Kendi sporcumuzu “Devşir”ttik!

18 Kasım 2015 Çarşamba | 12:31

Geçmiş ve günümüz spor dünyasında "Devşirme" sporcu muhabbetini hepimiz duymuşuzdur.  Buna en çok bilindik duyduk örnekler verecek olursak basitçe aklıma gelenler Türkiye'de futbolda Aurelio, halterde Cep Herkülü (Naim Süleymanoğlu), basketbolda Boby Dixon, atletizmde Elvan Abeylegesse ve Guliyev gibi. Yani Türki devletlerden tutun da Etiyopya'dan Brezilya'ya kadar devşirmeler var. Devşiren sporcuların bu yolu neden seçtiği de açık. Karşılıklı çıkar. Hem ülke kazanacak hem de sporcu. Ülkelerinde ambargo olmasa da, daha iyi bir vitrinde kendilerini kanıtlamak, daha iyi çalışma ortamı bulmak belki de daha çok kazanmak ya da başarıya giden yolda kendilerince stratejik bir basamak olarak gördüler bu yolu. Yoksa kimse kendi ülkesini, toprağını, vatanını, insanını terkedip başka ülke adına yarışmaz (şartlar uygun oldukça). Peki yaz bizde durum ne? Ülkemizde "Ambargo"dan dolayı uluslararası arena için her daim çıkış noktası arar dururuz. Ve Dünyaya açılma konusunda sıkıntı yaşayan yurdumda yetişmiş sporcuların, göbek bağımız bulunan ancak bu alanda pek de faydası dokunmayan Türkiye ve Kıbrıs (Rum) dışında ne zaman farklı bir ırka devşireceğini hep merak ederdim.  Bu konudaki beklentimin nedeni de, gerçekten dünya çapında bir başarı elde edecek yeteneğe, kapasiteye, performansa ve inanca sahip bir sporcunun kendi ülkesi adına uluslararası arenada mücadele etme hakkı yoksa kendisini ispatlamak için "Devşirmek" sonuna kadar hakkıdır. Dini, dili, ırkı da fark etmez, sadece yaptığı işe ve başarısına değer veriliyorsa eğer tamamdır. Çünkü Kıbrıs (Rum) adına yarışırsan burada hain olursun, Türkiye ise en çıkar yolumuz, sonuçta Türk'üz ancak orada da her daim uluslararası kurallar nedeniyle  "KKTC" adına boynumuz bükülmüştür ya da geri plana itilmişizdir. Ve derken KKTC'de yetişmiş, başarılarına şahit olunmuş  (onaylı) bir sporcu, federasyonuyla ilgili sorunları olduğu gerekçesiyle aradığını burada bulamadı, Türkiye'de de olmayınca, Rumlar'ı hiç düşünmeyip gitti Azerbaycan'a "Devşir"di. Yani sonunda bizde "Devşir"dik, ya da zorla “Devşir”ttirdik. Mevzu bahis konu Vücut Gelitirme ve Fitness. Devşiren ise Sami Hamidi… Bir laf vardır "Başarıya Giden Her Yol Mübahtır" cinsinden bizim Sami de kendi imkanlarıyla gitti, uğraştı, çabaladı etti Azerbaycan'a kapakladı bir şekilde. Önceki günde çıktı podyuma ve IFBB'nin düzenlediği yarışmada dünya beşincisi oldu Azerbaycan adına yarışan bizim KKTC'li. Yaklaşık 3-4 ay öncesinden beridir süre gelen Vücut Geliştirme ve Fitnes Federasyonu olmak üzere bu camiada çok sevdiğim saydığım kişiler akıl almaz bir kavga içine girdiler.  Sosyal medyayı takip edenler mutlaka denk gelmiştir bu atışmalara. Özellikle sosyal medyada yazılanlar, çizilenler ve paylaşılan yorumlar görenlerin aklını alıyor, bu nasıl bir düşmanlık bu nasıl spor anlayışı, ahlakı, disiplini ve nasıl sporculuk diye şaşırıyor insan. Kusura bakmayın ey sporcu arkadaşlar ve yöneticiler ben yazmayım siz bunu okurken kendiniz söyleyin Atatürk'ün "Ben Sporcunun…" diye başlayan sözünü. Nerde kaldı bunlar. Bu kadar mı aciz olduk. Bir spor yazarı olarak, bu camiadan birçok insan bilir beni, karşılıksız, kendi çabalarımla, isteğimle, bularak, araştırarak, sorarak medyada ne kadar destek vermeye çalıştığımı bu spora.  Ancak diyeceğim o ki işim de gereği olsa şahsen onca zaman bu konulara hiç müdahil olmayıp hep uzakta durup içine girmek istemeyip oysa her yazılanı çizileni de takip ettim içim yana yana. Hani (Spor) "Dostluk, Kardeşlik ve Barış"tı. Bu camia bunu da hiçe saydı. Suçlu ya da suçsuz aramıyorum kimseye de taraf değilim. Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu bu ülkede son dönemlerde çok önemli işlere imza attı, bu sporu sevdirdi ülkeye yaydı ancak bir tarafta da başarısı ve tescilli bir sporcu bazı nedenlerden dolayı federasyondan dışlandı. Evet belki de sporcunun da haksız yanları olabilir. Ancak Kıbrıs meselesini anladık 40 yıldır çözülmüyor da bir federasyon ile bir sporcu arasındaki konu, ne kadar ciddi bir sorun haline dönüşebilir ki herkesin her gün yüzünü gördüğü memlekette düşmanca sosyal medyada tehditlere kadar varan atışmalar yaşandı ve yaşanıyor. Hiç mi sağduyulu insan kalmadı bu camiada, bunun çözülür bir yanı yok muydu ki buralara kadar geldi bu olay.  Kimse beni yanlış anlamasın ama bu yaşanılanlarla imajınızı çok sarstınız ve zarar gören tek kesim de yine bu camia olmuştur. Bu federasyon da bu sporcu da bu ülkenindir.  Ülkemiz adına yarışabilecekken Sami’nin gidip de Azerbaycan adına yarışmasına gönlüm el vermez. Bence başkan Ali Dahlameroğlu da Sami de artık bu işi sonlandırmalı. Yazık etmeyelim kendimize, federasyonumuza, insanımıza. Daha fazla rezilliğe gerek yok. Birileri çıksın ve bu işe bir dur desin artık.