yıl daha kalabilirler.
Veya Kıbrıslılar karar verir, bir uzlaşmaya varır, ortak bir devlet tesis eder ve Barış Gücüne de “çok teşekkür ederiz” deyip gönderir.
Hanisini tercih edeceğimiz bizim irademize bağlıdır…
































