Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı, 2013- 2015 dönemini kapsıyor.
Kapsamlı bir şekilde yazılan programı hiç sevmedik.
Toplum olarak sevmedik.
Neden?
Dayatmalar var çünkü…
Bu toplum “özelleştirmeyi” de sevmiyor.
İşletme devrini de sevmiyor…
İstiyoruz ki, her şeyi devlet işletsin…
Peki ne oluyor?
Sağlık sistemini emanet ettiğimiz devletin, Türkiye’de sağlık kurumlarına trilyonlarca TL borcu var. Sağlık alanında devletimiz Türkiye’ye karşı aşırı borçlu ve rezil durumda…
Telekomünikasyon hizmetlerini tek başına yürüten devletimizin, Türk Telekom’a borcu 140 milyon TL civarında. Telekomünikasyon alanında devletimiz, Türkiye’nin özel bir şirketine aşırı derece borçlu ve rezil bir durumdayız.
Enerji, yani elektrik alanında hizmetleri tek elden yürüten devlet, AKSA’ya 60 milyon TL, bankalara 150 milyon TL, fuel-oil sağlayıcısına da 90 milyon TL, İhtiyat Sandığı’na da 12 milyon TL borçlu. Öyle bir noktada ki, alacağını toplamaktan aciz, alacağım diye beklediği paranın önemli bir bölümü batak, geri dönmesi neredeyse imkansız. Bu alanda da devlet rezil bir durumda.
İhtiyat Sandığı nasıl yönetiliyor, biliyorsunuz…
Sosyal Sigortalar prim topluyor, maliyeden aktarma olmasa, maaş ödeyemeyecek durumda.
Daha saymama gerek var mı?
Devlet eliyle yapılan her işi yüzümüze gözümüze bulaştırdık.
Ha unutmadan…
Bu kurumları “trilyonlarca zarara uğratan” tek bir kişiden de hesap sorulmuş değil.
Batıranın yanına kalıyor batırdığı paralar…
Adaleti sağlayamadığımız her noktada, alınan tedbir de, atılan adım da destek görmez. Bu nedenledir ki, bu halk “devletinin organlarından” nefret ediyor.
Haksız mı?
Kurumu batıranlar var… İhale takipçileri var. Hepsi özgür ama kurum tutsak…
Faturayı da halk ödeyecek…
KKTC ve TC arasında “protokol gerilimi” tırmanıyor
Yazımın ilk cümlesi nedir?
“Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı, 2013- 2015 dönemini kapsıyor.”
Yazılan programı okudunuz mu, bilmiyorum.
İncelemekte fayda var.
Hem sektörlerle ilgili sorunları işaret ediyor, hem de çözümün nasıl olacağı ve hangi tarihe kadar yasal altyapısının oluşturulacağı da ayrıntısı ile yer alıyor.
Önce Eroğlu, ardından da Küçük başkanlığındaki UBP hükümetleri, programa imza attı. Uygulamak için de tavır sergiledi.
Uygulananlar olduğu gibi, savsaklananlar da var.
En önemli adım ise Özelleştirme Yasası…
UBP döneminde yaşam buldu.
“Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı, 2013- 2015”, üç alanda “özelleştirme” ya da “işletme devri” öngörüyor.
Protokol halen yürürlükte.
Ama mevcut hükümet de protokole uymaya niyetli değil.
“Revize” konusunda ısrarlı mevcut hükümet.
Ancak, Türkiye kanadı ise, “üç noktada” revize kabul etmiyor. “Limanlar”, “Telekomünikasyon”, “Enerji…”
KKTC Hükümeti bu üç alanda “revize” ısrarını sürdüredursun…
Programın diğer imza sahibi ve finansman sağlayıcısı Türkiye kanadı, üç alanda, “sadece ve sadece tarihlerde oynanabileceğini” belirtiyor.
KKTC hükümetinin “revize” önerisi nedir?
Bilen var mı?
Emin değilim.
Mesela…
Örneğin “Limanlar” konusu.
Mevcut programda ne deniyor bir maddede:
– 7.1.1 Denizyolu ulaşımında liman otoritesi ile liman hizmetlerinin birbirinden ayrılması için yasal düzenleme yapılacaktır.
Bu adımın atılması için belirlenen en son tarih Aralık 2013. Bu şartlarda, protokolde yer aldığı gibi Aralık 2013’e kadar bu alanda bir yasal düzenleme mümkün mü? Değil.
Bu alanda iki madde daha var. Cümlelerin sonunda yer alan tarihler, “söz” niteliği de taşıyor. Nitekim, KKTC Devleti bu adımları atınca, “kaynak” da serbest bırakılıyor. Nedir o kaynak?
Maaşlar tabii ki ki…
Nedir o iki madde limanlarla ilgili:
– 7.1.2. Mevcut ve yapılması planlanan deniz limanları işletme hakları devredilmek suretiyle yeniden yapılandırılacaktır. Aralık 2014
– 7.1.3. Yat limanları yasası hazırlanacak ve işletme haklarının devredilmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır. Aralık 2013
Bu alanda adım atılır mı?
Bu maddeler, resmen “limanların özelleştirilmesini” ya da başka bir deyimle “işletme devrini” öngörüyor.
Hükümet, bu maddelerde revizyon istiyor. Ötesinde, Ercan için de “ihaleyi iptal etme” düşüncesi var.
Türkiye kanadı bu alanda sadece “tarihlerde öteleme” yapmaya sıcak bakıyor revizyon anlamında. Limanlara yatırım düşünmüyor. KKTC’de limanlara yatırım yapacak kaynak yok. “Yatırımı özel yapsın” diyor protokol. Bu alanda kriz var.
Türkiye kanadı “sadece tarihler ötelensin” derken, KKTC kanadı “köklü revizyon” beklentisi içerisinde. Limanlarla ilgili öneri nedir?
Telekomünikasyon alanı da öyle
Protokol telekomünikasyon alanında da net ifadeler içeriyor. Yol haritasına ve tarihlere dikkat edin:
– 7.3.1. Telekomünikasyon altyapısı ve hizmetleri; işletme hakkı devri, YİD ve hisse devri yöntemlerinden biri kullanılmak suretiyle uluslararası standartlara uygun olarak yeniden yapılandırılacaktır. Haziran 2013
– 7.3.2. Telekomünikasyon Dairesi’nin fonksiyonları gözden geçirilerek yeniden yapılandırılması için yasal düzenleme yapılacaktır. Haziran 2013
Telekomünikasyon Dairesi için, “CTP- ÖRP” hükümeti döneminden başlayan adımlar var. UBP hükümeti de bu adımlarda ısrar etti, hatta protokole de koydu.
Peki CTP- DP hükümeti ne yapacak?
Mevcut şekli ile Telekomünikasyon Dairesi halkın memnun olduğu bir organizasyona sahip mi?
Bence değil?
Sizce, bilemem…
“Özelleştirilmesin” deniyor.
Özelleştirilmesin bence de…
İşletme hakkı da devredilmesin. Peki mevcut şekli ile devam edebilir mi?
Edemez.
Hükümetin “revizyon” önerisi var mı?
Görmedim…
Türkiye kanadı, “söz verilen tarihlerin geçtiğinin ve adım atılmadığının” farkında.
Protokolde “tarihleri ötelemeye” hazır, ancak maddelerde revizyon istemiyor.
KKTC hükümetinin revizyon önerisi ne? Bilen varsa, dinlemek isterim.
Ve enerji alanı…
Gelelim en çok tartıştığımız konuya.
Hükümet, enerji alanında adım attı. Atılan adımlar, “Türkiye ve KKTC arasında imzalanan protokolde yer alan maddelere uygun mu, önce maddeleri hatırlayalım:
– 8.1.1. Enerji sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi için bir yasa çıkarılacaktır. Haziran 2013
– 8.1.2. Kıb-Tek üretim, iletim ve dağıtım fonksiyonlarına göre ayrıştırılacaktır. Ekim 2013
– 8.1.3. Hizmet kalitesinin yükseltilmesi, kayıp kaçağın azaltılması ve tahsilatın artırılması amacıyla elektrik dağıtım sisteminin işletme hakkı devrilecektir. Aralık 2013
– 8.1.4. TC ile KKTC arasında denizaltından elektrik iletim projesi gerçekleştirilecektir. Mart 2014
– 8.1.5. Enerji ihtiyacının belirli bir kısmının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması sağlanacaktır. Program Dönemi Boyunca
– 8.1.6. Enerji erimliliğinin sağlanmasına yönelik olarak gerekli tedbirler alınarak Enerji Verimliliği Eylem Planı çıkartılacaktır. Mart 2014
Tarih tarih, enerji alanında ne yapılacağı yazılı.
UBP adım atmadı, attığı adımlar da ağır aksak.
Mevcut hükümet yol haritasını açıkladı. Denizaltından kablo çekilmesi hariç… Neredeyse hepsi direk ya da dolaylı olarak atılan adımların içerisinde var.
Bakalım imza atılacak mı?
Sayın Beşir Atalay, 15 Kasım, KKTC’nin 30’uncu yaş günü için KKTC’ye geliyor.
Hükümetle, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği arasında yoğun bir diplomasi var.
Beşir Atalay ve Özkan Yorgancıoğlu’nun “ek protokol” imzalaması gündemde.
Hükümetin revize önerileri nedir, bilmiyoruz.
Ama çaba, “revizyonların içerisinde yer aldığı” bir “ek protokolün” imzalanması.
KKTC’deki hükümetin sıkıntılı olduğu üç alanda, Türkiye kanadı “devlet yapamaz, yaparsa zarar eder” diyerek, geri adım atmamakta kararlı.
Hükümet, “bağımlılığın yarattığı mali sıkıntı” nedeniyle, boğulmak üzere.
“Protokolü boş verin, biz yöneteceğiz” dese… Bu halk bunu kaldırmaya hazır mı?
Daha pahalı elektrik, daha pahalı su, daha az maaş…
Bağımlılık öyle bir boyutta ki…
Mali disiplini sağlamak şart…
“Protokol bunun için” dense de… Kimse olaya bu açıdan bakmıyor…
Toplum bu şekli sevmedi, destek vermedi.
Tam da bu noktada…
“Ek protokol imzalama” girişimi, nasıl sonuçlanacak?
Bu alanda “ciddi” bir kriz var.
“Alo Ben Beşir” etkisi, bakalım ziyarete nasıl yansıyacak…
Krizin nasıl aşılacağını göreceğiz…
































