İşin ilginç tarafı bazı öğretmenlerin bile durumu kanıksamış olmasıdır. Okullara kayıt olurken velilerden ‘para’ istenmesi, ‘sosyal devlet’ anlayışı ile hiç uyuşmaz; çelişki yaratır. KKTC’de bir devlet okulu; kayıt ücreti 150 TL, kıyafet ücreti 420 TL, okul dergi ücreti 25 TL toplam 595 TL. Eee özel okuldan farkı ne? Hem sosyal devlet olacaksınız hem de velilerden çocuğunu okula kayıt ederken para dileneceksiniz. Aslında söyleyecek en güzel söz; ‘okullara artık kilit vurup eve gidiniz’dir. Krallıkla yönetilen Dubai ve Abu Dabi’de bile eğitim tamamen ücretsizdir ayrıca her evde polis, öğretmen, memur olması da koşul gibidir. Ayrıca kral evlenecek olan gençlere ‘ev’i de ücretsiz olarak vermekte. Krallıklarda bile böyle iken, burası ‘sosyal devlet’miş ve kayıt parası; geç bunları…
Kayıt parasını haklı çıkaracak her yanıt aslında çarpıtmadır; başka birşey değildir. Okul kurumunun, toplumların tarihsel gelişim süreci içerisinde nasıl ortaya çıktığına bakmak lazım. İlkokulların ortaya çıkışı, tarıma dayalı toplum tipinde ‘makine’nin tarımda kullanılmasıyla başlar. Bu dönemde makine (en etkili makine trakördür) sayesinde ekonomi kurumunda önemli gelişmeler olur. Tüketim fazlası ürün ortaya çıkar ayrıca makinelerin tamiri için de ‘zanaatkarlık’ mesleği ortaya çıkar. Tüketim fazlası ürünü depolayıp satacak ‘tüccar’ statüsü de ortaya çıkar.
Zanaatkarlar ve tüccarların önceki toplum tipi olan insan gücü ile yapılan ‘tarıma dayalı toplum tipinde’ tarım işçisinden farklı nitelikleri olmalıydı. Söz konusu nitelikler de okuma-yazma ve basit matematik becerileriydi; işte bu nedenler ilkokulları ortaya çıkmasına neden olur.
Endüstri toplumuna doğru evrilince herşey daha da değişir. Yeni evli çift şehirde ayrı bir evde yaşamaya ve fabrikalarda çalışmaya başlar. Endüstri toplumunda, tarım işçisi değil fabrika işçisi aranmaya başlanır. Endüstri toplumu yeni ekonomik üretim biçimi temelinde örgütlenir. Fabrika işçisi, tarım işçisinden farklı olarak bütün gün fabrikada çalışmaya başlar, evde olmadığı için de çocuğuna tarım işçisi gibi ne genel kültürü ne de mesleği öğretmez duruma gelir.
Devlet üretim biçimi nedeniyle insangücü ihtiyacı duyduğundan, çalışanların çocuklarına aile fabrikada çalıştığı süre içerisinde bakmak zorunda kaldı. İşte bu nedenle ‘okul’ kurumu ortaya çıkar. Okula açık ve kapalı diye iki fonksiyon yüklenir. Açık işlev öğrencilere akademik bilgiler, genel kültür ve sonuç olarak dda meslek öğretmektir. Kapalı işleve ise çocuklara bakıcılık yapmak, eş seçmek, çevre edinmek gibi örnekler verilebilir.
Sosyal devletler bu nedenle, çocuklara meslek ve genel kültür kazandırmak zorunda oldukları için ‘eğitimi parasız’ ve belirli bir yaşa kadar da ‘zorunlu’ hale getirmişlerdir. Zorunlu eğitim kesinlikle ve kesinlikle ‘parasız’ olmak zorundadır; ne kayıt parası, ne kitap parası, kıyafet parası, ne kağıt parası asla ve asla talep edilemez çünkü zorunlu eğitim, devletin yasalar ile koruma altına aldığı örgün eğitim kademesidir. Yani eğer veliler, ilgili yaştaki çocuğunu okula göndermiyorsa para ve pekçok ülkede olduğu gibi hapis ‘ceza’sına çarptırılmaları için yasalar çıkarılmıştır.
Öylesye eğer sosyal devlet, velilere zorunlu eğitimi dayatıyorsa, onlardan para talep edemez. Tıpkı hapise suç işleyip cezasını çekmek için giren mahkumlardan kıyafet parası, yemek parası, yazdığı mektup kağıdının parasını talep etmediği gibi…
Efendim buraları geri kalmış ülke konumunda bırakan, eski siyaset ve onun tüm aktörleri olan yöneticiler ‘Sosyal Devlet’ nedir? Sosyal devlet yapılanması nasıldır? Sosyal devlette neler hak ve adalete uygundur? gibi soruların yanıtını ya bilmiyorlar ya da bilmiyormuş gibi yapıyorlar. İşlerine nasıl gelirse o şekilde davranıyorlar.
En üzücü olansa birazcık mürekkep yalamış olanların da zorunlu eğitim ve zorunlu olmayıp ama parasız olan ortaöğretimde ‘kayıt parası’nı haklı çıkaracak uydurma cevaplar yaratıp, vatandaşı yanıltmalarıdır.
KKTC Milli Eğitim Yasası’nın 9. Madesi 15 aşına kadar devlet öğrencilere parasız eğitim vermeye garanti alıtına almıştır*. O halde ders kitapları, kağıt, kalem, defter, silgi, kıyafet ve her türlü materyali çocuklara sağlamalıdır. Halktan toplanan vergiler bunun için kullanılmalıdır. Lüks makam araçları için ya da yandaşlara kredi olarak dağıtmak için değil. Bilmem anlatabildik mi?
*https://www.mebnet.net/sites/default/files/17-1986.pdf/sayfa 5
































