Köşe Yazarları

KAVRAM KARMAŞASI











Sosyal medyanın ulaştığı seviye,  gerçek  ve doğru bilgiler yerine sığ bilgilerin yaygınlaşmasını körüklüyor.




Özellikle gençler bilgileri derinlemesine öğrenmek yerine, sıradan sitelerden, yanlış bilgilerin bombardımanına uğrayarak, sığ bilgilerle derinlemesine tahliller yapmaya çalışıyor.



Okumak, insanlık tarihinin en büyük aydınlatma hamlesidir. Okuyan, araştıran insan, bir konuya birçok farklı yönden bakma yeteneğini kazanır. Bu kazanım da, dünyadaki birçok olaya daha objektif bakmayı getirir.

Kıbrıs’ta okumak, kelimelerin anlamı üzerinde daha derinlemesine bakış açısını kazanmak için çok gereklidir.

Kıbrıs politikalarında, Annan Planının ayrıntıları, toplumlara neler önerildiği, çok yakın bir zaman diliminde unutulmuş, gerçekler yerine klişe sloganlarla bu Plan hem Kuzey’de hem de Güney Kıbrıs’ta saldırıların ana hedefi haline getirilmiştir.

Annan Planı gibi, Federal Çözüm, Üniter Devlet kavramları da içi boş sözler olarak sunulmaya çalışılmaktadır.

Çözüm isteyen ve dünyanın çizdiği Federal Devlet kavramına sarılan Kıbrıslı Türkler Rumcu, Rumlar ise Türkçü diye suçlanmakta ve Kıbrıs’ta çözümsüzlük, her iki tarafta milliyetçilik olarak ileri sürülmektedir.

Kavram karmaşası, sadece Kıbrıs’ın her iki tarafının hastalığı değildir.

Özellikle mülteciler kavramı üzerinde ayrıntılı durup, bunun nedenlerini tartışmak yerine gelişmiş kapitalist ülkeler, bu insanların kendi içlerine girmemesi için, insancıl olmayan yollara yönelmektedirler.

Oysa, Amerika ve birçok batılı ülke insanı, önceden bin bir zorlukla oraya giren mültecilerin çocuklarından başka bir şey değillerdir.

Batılı ülkelerdeki aydınlar, mültecinin kendi yurdunu ve her şeyini terk ederek atıldıkları dramatik yolculukların, o ülkelerdeki demokrasi yokluğu, azgın sömürü ve diktatörlere karşı Batı Kamuoyunun pasifliğinden kaynaklandığını araştırmaya yönlendirilememektedirler.

Mültecileri sınırlardan geri çevirmek, onları Akdeniz’in azgın dalgalarına yeniden geri göndermek hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemez. Ama ne yazık ki, bu baskıları uygulayan ülkelerin politikacılarına karşı, ülke içinde yaşayanlar gerekli tepkiyi koyamamaktadırlar.

Bütün dünyada insanlar ortak hedefler yerine, dar çıkarların peşinde koşmakta ve tüketim toplumunun parçası haline gelmektedirler.

Tüketim toplumunda, şirketler  her geçen gün büyürlerken, üretim sürecinde dünyada yarattıkları kirliliği gizlemeyi becerebilmektedirler.

Doğayı koruyamamak, adım adım çevre felaketlerini tetiklemektedir. Dünya nufusu hızla artarken, özellikle iklim değişikliğinin, tüm dünyada CANLI YAŞAMINI yok olmaya doğru sürüklediği gizlenmektedir.

Kısaca, sosyal medyada can alıcı konular yerine, sıradan konular , dedikodular, artistlerin şatafatlı yaşamları, futbol ve futbolcuların yaşamları ön plana geçirilmektedir.

Kavram karmaşası, çağımızın en tehlikeli hastalığıdır. Ancak bu hastalığın yaygınlaşmasından belli bir zümrenin kısa dönemlerde  büyük gelirler elde ettiği ve bu çevrelerce desteklendiği unutulmamalıdır.

Duyarlı insan olmanın ilk adımı düşünmek, kavramların gerçek anlamını araştırmak ve objektif olmaktan geçer.





Başa dön tuşu