Köşe Yazarları

Kaypak ve iki yüzlü politikalar…


Fatih’ten sonra, Yavuz gemisinin de bölgeye gelmesi üzerine ABD, AB ve İsrail’den gelen tehdit açıklamalarına geçen hafta bir de Rusya katılmıştı.

Rus Dışişleri Bakanlığı da, diğerlerininkine benzer bir şekilde “Kıbrıs’ın egemenliğine saygı duyulması gerektiği” şeklinde bir ifade kullanmış, “siyasi akıl, diyalog” gibi laflar gevelemişti.

Rusya’nın diğerlerinden farkı, özünde onlarla müttefik olmaması.

Ama aynen onlar gibi, bölgenin zenginliklerinde gözü var ve hakimiyet kurma derdinde.

Bunun için de tek dostu, Güney Kıbrıs…

Güney Kıbrıs’ın da aynen Rusya gibi, hem nala hem mıha vurarak ilerleyen bir yapısı var. Onun  için anlaşıyorlar.

Adamlar hem ABD ile savunma dahil ittifaklar kuruyor, hem AB üyesi, hem de Rusya’ya kapıları sonuna kadar açık.

ABD Temsilciler Meclisi, geçtiğimiz hafta 1987 yılında “adanın yeniden birleşmesini teşvik etmek” amacıyla yürürlüğe giren silah ambargosunu kaldırdı. Demek ki, adanın tekrar birleşmesi gibi br hedefi yok artık!

Ancak buna bir de şart koştu; biri kara para aklama faaliyetlerine son verilmesi, diğeri Güney Kıbrıs’ın limanlarını Rus savaş gemilerine kapatması…

Her iki ön şart da, ABD tarafından bölgedeki Rus çıkarlarını engellemek amacıyla kondu. Bunu açık seçik söylediler zaten.

Güney Kıbrıs özellikle off-shore’larıyla Rus kara paralarının başlıca aklama merkezi.

ABD ve AB her ikisi de şu anda Rum Yönetimi’ni “kara para aklama üssü” olarak takibe almış durumda. Avrupa kıtasındaki 3 bin 700’den fazla suç örgütünün kara paralarının güneyde aklandığını iddia ediyorlar.  On yıllardır bilinen, ama asla adam gibi yaptırım uygulanmayan bir mevzu.

Rus savaş gemilerinin Güney Kıbrıs limanlarına yanaşması konusu da, yine Anastasadis yönetiminin ikili oyununun bir sonucu. Ruslar, 2015’de alınan bu karardan beri Doğu Akdeniz’de hiç olmadıkları kadar rahat hareket eder hale geldiler. Bunu bizzat Güney Kıbrıs sağladı.

Şimdi ABD’nin silah ambargosunu kaldırma kararına ek olarak koyduğu şartları bildiğimiz kadarıyla Güney Kıbrıs reddetmiş bulunuyor.

Rum Savunma Bakanı Angelidis, hiçbir ülkenin Güney Kıbrıs’ı Rusya’nın ya da başka ülkelerin gemilerine liman hizmetleri vermemesi için zorlayamayacağını, kendilerinin bağımsızlık ve egemenlik  hakları olduğunu söyledi.

Buna karşın o karar çıktı ve Güney Kıbrıs’ta neredeyse bayram ilan edildi. Kimse de sormadı, “E, Rus gemileri ne olacak” diye.

İşte demek istediğim budur. Kaypak, iki yüzlü politikalar…

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko, AB’nin Türkiye’ye yaptırım kararını eleştiriyor, ancak bunun Türkiye’nin faaliyetlerini destekledikleri anlamına gelmediğini de vurguluyor.

Rusya’nın Kıbrıs’taki Büyükelçisi Stanislav Osadchiy ise, Kıbrıs’ta doğrudan taraf olmak istediklerini ortaya koymuş. Neymiş, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri garantör olsunmuş. Neler de çeker canları…

Adamlar hem denizleri hem Kıbrıs adasını parsellemeye çalışacaklar, içindekilerin söz hakkı olmayacak… Göz göre göre, göstere göstere çiğnenen uluslararası kurallar. Çiğnenen egemenlik hakları. Yok sayılan Kıbrıs Türkü…

Bu berbat gidişat nasıl tersine çevrilebilir, faaliyetine devam eden 3 Türk sondaj gemisine dördüncünün eklenmesi yeterli olacak mı, işte şimdilik bunu bilemiyoruz.

Ama umarım bilenler vardır.

Her ne kadar yok sayılıyor olsak da, bizim de yapabileceklerimiz olduğu görüşündeyim. Dışişleri Bakanlığı ya da Cumhurbakanlığı’ndan çıkan gündelik açıklamalar yeterli değildir. Topyekun bir ses çıkarılması gerekir diye düşünürüm.

Tüm devlet, Meclis ve Cumhurbaşkanı birlikte bir ortak açıklama yapmak için daha ne bekleniyor?

Böyle bir günde de ortak ses çıkartmazsak, ne zaman çıkaracağız?

YERİN KULAĞI VAR

NE OLMASI LAZIM:

Adanın her tarafı adeta patlamaya hazır bomba. Gemiler vızır vızır biri gider öbürü gelir. AB ve ABD başta olmak üzere Türkiye üzerinden hepimize ayar verir. Anlayacağınız sıcak bir çatışma an meselesi. Durum böyle iken bizim hükümet ve Meclis yaz tatilinin sefasını sürüyor. Bunca har gürün arasında sadece Meclis eski Başkanı Sibel Siber, “Doğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları ile ilgili yaşanan son gelişmeler ışığında, Meclis’in olağanüstü toplantıya çağrılması gerektiğini söyledi. Belli ki yaşananlar bizim siyasilerin pek umurlarında değil. Onlara göre ortada olağanüstü bir durum yok herhalde…

 

NELERLE UĞRAŞIYORUZ:

Akıncı’nın Rum tarafına yaptığı ve reddedilen“ortak komite” önerisi meğerse Akıncı’ya değil, Özersay’a aitmiş.  HP milletvekili Gülşah Mannavoğlu; “Rum kesimine komite teklifi Derviş Eroğlu zamanında yapılmıştı. O teklifi hazırlayan da o dönem Eroğlu’nun müzakerecisi olan Sayın Kudret Özersay’dır” demiş. Yani demek istiyor ki Akıncı, Özersay’ın hazırladığı teklifi kopyalamış. Nelerle uğraştığımıza bakar mısınız? Maksat Özersay’ı “cilalamak” ve seçimlerde öne çıkarmak. Bu tür açıklamaların devlet adabına uymadığı bir yana, devlet meselelerini parti çıkarlarına indirgemek ayıptır ayıp.

 

ANASTASİADİS’TEN UMUDUNU KESTİ:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i kapsamlı çözüme yönelik sürecin açıklığa kavuşmasını sağlayacak beşli bir gayriresmi toplantının gerçekleşmesi için şahsen devreye girmeye çağırdı. Baktı gördü bu iş Anastasiadis’le olacak değil, BM devreye girerse belki

Bir şeyler olur diye umudunu Guterres’e bağladı. Hoş ordan da pek birşey çıkacağı yok ama, denemekte fayda var…

 

ARTIŞ DEĞİL, İNDİRİM YAPILMALI:

Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’nun ilk toplantısında konuşan İşverenler Sendikası Başkan Yardımcısı Mustafa Aroğlu, “İlle de yılda iki, üç defa asgari ücret tespiti yapılması gerekliliği yok. Bunun ekonomiye getirisi de olmaz” demiş. Adam haklı, işçi  2740 lira aylık ile gül gibi geçinip gider, artanı da bankaya yatırır, ev alır, araba alır. Baksanıza ülke ucuzluktan geçilmiyor, ucuz olduğumuz için Rumlar bile bizden alışveriş yapıyor. Böyle bir ortamda asgari ücerette artış değil, indirim yapılaması gerekir(!)…

 

“ZAM TALEBİMİZ OLMADI”:

Bakanlar Kurulu sözcüsü Özersay, “Kıb-Tek 6 kuruşluk zam önerisi yaptı uygulamadık” derken Kıbrıs gazetesine konuşan Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Onurhan, “Maliyeti bildirdik, zam talebimiz olmadı” diyerek kafaları karıştırdı. Acaba diyorum hükümet bu konu üzerinden kendilerine pay mı çıkarmak istedi yoksa, acemiliklerinin kurbanı mı oldular…

 

BU FIRSAT KAÇMASIN:

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ve KKTC Zirai Levazım, Makine ve Gıda Pazarlama Kooperatifi arasında geçen Aralık’ta, Türkiye’nin ithal ettiği tarım ürünlerinin alım garantisiyle KKTC’de üretilmesi konusunda anlaşma sağlanmıştı. Tarım Bakanı Şahali, “iki özel kurumun anlaşması” dediğinde, itiraz etmiş, ‘devlet bunu ileri götürmeli, işlerini kolaylaştırmalı’ demiştik. Demek ki, orada kalmış. Türkiye tarafı yeni Tarım Bakanı’nı ziyaret etmiş, kararlılıklarını yinelemiş. Aman ne olur artık ciddiye alınsın, kendi ayağıyla gelen bu fırsat kaçmasın…

 

 ZİRVEDEKİLER

Zeynel Lüle (T24): “Türkiye üç araştırma gemisiyle Doğu Akdeniz’de vakur bir faaliyet içinde… Artık geri dönüş yok. Gemiler faaliyetlerini her türlü dış baskıya rağmen yürütecek… Ama diğer yandan diplomasi kanalını mutlaka işletmeli. Gemilerin bu vakur faaliyetlerine diplomasi alanında destek aramalı… Eğer Kıbrıs’ta taraflar arası görüşmelerin yeniden canlandırılmasını teşvik eden, cesaretlendiren hatta adım atan taraf olursa, mutlaka diplomasi de karşılık bulacaktır…En azından ‘uzlaşmayanların’ iyot gibi açığa çıkmasına neden olur”…

 

DİPTEKİLER

Çalışma Barışını Sağlayamayan Devlet: ILO Sözleşmeleri’nden bahsetmiş Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu. Zorla sendikalaşma getiremezlermiş. Neden? Yapanlar nasıl yapıyor? Koskoca İngiltere ILO sözleşmelerine aykırı mı hareket ediyor? İşçi, işverenle sözleşmesini imzalamadan önce, sendikaya üye olmak zorunda. Sonra, sektörel asgari ücret konusu var, sonra denetim yetersizliği… Kısaca devlet sadece arabulucu değil, düzenleyici olmak zorunda. İşveren ve işçi kesimlerinin arasındaki sorununun kaynağı, devletin çalışma barışını sağlama görevini yerine getirmemesi…

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı