Köşe Yazarları

Kıbrıs Cumhuriyeti: (Aynı akıbete uğramamak için)

Zürih ve Londra Anlaşmalarından sonra 1960 yılında “Kıbrıs Cumhuriyeti” kurulur. Enosis rüyası görürken Türk halkının cumhuriyetin bir ortağı haline gelmesine Makarios’un fana halde canı sıkılır! Eskilerin deyimi ile başlara gelen olay “attan inip eşeğe binmek” gibidir! Üstelik garantiler hakkında Türk askeri de adaya gelir!

Devlete katılım 70 Rum 30 Türk esasında tespit edilir. Bu nedenle 3 bakan Türk olurken 7 bakan da Rum olur! Beş büyük kentte yani Lefkoşa, Girne, Leymosun, Larnaka ve Omorfo’da ayrı ayrı belediyeler kurulması ön görülür ancak Rum çoğunluğuna dayalı Temsilciler Meclisi Yasası’nı yapmayarak zamana oynar, işi savsaklar! Artı Bakanlar Kurulu’ndan da Rum çoğunluğuna dayalı bir başka karar çıkar. Buna göre belediyeler yerine “İnkişaf Encümenleri” olacaktır. Türk tarafı Anayasa Mahkemesi’ne başvurur!
TÜRK TARAFININ “veto” hakkı vardır ama kullandırmazlar! Temsilciler Meclisi 35 Rum, 15 Türk üyeden oluşmaktadır. Rum çoğunluğuna dayalı maskaralıklar Temsilciler Meclisi’nde de sürdürülür! Öte yandan 7 Rum 3 Türk üyeden oluşan “Kamu Hizmeti Komisyonu” da kamuda 70-30 nispetini kullandırmamak için “Türk tarafında üniversite mezunu olmadığını” iddia eder! Oysa vardır fakat azdır. Yani istihdamları halinde kontenjan açığı bile verecektir!
Orduda poliste de sorunlar vardır, vergilendirmelerde de… Vesaire…
KIBRIS CUMHURİYETİ’Nİ YIKAN OLAY: Türk tarafının kendi belediyelerini kurmak istemesiyle yeni bir kriz patlar. Zaten altı aylık sürelerle “Belediyeler Yasası”nın çıkması sürekli ertelenmektedir… Aradan 2 yıl geçmiştir ve hırgürden başka icraat yoktur! Türk liderliği ayrı belediyeler için Anayasa Mahkemesi’ne gider. Ne var ki Rum tarafı alınacak kararı tanımayacağını açıklar!
Ve 1963’te Kanlı Noel’le kıyamet bir kez daha kopar!
KISSADAN HİSSE: Yukarıdakileri şunun için yazdık: Sağlıklı çözüm gözetiyorsak kesinlikle “siyasi eşitlikten” ödün vermeden Türk halkını gerçek anlamda “federe devletin ortağı” haline getirmek gerekecektir. Bunu başaramazsak kurulacak olan “devlet” çalışamaz dağılır! Bu bir.
İkincisi de şudur: Zaten 11 Şubat 2014 anlaşmasında vardır ama “eğer” diyoruz iki bölge ile bölgelerin kendi içlerindeki özerklikleri korunmaz, delinirse, “üç özgürlüklerle” sulandırılırsa dolayısıyla Kuzey, Rum nüfus çoğunluğu ile mülk çoğunluğuna yedirilirse, kaçacak yer arasak da bulamayacağız haberiniz ola!

**********

Elektronikleşmek: (İnsanların canına okumak için)

Yurttaşına intikam duyguları ile yaklaşan… “Eğer emirlerime uymazsanız sizi süründürürüm” diyen. Falan güne kadar mükellefiyetini yerine getirmezsen “asarım keserim” tehditleri savuran. Filan güne kadar mühlet koyan… Kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden ötesindeki herkesten her şeyden yükümlülük bekleyen… Bir başka devlet her halde bu dünyada vardır ama biz gözümüzün önündekini, kulaklarımızın işittiklerini, elleyip dokunduklarımızı biliriz! Yukarıda yazdıklarımızı bildiğimizce!
Bu toplum geçmişte de böyle miydi? Belki insanlar birbirleri ile çok muhabbetli değillerdi, hatta birbirlerini çok gammazlarlardı ama sonuçta güven duyacakları “devletin kanatları” altına sığınırlardı.
ŞİMDİ DEVLET TEHDİT EDİYOR. Yahut “Kurumları!” Nitekim şu habere bakın: “Bundan böyle elektrik borcu olanların elektrikleri bilgisayarla kesilecek!”
Kıb-Tek Müdürü Mehmet Salih Gürkan bu “icraatı” elektroniğin kendilerine bahşettiği büyük mucizesi olarak lanse ediyor “ve işte şimdi yaktık sizin çıranızı” demeye getiriyor! Uzaktan kumanda ile şipşak elektrik kesme operasyonu! Gördünüz mü Kuzey Kıbrıs nasıl kalkınıp gelişmektedir?
ÖTE YANDAN: Döviz yükseldikçe dibe vuran halk “hesap sorma” hakkına bile sahip değildir! Ki o halk “borçlarını” kendi bonkörlüğü ile akılsızlığından dolayı değil. Oy verdiği, sandıktan çıkartıp kendisini yönetsinler diye yetkilendirdiği kötü yöneticilerden dolayı kamburuna yığmıştır!
Devletin yetişen gençlerden esirgediği olanaklarla yaşam hakkını sağlamak için girmiştir o borçların altına! Ve hiç anlatamamıştır:
Özel okullara gönderemediği çocuklarının devlet okullarında yetişememesini, hatta sınıfta kalmalarını!
Özel kliniklere gidemeden devlet hastanelerinde eriyip aktığını, çoğu zaman baştan savıldığını!
Bunlara karşın bir gün Kıb-Tek çıkar ve der ki bundan sonra sürprizimize hazır olun! Öyle bir elektronikleştik ki kilometrelerce öteden bile elektriğinizi kesebiliriz! Ve zaten keseceğiz! Ne büyük başarı! Ne büyük müjde!
PEKALA NE DİYOR HÜKÜMET? Açtım “programına” baktım. Şöyle diyor: Ekonomik kalkınmanın ve sosyal gelişmenin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin sürekli kaliteli güvenli ve mümkün olan en düşük maliyetle temin edilmesi Hükümetimizin enerji alanında en önemli hedefidir…
Ve devamla: Kıb-Tek’ten elektrik alıp tüketen ve bedellerini henüz ödemeyen Tüketicilerin borçlarının tahsil edilmesi için (ki en büyük borçlu bizatihi devletin kendisidir) gerekenler yapılacaktır. Görüyorsunuz işte gerekenler yapılıyor hem de elektronik “mucizeler” gösterilerek! Ki bundan sonra bakacaksınız ki ansızın elektriğiniz kesildi!

**********

Kısaca takıldığım: (Bana ne’ciliğin sonucu!)

Hüseyin Ekmekçi büyük heyecanla yaydı haberi. Havadis Gazetesi muhabirlerinden Devrim Demir gerçek bir gazetecilik başarısı göstererek bir süre önce cezaevi müdürünün “uyuşturucunun içeriye girmesini engelleyemiyoruz” açıklamasına nanik çekerek hem o uyuşturucunun cezaevine nasıl girdiğini hem de içerideki bir gardiyanın nasıl mahkûmlara uyuşturucu sattığını bircik bircik ortaya çıkardı…
Olay bu değil ama: Dünya alem biliyordu ki cezaevine uyuşturucu sokmak da satmak da eğer “içten tezgâhlı” değilse mümkün değildir. Ki çoktan hükmünü veren halk, “cezaevine giren uyuşturucunun oradaki görevlilerden biri veya birkaçı tarafından yapıldığına damgasını basıyordu!” Üstelik kıs kıs da gülüyordu! Nitekim bir uyuşturucu bağımlısını sigaya çekip öğrenmek de vardı, bir özel görevliyi satıcı olarak devreye sokup esas satıcıyı tespit etmek de vardı… Yapmadılar baştan savdılar!
Hani bürokrasinin laçkalığından bahsediyoruz ya… Bana ne’cilik! Yeni örneği bu oldu!

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı